Sürpriz öneri

Sürpriz öneri

       SOLDA tarihi randevu bugün gerçekleşiyor.
       Ecevit ve Baykal nihayet buluşuyorlar.
       DSP ve CHP liderleriyle dün ayrı ayrı görüştük.
       Bülent Bey, Cindoruk'un DSP azınlık hükümetine destek olacaklarını açıklaması üzerine hayli rahatlamıştı.
       Bu durumda son söz CHP'nin olacaktı.
       Ecevit, Baykal'a "azınlık formülü"yle gidecek ve Türkiye'nin 1999'a girerken "kriz"den en az hasarla kurtulması ve 18 Nisan seçimlerine esenlikle ulaşılması için yardım isteyecekti.
       20 yıl sonra başbakanlık fırsatı yeniden "sol"un eline geçiyordu.
       Üstelik, "merkez sağ"ın iki partisi, "kerhen" de olsa bu sürece "evet" demek zorunda kalmışlardı.
       ANAP lideri Yılmaz, Ecevit'in azınlık hükümetini koşulsuz destekleyeceğini ilan etmişti.
       Çiller ise, "Öteki partileri iknaya çalışın, geniş bir katılım sağlarsanız biz de moral desteği veririz" vaadinde bulunuyordu.
       Bu durumda, Baykal'ın Ecevit'e vereceği yanıt, tarihi bir anlam ve sorumluluk kazanmaktadır.
       Peki, Deniz Bey ne yapacak?
     "Azınlık hükümeti olmaz" diye kestirip atacak mı?
       Yoksa, sosyal demokratların seçim işbirliğini de içeren "yapıcı bir öneriyle" ikinci bir buluşma için Ecevit'e kapıyı açık bırakacak mı?
       Edindiğimiz bilgiler, Ecevit'in Çiller'e yaptığı gibi, Baykal'ın da DSP liderine "sürpriz" bir öneri getireceği şeklindedir.
       Baykal, DSP - CHP bağımsızlar formülünün uygulanması koşuluyla Ecevit'le işbirliğine hazır olduğunu açıklayacaktır.
       CHP lideri, şunu söylemeye hazırlanıyor:
       "Biz, Sayın Ecevit'in başbakanlığına evet diyoruz. İtirazımız azınlık formülünedir. Madem Türkiye ağır bir bunalımda, ciddi bir krizle karşı karşıyayız, ülkenin hükümetsiz kalması istenmiyor, CHP olarak biz de elimizi taşın altına koymaya hazırız.
       Sayın Ecevit başbakan olsun, ANAP da dışarıdan desteklesin ama hükümet DSP - CHP ekseninde kurulsun, içinde bağımsızlar yer alsın."
       Evet, Baykal bugün Ecevit'e "birlikte hükümet olalım" çağrısını yapacaktır.
       Peki, CHP'nin getireceği bu öneri ne ölçüde gerçekçidir?
       Önce dünkü Cindoruk - Ecevit görüşmesinin bitiminde yapılan açıklamalara bakalım:
       DTP lideri diyor ki; "Sayın Ecevit'in hükümet kurma konusunda gösterdiği özverili çabalar, tarihi kişiliğine yakışmaktadır. Biz de kendisine elimizden gelen destek vereceğiz."
       Cindoruk'un bu sözleri, "azınlık formülü"nü içermekle birlikte Türkiye'nin içinden geçtiği "özel durum"u da yansıtmaktadır.
       Ecevit ise Cindoruk'u uğurlarken, "Ben zorluklara karşı uğraş vermeye alışmış bir siyaset adamıyım" diyerek FP dahil herkesin desteğini şükranla karşılayacağını belirtmekte, CHP'ye ise şu mesajı göndermektedir:
       "Şimdi sol blok, sağ blok zamanı değil. Milletimizi cepheleştirme sonucunu verecek formüllerin sağlıklı olduğunu sanmıyorum. Şu anda benim gündemimde azınlık hükümeti var."
       İşte, bugünkü görüşmenin kilitlenmemesi için tarafların sadece kendi doğrularında ısrar etmemeleri ve mazlum çoğunluğun beklentilerine de kulak vermeleri gerekmektedir.
       Ecevit, görevi aldığında denediği ilk model, ANAP - DSP - DYP koalisyonuydu.
       Olmadı.
       Çiller, "ANAP'la olmaz" deyince, DSP azınlık hükümeti oluşumu gündeme geldi.
       CHP, Ecevit'e destek verirse mesele kalmayacak.
       Eğer bu destek, "azınlık" yerine DSP - CHP bağımsızlar eksenine oturursa, yeni bir tablo doğacak.
       Baykal, bu "sürpriz" seçeneği "sol blok"un seçim stratejisi olarak da görüyor ve "Siyaset çok parçalandı, bugünkü yapıdan çıkılması için sağın kendi içinde, solun kendi içinde toparlanması gerekiyor" diyor.
       Özetle...
       Merkez solda CHP - DSP, merkez sağda ANAP - DYP birlikteliğini arıyor.
       Fazilet aldı başını gidiyor; parlamentonun dörtte üçü sağın sultasında!
       Dileriz, aslan sosyal demokratlar, bu defa ayaklarına gelen fırsatı kaçırmazlar.
       Ecevit ve Baykal, "zoru" başarmalıdırlar.




Yazara E-Posta: d.sazak@milliyet.com.tr