Demirel'in vizyonu

Demirel'in vizyonu

       CUMHURBAŞKANI Demirel, Türkiye'nin "Kürt sorunu"na bakışını kesin bir dille açıklıyor:
     "Siyasi çözüm istiyoruz diye, ayrılıkçı terörü himaye edip Türkiye'yi de stabilize ederseniz, ülkeyi Yugoslavya'ya çevirirsiniz. PKK olayının FKÖ ile ne ilgisi var; orada işgal altındaki topraklar söz konusu. Batılı dostlarımız `verin bir parça toprak, canım ne olur' diyorlarsa şunu akıllarından çıkarmasınlar. Türkiye, kimseyle toprak pazarlığı yapmaz. Türkiye savaşarak da bölünmez. O savaş, çok kısa sürer."
       Demirel ile Viyana'daki son gece opera dönüşü, Imperial Oteli'ndeki "kral dairesi"nde konuşuyoruz.
       Ertuğrul Özkök ve Zafer Mutlu'yla birlikte yaptığımız söyleşi, iki saatten fazla sürüyor.
       Apo'nun italya'ya sığınma süreci, AB ilişkileri, gensoruda koalisyonun düşmesi halinde Türkiye'nin karşılaşabileceği sorunlar ve erken seçim üzerindeki "ufuk turu"nda Demirel bizleri "güncel sorunların" ötesine taşımaya çalışıyor.
       Avrasya ve Avrupa...
       Demirel, 2000'ler Türkiyesi'nin "vizyon"unu bu iki eksen üzerine oturtmuş.
       Bakü - Ceyhan petrol boru hattı, Türkmenistan doğal gazının Türkiye'ye getirilmesi ve Avrupa Birliği'ne tam üyelik.
       Yönünü Batı'ya çevirmiş, demokrasi içinde yönetilen, Rusya'dan Ortadoğu'ya bölgenin süper gücü Türkiye!
       Demirel'in Avusturya'yı ziyaret eden ilk Cumhurbaşkanı olma özelliğinin ardında, Klestil ile kurduğu dostluğun yanısıra Viyana'da 11 - 12 Aralık'ta toplanan AB zirvesinin önemi yatıyor. Lüksemburg zirvesindeki genişleme sürecinde yer almayan Türkiye'nin bu defa "12'ler arasında sayılması" için Cumhurbaşkanı'nca tam bir diplomasi seferberliği başlatıldı.
       Demirel, hükümeti de bu yönde harekete geçirmeye çalışıyor ve "AB ile siyasi ilişkilerinizi uzun süre askıda götüremezsiniz. Çünkü Avrupa, Türkiye için büyük pazar. Kaybedemezsiniz" diyor.
       Avusturya Başbakanı Klima, yakında öteki başkentlere tura çıkacak ve Türkiye'nin beklentisi doğrultusunda Yunanistan başta olmak üzere, engelleri aşmaya çalışacak.
       Avusturya kadar Almanya da kilit ülke konumundadır.
       Üstelik şimdi bir de Avrupa'yla ilişkilere "Apo gölgesi" düştü. Öcalan'ın İtalya'ya sığınması üzerine, dış temaslarda "Kürt sorunu" birinci sıraya oturdu. Avusturya Meclis Başkanı Sosyalist Fisher, Demirel'e açıkça sordu: "Terör var diyorsunuz ama, herhalde onun da bir nedeni yok mu?"
       Cumhurbaşkanı başladı anlatmaya:
     "Türkiye Cumhuriyeti üniter devlettir. Bu ülkede bin yıldır, Türklerle birlikte `ben Kürdüm' diyen insanlar da yaşıyor. Cumhuriyet, Osmanlının mirası üzerine kurulduğu için, yeni devlet dizayn edilirken, etnik ve inanç farklılığı, ırk, mezhep ayrılığı gözetilmedi. Herkese eşit bakıldı ve laiklik esas alındı.
       Türkiye'nin birliği, bölünmez bütünlüğü bu esaslara dayalıdır. Hangi ülke, kendi topraklarında terörün etnik ayrımcılığı beslemesine izin verir? Kişi haklarına evet ama, grupçulara hayır... Yugoslavya'ya çevrilmiş bir Türkiye'den ne umarsınız?
       Avrupa'nın Kürt meselesinde ısrarı, Türkiye'yi böler. Oysa, bizim ülkemizde, `ben Kürdüm' diyen adama, madem böyle diyorsun, `Sen Türksün' diye baskı yapılıyor mu? İşte, benim anayasal vatandaşlık dediğim kavram budur.
       Türkiye'nin her yerinde Doğu'dan gelen vatandaşlarımız var. Bolu, Diyarbakır, Hakkari, Balıkesir halkının başka devlet istediği falan yok... Bu insanlar Kurtuluş Savaşı'nı birlikte yaptı.
       Türkiye'de barış içinde yaşamak isteyen herkes açısından, ülkenin bölünmez bütünlüğü, olmazsa olmaz şarttır."
     
Demirel, bu aşamada Türkçenin dışındaki resmi dil kullanımında serbestlik, "Kürt partisi" kurulması gibi siyasi açılımları reddediyor. Ve ödünsüz görünüyor.
       Apo konusunda ise, sert konuşuyor:
     "Abdullah Öcalan'ın Roma'ya gelişinin ardında Avrupa'daki Kürt hareketenin yattığına inanmıyoruz. Türkiye'nin eline büyük koz geçmiştir. 30 bin kişinin katilini İtalya'da barındırmazlar. Olmaz öyle şey. Yıkarız dünyayı.
       Rusya'da kalsaydı işimiz zordu. Moskova himaye edebildi mi? Avrupa, Apo'yu barındıramaz.
       İtalya ile 5 milyar dolarlık alışverişimiz var. Belli ki, bir tezgah kurulmuş, İtalya Başbakanı'nın yakın geçmişte Moskova'yı ziyareti olmuş. ABD dahil, Türkiye'nin müttefiki büyük devletler, bir teröristin himaye görmesini onaylamıyor. Biraz sabredelim, İtalya da bu tutumu değiştirecektir.
       PKK adlı örgütün başının Suriye'den koparılmış olması büyük başarıdır."

       Apo olayının Türkiye'de yol açtığı gerilime ve gensoru nedeniyle sallanan hükümete dönersek...
       Cumhurbaşkanı Demirel, bu sıkıntılı durumu, her zamanki rahat üslubuyla yorumluyor:
     "Bu zamana kadar 55 hükümet kurulmuş, 56'ncı da kurulur... Sorunlar var diye ölelim mi? Bakın siyasette yüzde 99 şansla, yüzde 1 eşittir. Hele bir gensoru sonucunu görelim. Bugünden Türkiye ne olacak diye sorarsanız, 56'ncı hükümet benim cebimde değil ki?"
       Ve Süleyman Bey'den günün anlam ve önemine ilişkin bir fıkra:
       Padişahla terzinin öyküsünü eskiler bilir.
       Günlerden çarşamba... Padişah canı sıkıldığı için yeni bir kaftan dikilmesini istemiş. Terzi çağrılmış, Çin'den gelen kumaş verilmiş.
       Padişahın özel bir isteği varmış: Düğmeleri altından olacak!..
       Aksi halde, terzinin kellesi gidecek.
       İki günde bitirmek zor ama ne yapsın adamcağız, cuma sabahı kapısı çalındığında elindeki altın düğmelerini yetiştiremediği elbiseye bakıp karısıyla helalleşmiş.
       Oysa saraydan gelen haber başkaymış:
       Padişah ölmüş, terziye yeni siparişi bildirmişler:
     "Düğmeleri unut, o altınları tabuta çivi olarak çakacağız."




Yazara E-Posta: d.sazak@milliyet.com.tr