Anevrizma Hakkında Merak Edilen Detaylar

9 Ağustos 2018

Anevrizma Nedir?

Anevrizma, atardamarların duvarında oluşan “baloncuk” şeklindeki patolojik genişlemeleri tarif eden genel tıbbi tanımlamadır. Beyin atardamarları ve aort damarı, anevrizmaların en sık yerleştiği bölgelerdir. Anevrizmalar, morfolojilerine göre 'saküler' ve 'fusiform' olarak sınıflandırılırlar.

Damar duvarının belirli bir noktasından çıkıp, nispeten yuvarlak bir şekle sahip anevrizmalara, saküler anevrizma adı verilir. Damar duvarında “iğ” şeklinde bir genişleme şeklinde olan anevrizmalar, fusiform anevrizmalar olarak tanımlanır. Ayrıca, anevrizmalar, duvar yapılarına göre “gerçek anevrizmalar” ve “yalancı (psödo) anevrizmalar” olarak sınıflandırılırlar.

Anevrizmalar, genellikle vücutta baş ağrısı hariç belirti yaratmazlar. Bu yüzden, geç fark edildiği için tedavi süreci oldukça zordur. Anevrizma duvarları, çok ince yapıda oldukları için, zamanla incelerek patlar ve beyin kanamasına sebep olur. Patladıktan sonra farkedilen anevrizmalar, insan hayatı için hayati bir önem taşır.

Anevrizma Kimlerde Görülür?

Anevrizma, doğuştan olan genetik bir hastalık değildir. Hastalığın görülme olasılığı, yaş ile doğru orantılı bir şekilde artar. Kişinin 1. derece akrabalarında çok fazla anevrizma hastalığına rastlanıyor ise, hastalığın görülme riski artar. Bu yüzden böyle bir durumda, düzenli aralıklarla görüntüleme ile kontrol sağlanmalıdır. Bunun yanı sıra, polikistik kistik böbrek hastalığı, feokrositoma, aort koartasyonu, fibromusküler displazi gibi bir hastalığı bulunan kişilerde, anevrizma görülme olsalığı artar.

Anevrizma Belirtileri Nelerdir?

Beyin atardamarları ve aort damarı, anevrizmaların en sık yerleştiği bölgelerdir. Beyin anevrizmalarının toplumda görülme sıklığı,

Yazının devamı...

Geçici İskemik Atak Nedir?

19 Haziran 2018

Selamlar Sevgili Okuyucularım,

Halk arasında “geçici felç” olarak adlandırılan, 24 saatten daha kısa süren ve kalıcı sakatlık bırakmayan geçici iskemik ataklar, eğer ciddiye alınmazsa kalıcı inmenin habercisi olabilir.

Geçici iskemik atak, beynimize giden kanın kısmi ya da tamamen kesilmesi ile 24 saatten az süren, kalıcı olmayan belirtilere denir. Sıklıkla bir beyin damarının pıhtı ile kapanması sonucunda meydana gelen geçici iskemik ataklarda, pıhtının yok edilmesi halinde belirtiler geçer ve kalıcı inme (felç) riski azalır. Ancak, pıhtının büyük olması halinde ya da eritilmesi sağlanamazsa çok ciddi felç ve ölüme kadar giden beyin hasarıyla karşı karşıya kalınabilir.

Bu sebeple geçici iskemik atak, tıpkı kalp ağrısı hastalarında olduğu gibi çok ciddi bir şekilde tetkik ve teşhis edilmeli ve tekrarlaması önlenmelidir. Beynimiz maalesef kalbimizden çok daha hassas bir dokudur ve çok küçük alanların hasarı bile geri dönüşümü olmayan çok büyük fonksiyon kayıplarına sebep olabilir.

Geçici İskemik Atak (Geçici Felç) Belirtileri Nelerdir?

Genellikle dakikalar içinde geçen ancak 24 saate kadar uzayabilen, vücudumuzun bir tarafında yüz, kol ve veya bacakta his kaybı, hareket kaybı, geçici körlük, konuşamama ya da konuşulanları anlayamama, çift görme, şiddetli baş dönmesi, denge kaybı ve şuur kapanması gibi belirtiler geçici iskemik atak habercisidir. Pıhtının erimesi halinde bu bulgular kaybolur ve beyinde kalıcı hasar bırakmaz.

Geçici İskemik Atak Nedenleri

Atakların bilinen en sık nedeni pıhtı atılmasıdır. Pıhtı 3 kaynaktan birinden beynimize ulaşır:

Yazının devamı...

Faset Sendromu Nedir? Nasıl Tedavi Edilir?

11 Nisan 2018

Herkese Selamlar

Bundan böyle her hafta sizler için uzman olduğum alanla ilgili çeşitli yazılar yazarak kafanıza takılan soru işaretlerini gidermeye çalışacağım.

İlk yazım Faset Sendromu ve detaylarını içeren bir yazı olsun istedim.

Birçoğunuz, bel, boyun ve sırt ağrılarınızdan şikayetleniyor ve bu ağrılardan bir an önce kurtulmak istiyor olabilirsiniz. Bu ağrıların pek çok sebebi olabilir. Göz ardı edilen ağrı kaynaklarından biri de halk arasında çok bilinmeyen ’’Faset Sendromu’’dur.

Peki ’’Faset Sendromu’’ Nedir?

Faset Sendromu’nun bel ağrısının üzerinde yeterince durulmayan ancak sık görülen bir nedeni olduğunu söyleyebilirim. Halk arasında bel omurlarında kireçlenme olarak bilinen bu durum, çoğu kez bel ve boyun fıtığı ile birlikte bulunabilir. Bu nedenle bir ağrı kaynağı olarak göz ardı edilebilir. Faset sendromu, özellikle 50’li yaşlardan sonra bel ağrısının en sık görülen nedenidir. Buna rağmen faset sendromu bir yandan halk arasında, diğer yandan da doktorlar tarafından yeterince tanınmayan, ihmal edilen ve üzerinde durulmayan bir hastalıktır.

Doğru teşhis koyulamamış, anlaşılmamış, yeterince tedavi edilmemiş birçok bel ağrısı hastası, uzun süreli (kronik) bel ağrıları nedeni ile doktor doktor dolaşır, değişik ağrı kesici ilaçlar alır, sonu gelmeyen ve yeterince fayda görmedikleri fizik tedavi uygulamalarından fayda umarlar.

Ağrılarına çare bulamayan bir kısım hasta ise bel ağrısını tedavi ettiklerini iddia eden birçok tıp dışı uygulamacının kapısını dahi çalar, internette ya da televizyonda gördükleri istismar amaçlı ürünlerden fayda beklerler.

Yazının devamı...