İyi ve kötünün muğlak sınırı

Netflix’te yer alan Fransız dizisi ‘Karanlık Kadrolar’ son günlerin en ilginç yapımı. Fransızca adıyla ‘Dérapages’, çevirisiyle ‘Kayanlar’, İngilizce çevirisiyle ‘Inhuman Resources’ yani ‘İnsani Olmayan Kaynaklar’, Türkçesi ise ‘Karanlık Kadrolar’ olunca kafa karışıyor. Gerçekte her üç çeviri bir araya gelince, 6 bölümlük bu dizinin alt metni ortaya çıkıyor. Ahlaki, insani olmayan tarafıyla modern paradigmaların insan başarısına ve başarısızlığına karar vermesi... İnsanın, ne kadar iyi niyetli olursa olsun, kendisine karşı yapılan haksızlıklar karşısında karanlık tarafa geçebiliyor olması... Hatta düşmanları kadar karanlıklaşması... İnsanlık tarihinin var oluşundan bu yana, kardeşin kardeşi öldürdüğü Habil ve Kabil mitinden beri süregelen ikilem...

İzlemeden önce başrolde, Eric Cantona’nın varlığı dikkatimi çekmişti. Manchester United formasıyla harikalar yaratmış bu futbol idolü, jübilesinden sonra hayatını sinemada sürdürmeye karar vermişti. Saha içinde beklenmeyen hareketleri ve golleri yanında agresif karakteriyle de tanınır. Forma yakasını yukarıya doğru katlamasıyla bilinir, bu onun için dik duruşu temsil eder. Politik olarak sosyalist, eşitlikçi çıkışları ve aksiyonlarıyla tanınır. Yan roller, klip oyunculuğu, yapımcılık derken bu dizinin de başkarakteri olarak karşımıza çıkıyor. Tam bilinen kimliğiyle örtüşen bir karaktere can veriyor. Öfkeli, agresif olabilen; haksızlığa karşı her türlü riski göz alabilen Alain Delambre...

İyi ve kötünün muğlak sınırı

Mükemmel karakterler

Başarılı bir insan kaynakları uzmanıyken işini kaybeden, ilerleyen yaşından dolayı sonraki 6 yılını, kısmen işsiz geçiren Delambre, geçimsiz ve agresif bir kimliğe dönüşmüştür. Uluslararası satış yapan, silah üreticisi Exxpa şirketinden aldığı iş teklifine önce şaşırır. Şirket, sahte bir rehine operasyonu planlamakta ve Delambre’dan bu operasyonu yönetmesi istenmektedir. Operasyonun etik ve ahlaki olmadığı da ayan beyan ortadadır. İnsanların korku ve tehdit karşısındaki reaksiyonlarını ölçme gibi, zaten sapkın olan niyetin altında farklı hedefler vardır. Dizinin 2005’te geçmiş, gerçek bir olayı anlatan Pierre Lemaitre’in çok satan romanından uyarlandığını da belirteyim.

Fransız sinemasından gözümüze aşina oyuncular, mükemmel karakterler yaratıyor. Önce Cantona’dan bahsedelim... Tek kelimeyle mükemmel. Ondan beklediğimiz, patlayan ve aksiyoner bir karakteri son derece inandırıcı bir biçimde canlandırmış. Eşi Nicole’da Suzanne Clément, kankası Charles’ta yılların oyuncusu Gustave Kervern, kötü CEO’da Alex Lutz... Hepsi çok iyiler.

Modern zaman köleliği ve ahlakı üzerine son zamanlarda yapılmış en güzel işlerden birisi olan bu mini diziyi izleyin derim.