İKSV seçkilerine bir bakış

İstanbul Kültür Sanat Vakfı (İKSV), uzun bir süredir seyirciye online olarak ulaşıyor. Malum, pandemi günlerinde sinema bir başka oldu. Ocak ayı programı oldukça dolu. Online tek film veya toplam paket olarak kiralanan filmler arasında. 2021 Yabancı Dilde Oscar aday adayları da var. Bu listeden seçtiğim iki filmi tanıtmak istiyorum.

UMUDUN DİLİ

Holokaust filmlerine yeni bir hikâye ekleyen ‘Umudun Dili’, akıcı kurgusu ve oyunculuk kalitesiyle öne çıkıyor. Yahudi Gilles, yalan söyleyerek bir nehir kenarındaki Nazilerin toplu infazından kurtulur, toplama kampına getirilir. İranlı olduğu yalanı, Gilles’in hayatını o an için kurtarır. İki asker onu yaka paça, Nazi kamp komutanının karşısına çıkarır. Komutan bir an önce Farsça öğrenmek istemektedir. Gilles, yaşamda kalmanın bedelini, önce kendisinin İranlı olduğuna inandırmak, sonrasında da Farsça adına yeni bir lisan uydurmak üzerinden ödemek zorundadır. Yaşamda kalmanın değeri, korkular, hafıza, yeni bir dil ve kimlik üzerinden ilerleyen hikâyeyi, Gilles kimliğini eldiven gibi giymiş Nahuel Pérez Biscayart’ın sıra dışı performansı sırtlıyor. Çelimsiz bedenine yüklediği çelik irade, onu bir kahramana dönüştürüyor. ‘Kalp Atışı 120 Dakika’da yine akılda kalan bir performans sunmuştu Biscayart. Yönetmen koltuğundaki Perelman, kusursuz kurgusu ve yerinde duygusal dokunuşlarıyla, izlediğimiz en farklı Holokaust filmlerinden birisini kotarmış.

ÇİRKİN MASALLAR

İtalyan yapımı ‘Çirkin Masallar’ son Berlinale’de en iyi senaryo ödülü kazanarak dikkat çekti. Bir masal anlatımı gibi yola çıkıp, gittikçe sarsıcı finale ilerleyen bir film... Roma’nın yaz sıcağının buram buram hissedildiği bir banliyösünde, farklı ailelerin hayatlarına giriyoruz. Hali vakti yerinde olan Placido ailesi, iki çocuğu Dennis ve Alessia, pizzacıda garsonluk yapan Amerio Guerrini ve hiç konuşmayan oğlu Geremia, olayların merkezinde kalan karakterler. Çocuklarının okuldaki pekiyi notlarıyla övünen Placido ailesinin içine girildikçe sırlar, sırmalar dökülüyor. Şiddet eğilimli baba, kafası karışık çalışkan çocuklar, ortada kalmış anne... Her şeyi suskunlukla gözlemleyen Geremia’nın bulduğu, muhtemelen bir kız çocuğuna ait bir anı defterinde yazılanlar karşımıza geliyor. Geremia ise onca yoksulluk içinde babasının istediği sert adam olmaya çabalayan, ezik bir çocuk. Gazetelerdeki üçüncü sayfa haberlerine konu olabilecek olayların geçtiği, bu sessiz sakin banliyö, ikiyüzlü ahlakın gösteri sahnesi... Dört dörtlük aile portrelerinin arkası şiddet, ahlaksızlık, yalnızlık ve toleranssızlık dolu.
İtalyan D’Innocenza Kardeşler’in yazıp yönettiği film, kendi ülkesinde ve çeşitli festivallerde birçok ödülle taçlandırıldı. Haneke, Lanthimos, Lynch, Seidel temalarına yakın duran, kötülüğün büyüleyici, masalsı bir anlatımla süslendiği bir film. Yakın plan çekimlerin hâkim olduğu uzun sekanslar, seyirciyi beklenmedik sonuçlara taşıyor.