Palm yağı geleceğimizden mi çalıyor?

Geçtiğimiz cumartesi Dünya Gıda Günü’ydü. Bir beslenme uzmanı olarak uzun zamandır birey ve gezegen sağlığı için çalışıyorum. Daha iyi bir dünya için, gıdamızı koruyup geleceğimizi beslemek için neler yapabiliriz düşünmek gerekiyor.

Şu anda dünya üzerindeki herkesi,  erkeği, kadını, çocuğu doyuracak gıda varken, açlıkla mücadele eden insan sayısı yaklaşık 700 milyon. Diğer taraftan, 2 milyar kişi malnütrisyon, obezite gibi yanlış beslenmeyle ilişkili kronik hastalıklarla mücadele ediyor. Daha iyi geleceğe giden en basit yollardan biri ise gıda okuryazarlığı. Çünkü satın aldığımız her şey, hem birey hem de gezegenin sağlığını etkileyen bir seçim olarak karşımıza çıkıyor.

Bu yazımda ise sıkça görmeye alışık olduğumuz, ancak hem gezegen hem de insan sağlığı için soru işaretlerinin olduğu palm yağına daha yakından bakalım istedim.

Çoğu paketli gıdada var

Palm yağı ve palm çekirdeği yağı, palmiye ağaçlarının meyvelerinden elde edilen, yenilebilir bitki yağıdır. 5.000 yıldan fazla bir süredir gıda hazırlamada kullanılıyor. Palm yağı için dünyada en çok üretilen yenilebilir bitkisel yağ diyebiliriz. Market raflarına göz attığınızda inanamayacaksınız. Hayatımızın pek çok alanında belki de farkında olmadan palm yağıyla karşı karşıyayız. Paketli pek çok ürün palm yağı içeriyor. Kekler, peynirler, cipsler, çikolatalar, kurabiyeler, fıstık ezmesi... Hatta öyle ki bebek maması ve kozmetik ürünlerde dahi var olduğunu göreceksiniz. Çocuklarınıza yedirdiğiniz sağlıklı alternatiflerde bile karşımıza çıkıyor.

Sağlığa etkisi

Palm yağı oda sıcaklığında katı halde bulunur. Yüksek ısıl işlem sonrası insan sağlığına zararı konusunda birçok çalışma var. Örneğin, palm yağı açısından zengin beslenmek obezite ve kalp hastalıklarıyla ilişkili. Oksitlenmiş halde kullanıldığında vücudun fizyolojik ve biyokimyasal fonksiyonları için potansiyel tehlikeler barındırıyor. Oksitlenmiş palm yağı, plazma lipid profili, serbest yağ asitleri, fosfolipitler ve serebrositler üzerinde olumsuz bir etkiye neden oluyor. Özellikle böbrekler, akciğerler, karaciğer ve kalpte organ toksisitesine neden olduğuna dair çalışmalar var. Yakın zamanda palm yağının diğer bitkisel yağlara kıyasla daha zararlı olduğuyla ilgili çalışmalar da yapılmaya devam ediyor. Avrupa Gıda Standartları Ajansı’nın (EFSA) 2016’da yayımladığı raporda 200 derece üzerinde ısıtılan palm yağının kanserojen madde ürettiği ve diğer bitkisel yağlardan daha tehlikeli olduğu belirtiliyor.

Fakat yüksek sıcaklık sadece palm yağı için tehlikeli değil. Yapılan çalışmalar, yüksek sıcaklığa maruz kalan diğer bitkisel yağların da olumsuz etkilerinin olduğunu gösteriyor.

Tartışmalar devam ediyor

Maliyetinin düşük olması, renge, kokuya, tada, sonuç olarak gıdanın lezzetine olumsuz bir etki bırakmaması ve trans yağ içermemesi nedeniyle gıda sektöründe sıkça tercih edilebiliyor. Fakat bu konuda tartışmalar da devam ediyor. Örneğin, konuyla ilgili olarak, Sri Lanka, geçtiğimiz aylarda, yarattığı ekolojik tahribat ve sağlık sorunları nedeniyle palmiye yağının ithalatını ve yeni palmiye çiftliklerini yasakladığını duyurdu.

Çözüm ne?

2003’te Sürdürülebilir Palmiye Yağı Grubu adı altında bir araya gelen üreticiler bu fikir ve uygulamayı teşvik etmeye başladı. Palmiye yağı sektöründeki şirketlerin çabalarını olumlu karşılayan Dünya Doğayı Koruma Vakfı (WWF) bile, bugün üretilen palmiye yağının sadece yüzde 18 kadarının “sürdürülebilir” nitelikte olduğunu ifade ediyor.

Palm yağı içeren paketli besinler yerine sağlıklı alternatifleri tercih etmek çözümün bir parçası. Unutmayalım ki sağlıklı beslenmeyle açlığa son verilmiş bir dünya mümkün. Daha iyi üretim, daha iyi beslenme, daha iyi bir çevre ve daha iyi bir gelecek için hepimizin üzerine düşen görevler var.

Palm yağı geleceğimizden mi çalıyor

Doğaya etkisi de büyük

Birleşmiş Milletler raporuna göre, 2014’ten bu yana İngiltere’nin beş katı büyüklüğünde tropikal ormanının hayvan yemi, biyoyakıt soya ve palm yağı için yok edildiğini biliyor musunuz? Her zaman söylediğim gibi, gezegen iyi olmazsa biz de iyi olamayız. Bu konudaki en büyük tartışmalardan biri de palm yağı için yağmur ormanlarının yok ediliyor olması. WWF geçen hafta 2021 palm yağı alıcıları puanlamasını açıkladı. Maalesef pek çok üretici sınıfta kaldı. 2015’ten bugüne 25 palm yağı üreticisi 130 bin hektar yağmur ormanını bu yüzden yok etti. Palm yağı kullanımı arttıkça daha fazla alan açmak için yağmur ormanlarının yok edilmesi geleceğimizi yok etmek demek. Çünkü toprak ve doğal kaynaklar sınırlı. Dünyada her altı saniyede bir futbol sahası büyüklüğünde orman yok olurken, bu hepimiz için daha fazla karbon salımı ve iklim krizinin tetikleyicisi demek. Ormansızlaşma nesli tükenmekte olan türlerin yaşam alanlarını yok ederek biyoçeşitliliği azaltıyor. Ormansızlaşma atmosfere milyonlarca ton sera gazı salıyor ve iklim krizine sebep oluyor.