Stresle başa çıkma kılavuzu

17 Kasım 2019

Kronik stres sadece ruhsal değil aynı zamanda fiziksel sağlığı da olumsuz etkiler. Merak etmeyin, yaşamınızı değiştirmeden de stres düzeyinizi aşağı çekmek mümkünGeçen hafta kronik stresin sağlığınıza nasıl belden aşağı bir darbe indirdiğini öğrendik. Artık stres düzeyi yüksek bir yaşamın ömürden ömür çaldığını biliyorsunuz. Bu yazımızda doğru beslenerek, takviyelerden destek alarak ve hayatınızda bazı küçük değişiklikler yaparak stres seviyenizi nasıl aşağı çekebileceğinizi keşfedeceğiz.

Omega-3 etkisi

Tıp öğrencileri sık sık soğuk algınlığı, grip gibi hastalıklara yakalanır. Tıp eğitiminin son derece stresli olduğu ve stresin bağışıklık sistemini çökerttiği düşünülecek olursa bu çok normal. Bilim insanları Omega 3 takviyesinin stresle baş etmedeki etkisini görmek için tıp öğrencilerinin yer aldığı bilimsel bir araştırma yapmışlar.(1) Öğrenciler iki gruba ayrılarak birinci gruba plasebo ikinci gruba ise yüksek dozlarda Omega 3 takviyesi verilmiş. Üç ay süren çalışma boyunca hem öğrencilerle görüşmeler yapılmış hem de kan örnekleri alınmış. Bir süre sonra Omega 3 takviyesi alan grubun stres düzeyinde yüzde 20, stresle ilişkilendirilen ve bağışıklık sistemini olumsuz etkileyen kan değerlerinde ise yüzde 15 azalma olduğu gözleniyor. Etkili bir stres kontrolü için, hem diyetinizdeki zengin Omega 3 kaynaklarını (yağlı deniz balıkları, serbest gezen tavuğun eti ve yumurtası, ceviz, badem, semizotu gibi) artırın hem de Omega 3 takviyesi alın.

C vitamini seviyeniz ne durumda?

Yazının devamı...

Sirke sağlıktır

3 Kasım 2019

Şifayı uzaklarda aramayın! Daha önce adını bile duymadığınız egzotik meyveleri, sihirli takviyeleri falan unutun. Gidin pazardan mis  gibi Amasya elmaları alın. Birlikte sirke kuracağızÖnce bir konuya açıklık getirelim. Neden mutfağa girip uğraşasınız, sirkeyi marketten alsanız ne olacak? Bu çok sık karşılaştığım bir soru. Sirkeyi temizlik malzemesi olarak kullanmayı düşünüyorsanız alabilirsiniz. Marketlerde satılan sirkeler sirke değil, asetik asittir. Temizlikten başka hiçbir işe yaramazlar. Hipokrat’tan İbn-i Sina’ya kadar tüm kadim hekimler sirkeden bir ilaç olarak faydalandı. Tıbbın babası Hipokrat’ın yaraları ve solunum yolu hastalıklarını tedavi etmek için sirke kullandığı biliniyor. Tarih boyunca sirkenin güçlü antiseptik özelliğinden salgın hastalıklardan korunmak için faydalanıldı.
Bir meyvenin sirkesini kurduğunuzda onun besleyici özelliklerini ve vitamin değerlerini artırmış olursunuz. Bütün bunlara ilaveten bir meyve sirkeye dönüşürken oluşan bakteri kültürleri, vitamin ve mineralleri organizmanın kullanımına hazır hale getirir.

Mucize mi arıyordunuz?

Biz bugün sirkenin probiyotik özelliğine odaklanacağız. Bir kaşık ev sirkesinde milyarlarca dost bakteri bulunur. Ev sirkesi ile çeşnilendirdiğiniz salataların içindeki posa ise dost bakterilerin ana besin kaynağıdır. Bağırsaklarınızdaki ekosistem dost bakterilerden yana zengin olduğunda, diyabetten kansere, tüm kronik hastalıklardan koruyucu bir kalkana sahip olursunuz. Probiyotikler, kanser yapan maddelerin toksik etkilerini önler, kanserojenlerin vücuda girişini engeller ve kanserli hücrelerin intiharına neden olurlar.

Yazının devamı...

Bağışıklık dopingi

27 Ekim 2019

Sonbahar ve kış aylarında gribe, soğuk algınlığına direncinizi artırmak için neler yapmalı, nasıl beslenmelisiniz?Vücudunuzda bir hastalık, bir enfeksiyon var diyelim. Bağışıklık sistemindeki savaşçı hücrelerin harekete geçmesi için gerekli emri D vitamini verir. İngiltere’de yapılan ve halkı D vitamininin önemi konusunda bilinçlendirmeyi hedefleyen Vitamin D for Public Health (Kamu Sağlığı için D Vitamini) sağlık hareketinin kurucusu Dr. John Cannell, gribin bir D vitamini eksikliği olma ihtimaline dikkat çekmiş ilk bilim insanı. Bu bir hipotez ama D vitamini rezervi dolu olanların gribe çok daha az yakalandığını gösteren pek çok bilimsel yayın var. 2018 yılında yayınlanan çalışmalardan biri bu hayati yapıtaşının, çocuklarınızın grip ve soğuk algınlığına karşı direncini artırmada en etkili yol olduğunu gösteriyor.(1) Gerçekten de sağlık için elzem olan D vitamini hakkında bir farkındalık yaratmak son derece önemli. Hatta D vitamini konusunda toplumu bilinçlendirmek tüm tıp camiasının önceliklerinden biri olmalı.




Bağırsaklarınız ne durumda?
Bağışıklık sistemiyle ilgili son derece yanlış bir algı vardır. Bağışıklık sisteminin beyaz kan hücrelerinden, lenf bezlerinden ibaret olduğu düşünülür. Ama tıp dünyasının da yeni yeni fark ettiği üzere, bağışıklık sistemi söz konusu olduğunda bağırsaklardaki ekosistem son derece önemlidir. Neden? Çünkü bağırsaklarda vücudun geri kalanından çok daha fazla bağışıklık hücresi vardır. Ve eğer bağırsaklarınız sağlıklıysa, yani ortam dost bakterilerin hâkimiyetinde ise tehlike durumunda bağışıklık sistemini uyarıyorlar. Yok, diyetinizde bol bol işlenmiş yiyecek, şeker varsa, yani çoğunluk zararlı bakterilerdeyse, bağışıklık sisteminiz etkin bir şekilde çalışamaz.

Bağışıklık sistemini destekleyen çay

Yazının devamı...

Romatizma iyileşir

13 Ekim 2019

Ama ilaçlarla değil! Hatta kliniğimize başvuran romatizma hastalarında ne kadar az ilaç yüklemesi varsa, tedavi de o kadar kolay oluyor

Öncelikle romatizmal hastalıkların kronik hastalıklar olduğunu ve ancak sabırla tedavi edilebileceğini unutmayın. Her ağrıda bir ağrı kesici ya da bir romatizma ilacı yutarsanız belki kısa bir süreliğine rahatlarsınız ama uzun vadede durumunuz daha da kötüleşir ve hiç aklınıza hayalinize gelmeyen ciddi sağlık problemleriyle karşılaşırsınız.

“N’olacak, alt tarafı bir ağrı kesici!”

Milyonlarca insan tarafından gelişigüzel kullanılan ağrı kesici ilaçlar, o kadar da masum değil. Bu ‘basit’, her evde bulunan ağrı kesiciler doktorların romatizma ağrıları için hastalarına da önerdiği il ilaç grubudur. Kimi reçeteli, çoğu reçetesiz satılan, herkesin kolayca erişebildiği bu ilaç ailesinin son derece ciddi, hatta ölümcül yan etkileri vardır. Tabii çektikleri kronik ağrılar yüzünden bu ilaçları devamlı kullanan romatizma hastaları için risk çok daha da büyük!

Tehlikeli sularda

Basit bir ağrı kesici yüzünden karaciğerinizin iflas etmesi uzak bir ihtimal gibi görünüyor olabilir. Ama hepimizin hafif bir kırıklık hissettiğinde aldığı ağrı kesici ilaçlar, karaciğer yetmezliklerinin en önemli sebebi! Amerika’da her yıl ortalama 56 bin kişi bu ilaçlar yüzünden  acile gidiyor. Bunlardan 2 bin 600’ünün hastaneye yatması gerekiyor, 500’ü de karaciğer yetmezliği yüzünden hayatını kaybediyor.(1) Bilimsel otoriteler, karaciğer yetmezliği vakalarının yüzde 90’ını kimyasal ilaçlara bağlıyorlar.

Aslında ilaçların prospektüsünde mide kanaması geçirebileceğiniz, karaciğer yetmezliği riski olduğu yazılıdır - ama risk son derece düşükmüş gibi bir algı yaratılır. Gerçekler hiç de öyle değil.

Yazının devamı...

Ne kadar acı o kadar iyi!

29 Eylül 2019

Yemeklere çeşni vermek için kullandığımız acı kırmızıbiberin pek çok şifalı özelliği vardır. Tavsiyem yiyebildiğiniz kadar acısını tüketmeniz. Tabii makul ölçüler içinde

Özellikle Güneydoğu Anadolu mutfağının vazgeçilmezlerinden olan acı kırmızıbiberin pek çok çeşidi yetişir ülkemizde. Arnavut biberi -ilginç ama aynı biber Macaristan’da Türk biberi olarak bilinir- süs biberi, kapya biberi, hatta son yıllarda jalapeno ve pikanti gibi acılıkları dünyaca nam salmış biberler de yetiştirilmeye başlandı.

Ama yaygın kanının aksine isot bir biber çeşidi değildir. Urfa yöresinde acı biberlerin tümüne birden isot denir ki, ısı ve ot kelimelerinin birleşmesinden türemiştir. Acı biberi yanlışlıkla yüzünüze, gözünüze değdirdiniz mi hiç? Biberin değdiği yerde yarattığı ısı ya da yakıcı etkiye istinaden olmalı, bibere önce ısı ot ya da ısı otu denmiş sonra da kelime isot olarak değişmiş.

Kırmızıbiberin faydaları arasında en çok suiistimal edilen kilo vermeyi hızlandırıcı etkisidir. Sakın zayıflattığı iddia edilen kırmızıbiber haplarını kullanmayın. Bu hapların içinde bol miktarda kalp krizi geçirmenize neden olan kimyasallar, yanında da belki küçük bir miktar kırmızıbibere özgü bileşenler bulabilirsiniz. Yani, kaçak olarak içine konulan tehlikeli ve zararlı kimyasallar!

Sakın böyle kolay çözümler, mucizeler peşinde koşmaya kalkmayın, sağlığınızdan, hatta hayatınızdan olursunuz.

Kapsaisin etkisi

Ve kırmızıbibere geri dönelim. Bibere acılığını da şifalı özelliklerini de veren kapsaisindir. İçindeki kapsaisin miktarı ne kadar fazlaysa biber de o kadar acı olur. Herkese tavsiyem, bu değerli baharatı mutfağınızda daha çok kullanmanız. Hatta çocuklarınızı küçüklükten acı yemeye alıştırın.

Peki, bir biberin ne kadar acı olduğunu nasıl tanımlarsınız? Az acı? Çok acı?

Yazının devamı...