İkinci görüşme öncesi tablo

Türkiye ve Ermenistan temsilcileri 14 Ocak’ta Moskova’da buluştu. Taraflar, görüşme sonunda ortak açıklama yaptı ama içeriğe dair fazla bir ipucu vermedi. Malum ilk görüşmeye Rusya ev sahipliği yapmıştı. 9 Ocak 2022 tarihli yazımda “Ankara, Rusya’nın rolünün ‘ev sahipliğiyle’ sınırlı kalması konusunda kararlı” diye yazmıştım. Öyle de oldu. Moskova’daki görüşmenin baş başa yapıldığını biliyoruz. Dahası Rusya’nın “dikkatli bir ev sahipliği” yaptığını anlıyoruz. Zira görüşmede Ruslardan temsilci olmadığı gibi, Rus yetkililer taraflara sadece bir öğle yemeği verdi, o yemekte de görüşmeye ve içeriğine girmemeye özen gösterdi.

Merak edilen, Rusların bundan sonraki görüşmeye de ev sahipliği yapmak isteyip istemeyeceğiydi. Edinebildiğim bilgilere göre ikinci görüşme Moskova’da olmayacak. Bu konuda bir netlik var. Ancak nerede olacağı da belli değil. Temsilciler, Ermenistan’da da Türkiye’de de bir araya gelebilir. Görüşmenin mekânından daha önemli olansa, zamanlaması ve gündemi. Ankara, görüşmenin ara açılmadan bir an önce olmasından yana. Ankara'daki diplomatların akıllarındaki tarih ise "en geç Şubat ayı ortası." Ancak o görüşmeye giderken bir gündem de belirlenmesi gerekiyor. Gündem belirleme deyince, burada da taraflar arasında "kolay konulardan zor olanlara doğru" mu yoksa tersi bir yolla mı ilerleneceği konusunda henüz karara varılmamış görünüyor.

İkinci görüşme  öncesi tablo

Tarafların öncelikleri

İlk görüşmede taraflar müzakereleri önkoşulsuz yürütme konusunda mutabık kalmıştı. Bir diğer mutabakat ise görüşmelerin içeriğine dair basına konuşmamaktı. Ancak Ermeni temsilci Ruben Rubinyan, belki biraz siyasetçi kimliği belki biraz da üzerinde hissettiği baskı sebebiyle Erivan’ın bu süreçteki önceliklerine dair bir yorum yaptı. Ancak açıklamasında görüşmeleri sıkıntıya sokacak veya Türk tarafını rahatsız edecek bir içerik yoktu.

Bununla birlikte Rubinyan’ın açıklamasında görüş farklılığına dair bazı ipuçları bulduk. Rubinyan, “Ermenistan, normalleştirmeye, sınırı açmaya, diplomatik ilişkiler kurmaya hazır olduğunu her zaman ifade etmiştir. Ermeni tarafı, sınırın açılması gibi esas sorunları çözmekle ilgileniyor” dedi. Edinebildiğim bilgilere göre, Erivan yönetimi ilk görüşmede “Asıl konuları konuşalım, önce sınırların açılması, diplomatik ilişkilerin normalleştirilmesini görüşelim” dedi. Türk tarafı ise "Evet, nihai hedef bu ama şimdiden o konulara girilirse beklentiyi yükseltmiş oluruz, sürecin tıkanması halinde de hayal kırıklığı olur” görüşünü paylaştı. Bu sebeple sürece güven artırıcı adımlarla başlanması gerektiğini aktardı.

Temsilciler “önceliklere” dair karşılıklı notlarını alıp başkentlerine döndü. Rus Dışişleri Bakanlığı, görüşmeyle ilgili “Taraflar kolaydan zora doğru küçük adımlarla ilerleyerek yapıcı bir diyalog yürütmeye hazır olduklarını ortaya koydu” dedi. “Kolaydan zora” şeklinde bir mutabakat varmış gibi ifade edilse de, Ankara-Erivan henüz bu konuda aynı noktada değil. Bu öncelikler belirlenebilir ve bir gündem oluşturulabilirse, Türk ve Ermeni temsilciler ikinci görüşmenin yeri ve zamanını belirleyecek.

Hibrit saldırılar tam gaz

Dünya bu hafta yine nefesini tuttu, Batı-Rusya arasındaki Ukrayna krizine kilitlendi. Cuma günü ABD ve Rusya dışişleri bakanlarının Cenevre’deki buluşması da adeta bir “savaşı önleme” görüşmesiydi. O görüşmeye kadar Rusya’nın her an Ukrayna topraklarına askeri harekât başlatabileceği konuşuluyordu. Anlaşılan o ki, Blinken-Lavrov görüşmesinde “şimdilik” kaydıyla frene basıldı. Bunu, ortaya çıkan bir “kağıt” sözünden anlıyoruz.

İkinci görüşme  öncesi tablo

NATO’nun doğuya yani Rusya sınırlarına doğru genişlemesinden rahatsız olan Rusya uzun süredir ABD’den garantiler istiyordu. Bu görüşmede talebini tekrarlarken, Rus Bakan Lavrov da “ABD, güvenlik garantileri konusunda gelecek hafta yazılı cevap verecek” dedi. ABD Dışişleri Bakanı da bu bilgiyi doğruladı. “Müttefiklerimizle yapacağımız istişarelerin ardından fikrimizi önümüzdeki hafta Rusya ile yazılı olarak paylaşabileceğimizi tahmin ettiğimizi söyledim” dedi.

Özetle Batı-Rusya geriliminde konvansiyonel harekât belki bu görüşmeyle bir miktar ötelendi ama Ukrayna’ya dönük siber saldırılar güçlü şekilde sürüyor. Geçen haftalardaki saldırıyı Kadir Has Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Ahmet Salih Bıçakcı ile konuştum. Bıçakcı, son saldırıların ABD ve Rusya heyetlerinin 10 Ocak’ta Cenevre’deki görüşmelerden hemen sonra yaşandığına dikkat çekti ancak geçmişteki bazı saldırılarla kıyaslandığında onlar kadar yıkıcı olmadığını ifade etti. Asıl sorunun Ukrayna’nın 2015’ten bu yana siber saldırı tehdidi altında yaşaması olduğunu belirtti.

Kırılma tarihi: 2015

Doç. Dr. Bıçakcı, “Rusya konvansiyonel askeri yöntemleri kullanmadan önce siber saldırı taktiklerini kullanıyor. Ukrayna’ya dönük saldırılar ülkenin önemli, kritik altyapılarını işlevsizleştiriyor” dedi. Bıçakcı, Ukrayna’ya dönük ilk büyük saldırının 2015’de olduğunu hatırlatıyor. Ukrayna elektrik santrallerini hedef alan saldırılar, halkı doğrudan etkilemiş ve ülkenin bir bölümü kış günü elektriksiz kalmıştı.

2017’de dünyada pek çok ülkeyi vuran Notpedya saldırılarının en ağır darbeyi vurduğu ülke de yine Ukrayna’ydı. Bıçakcı “Bunlar verileri silen saldırı tipleriydi. Bu saldırıların ortalama süresi 190 gündür. Yani hedefinizi nasıl yok edeceğinizi planlamanızdan, bilgisayar sistemlerinin içine girip, izleyip, yapmak istediklerinizi yapıp, verileri alıp, çökertmeye kadar geçen süredir. Asıl yıkıcı olan da bu saldırılardır” dedi. Doç. Dr. Bıçakcı, gelecek süreçte ülkeler arasındaki büyük savaşların hibrit savaşlar üzerinden olacağını anlattı.

Batı bu saldırıların arkasında Rusya ile bağlantılı grupların olduğunu iddia ediyor. Moskova bu iddiaları reddetse de Rusya’nın ABD seçim sonuçlarını etkileyecek, 2021’de olduğu gibi ABD’nin en büyük enerji hatlarının sistemlerini çökertebilecek düzeyde hibrit saldırılar yapma kabiliyeti olduğunu bilmeyen yok.