İçimizdeki gizemli evren

Bugün bağırsaklarımızdaki ekosistemin ehemmiyetini, fermente besinlerle vücudumuza aldığımız dost bakterilerin neden önemli olduğunu öğreneceğiz... İçimizdeki gizemli evreni keşfetmeye hazır mısınız?


İçimizdeki gizemli evren

Fermente yiyeceklerin sağlık için faydalı olduğunu biliyorsunuz. Diyetinizde geleneksel yöntemlerle yapılan fermente besinlere daha çok yer vermeye başladığınızı umuyorum.

Peki, bu besinlerle vücudumuza aldığımız probiyotiklerin ehemmiyeti nedir? Bilmeyenlerin dost bakterilerin hayati önemini öğrenmesi, bilenlerin ise bildiklerini hatırlamaları son derece önemli. Çünkü “Ev yoğurdu, ev turşusu faydalıdır” demek çoğu zaman yetmez. Esas değişim bu cümleyi açtığımızda, faydanın ardındaki mekanizmalar anlaşıldığında gerçekleşir. Sizi doğru seçimler yapmak için motive eden bilgidir! 

Yaşam için probiyotik

Yazımıza probiyotik kelimesinin kökenini inceleyerek başlayalım. Çünkü kelimenin etimolojik kökeni çok şey anlatıyor. Probiyotik kelimesi Latincede ‘yaşam için olan’ anlamına gelir. Antibiyotik ise ‘yaşam karşıtı’ demektir. Antibiyotikleri herkes bilir, ama insanların pek çoğu probiyotiklerden bihaberdir. Bu yüzden, bilimsel bulguların eşliğinde vücudumuzda bizimle yaşayan bu faydalı mikropların neden önemli olduğunu, sağlığımıza nasıl katkı                                    sağladıklarını göreceğiz.

Neredeyse yüz trilyon mikrop ve bakteriyle bir arada yaşıyoruz. Vücudumuz bu organizmalara yuva sağlayan bir gezegen gibi. Hatta vücudumuzdaki birçok yaşamsal mekanizma onlar tarafından kontrol ediliyor.

Bağırsak florasını yuva belleyen bakteri kolonileri yiyecekleri enerjiye dönüştüren güç santralleridir, üreyebilir, birbirleriyle iletişim kurabilir, size karşı ya da sizi korumak için kimyasal bir savaş başlatabilirler.

Buzdolabı icat edildi...

Buzdolabı yokken, katkı maddeleri, koruyucular yokken süt nasıl muhafaza edilirdi? Tabii ki o sütten yoğurt, peynir yaparak, kefir yaparak. Sebzeleri bozulmadan, çürümeden muhafaza etmenin yolu da ya kurutmak ya da turşusunu kurmaktı. Modern yaşamla birlikte yoğurt mayalamaz, turşu kurmaz olduk. Yani en değerli probiyotik kaynaklarımızı kaybettik.

Sağlıkları için endişe eden, aileleri için daha sağlıklı seçimler yapmak isteyip de nereden başlayacaklarını bilmeyen hastalarıma, okuyucularıma hep aynı şeyi söylüyorum: “Siz hele evinizde bir yoğurt mayalamaya başlayın, bakın neler değişecek.” Bunu yaparak sağlığınız adına son derece önemli bir adım atmış olacaksınız!

Probiyotik zengini bir diyet

Kansere karşı koruyucu bir kalkandır:

Dost bakterilerin bağışıklık sistemini aktive ederek bizi tüm hastalıklara karşı dirençli kıldığını sık sık söylüyorum. Bunların arasında kanser de var! Probiyotikler kansere karşı farklı mekanizmalarla savaşır: Kanser yapan maddelerin toksik etkilerini önler, kanserojenlerin vücuda girişini engeller ve kanserli hücrelerin intiharına neden olurlar. Yani diyetinizdeki fermente gıdaları artırarak kansere karşı etkin bir savunma kalkanı sağlamış olursunuz. Geçtiğimiz günlerde yayımlanan bir araştırma mikrobiyomun kanserli tümörlerle savaştığını bir kez daha kanıtlıyor. (1) Hatta görünen o ki bazı kanserli hastalarda immünoterapi etkili olurken, diğerlerinde fayda sağlamamasının da sırrı da dost bakterilerde saklı. Araştırmayı yürüten bilim insanları kanserde bağışıklık sistemini desteleyen tedavilerin ancak bazı bakterilerin varlığında etkili olduğunu ve tedavinin etkisini artırmanın yolunun mikrobiyomu bu özel bakterilerle desteklemek olduğunu belirtiyorlar.

Anti-aging etkisiyle sizi yaşlanmaktan korur:  Hatırlarsanız, geçtiğimiz haftalarda yayımlanan Antioksidan Güçler yazımızda bilinen en güçlü antioksidan olan glutatyondan bahsetmiştik. Vücudunuzdaki glutatyon seviyesi ne kadar yüksekse enerjiniz o kadar artar, hastalıklara ve yaşlanmaya dirençli olursunuz. Bazı bakterilerin (Lactobacillus casei, Lactobacillus acidophilus, Bifidobacterium lactis) vücuttaki glutatyon üretimini artırdıklarını gösteren araştırmalar var. (2) Bu bakterileri ev yoğurdu, şirden mayasıyla yapılmış peynir, kefir gibi fermente edilmiş süt ürünlerinde ve evde kurulmuş turşularda bulabilirsiniz.

Formunuzu korumanıza, kilo kontrolüne yardımcı olur:  Diyelim ki arkadaşınızla aynı rejimi yapıyor, tıpatıp aynı şeyleri yiyorsunuz. Tek fark, sizin kendi mayaladığınız ev yoğurdundan da yemeniz. Ev yoğurdunun içindeki dost bakteriler sayesinde arkadaşınızdan daha fazla kilo veriyorsunuz. Üstelik rejimi bıraktığınızda arkadaşınız kilo alırken, siz kilo vermeye devam ediyorsunuz. Yani rejim yapmadan, sadece vücudunuzdaki dost bakterilerin sayısını artırarak daha zayıf olabilirsiniz. Bağırsak floranızdaki dost bakteriler ne kadar fazla ve çeşitliyse kilonuzu muhafaza etmeniz de o kadar kolaylaşırken, probiyotikleriniz azaldıkça kilo almaya, obeziteye ve diyabete eğiliminiz artıyor. (3)

İYİ HABER!

Mikrobiyomunuz, yani bağırsaklarınızdaki ekosistem aynı parmak iziniz gibi size özeldir ve değişime açıktır. Mikrobiyom kişiden kişiye farklılık gösterdiği gibi, kişinin mikrobiyomu da yaşamı boyunca değişim içindedir. Bağırsaklarımızdaki ekosistemi şekillendiren en önemli etken ise
yediklerimizdir.

Yani şimdiye kadar ne kadar yanlış yollarda yürümüş olsanız dahi bugünden başlayarak doğru beslenmeye, fermente besinler tüketmeye başladığınızda mikrobiyomunuz da değişime uğrayacak, şifa kaynağı olacaktır.

----

1 “Microbiome-derived inosine modulates response to checkpoint inhibitor immunotherapy.” Lukas F. Mager, Science, 2020; 13 Ağustos,
DOI: 10.1126/science.abc3421
2 “The Influence of Probiotic Lactobacillus casei in Combination with Prebiotic Inulin on the Antioxidant Capacity of Human Plasma,” Paulina Kleniewska, Oxidative Medicine and Cellular Longevity, Mart 2016.
3 “Meta-analysis of human gut microbes associated with obesity and IBD,” William A. Walters, Zech Xu, Rob Knight, FBES, 17 Kasım 2014, s. 4223-4233.