Tam zamanı!

Sizi, koronavirüs de dâhil olmak üzere tüm hastalıklardan koruyacak bir sağlık reformuna davet ediyorum...

Doğal olarak, son zamanlarda hep koronavirüs hakkında konuşuyoruz. Eskiden sadece tıp insanlarının ilgi alanına giren konular artık herkes tarafından merak edilir, bilinir oldu. “Fazla detaya girmeye yok, herkesin kafası karışıyor” diyenler var. Ben ise tam tersini düşünüyorum. Ne kadar çok şey bilirseniz, vücudunuzdaki mekanizmaların nasıl işlediğine ne kadar vakıfsanız, sağlığınız üstünde o kadar kontrol sahibi olursunuz. Bu koronavirüs için de geçerli.
Son haftalardaki yazılarımızda virüsün hücreye nasıl sızdığını, bağışıklık sisteminin bu istilacıya karşı nasıl tepki verdiğini, insülin direnci ve diyabet gibi hastalıkların koronavirüste önemli bir risk faktörü olduğunu öğrendik. Bugün beslenme modelimizin koronavirüsle olan savaşın seyrini nasıl değiştirebileceğini öğreneceğiz...

Tam zamanı




Toksik yükü atın

Son kitabım Yaşam Sevinci’nde sağlıklı bir yaşam için atmanız gereken adımları tek tek yazdım. Bunların başında işlenmiş yiyecekleri mutfağınıza sokmamak geliyor.

Bu yiyecekleri tüketip hastalıklara karşı dirençli olmanız mümkün değil. Güçlü bir bağışıklık sistemi, daha sağlıklı bir yaşam için beslenme modelinizde yapacağınız ilk değişim tüm abur cuburları, çöp yiyecekleri hayatınızdan çıkarmak olmalı. Çünkü...

NBŞ koronavirüs riskini artırır

Bisküviler, kahvaltılık gevrekler, gofretler, hatta endüstriyel olarak üretilen turşuda, hatta hardalda bile kullanılan nişasta bazlı şeker (NBŞ), şekerin en tehlikeli formudur. Bu sağlık zararlısından uzak durmak istiyorsanız işlenmiş yiyecekleri külliyen hayatınızdan çıkarmanız gerekiyor. Mesela NBŞ ile tatlandırılan gazlı içecekleri ele alalım. Günde sadece iki adet gazlı içecek tüketmek sizi obezite, insülin direnci ve Tip 2 diyabet yolcusu yapmaya yeterli. (1) Sizi koranavirüse karşı risk grubuna sokan bu yiyeceklerden, içeceklerden uzak durun!

Tek tehlike  bu da değil

Tabii ki bu yiyeceklerin, içeceklerin içindeki tek tehlike NBŞ değil. Gazlı içeceklerin içinde benzen diye kanserojen bir madde bulunur. Pek çok işlenmiş yiyecekte kullanılan bütil hidroksianisol (BHA) ise petrol bazlı bir kimyasaldır. Gıdaların oksijen, ısı ve ışık gibi etkenler yüzünden bozulmasını önleyen bu madde kanserojendir. Salam, sosis gibi işlenmiş et ürünlerine o çekici kırmızı rengi vermek ve raf ömürlerini uzatmak için kullanılan nitratlar da yine kanserle ilişkilendirilir.

Akıl var mantık var!

Vücudunuz, yiyecek diye yutturulan bu “çöplerin” içindeki zehirlerle uğraşırken, onu maruz bıraktığınız toksik yükle boğuşurken, istilacı virüslerle başa çıkamaz. Daha savaş başlamadan teslim bayrağını çekiverir. Nasıl çekmesin? Hücreleri vücudunuza aldığınız kanserojen maddelerden korumaya mı çalışsın, nişasta bazlı şekerle fırlayan kan şekerini düzenlemek için mi çabalasın, yoksa virüsle mi savaşsın?

Evdeki zamanınızı şifalı kılın

İşlenmiş yiyecekleri hayatınızdan çıkardıktan sonra atmanız gereken ikinci adım evde yoğurt mayalamak. Pek çoğumuz evde hiç olmadığı kadar çok zaman geçiriyoruz. Bu zamanı yeni börek çörek tarifleri deneyerek değil yoğurt mayalayarak değerlendirin. Kendinizi, ailenizi bu mucize besinden mahrum bırakmayın, çünkü probiyotik zengini ev yoğurdu, bakın neler yapar:

Şeker hastalığından korur

Dengesiz seyreden kan şekerinin koronavirüse karşı bir risk faktörü olduğunu artık biliyoruz. Peki, ev yoğurdunun ve tüm probiyotik zengini besinlerin insülin direncine, Tip 2 diyabete karşı koruyucu etkisinin olduğunu biliyor musunuz?

Bir sağlık dopingidir

Bilinen en güçlü antioksidan olan glutatyon seviyeniz ne kadar yüksekse enerjiniz o kadar artar, hastalıklara karşı o kadar dirençli olursunuz. Yoğurda özgü bazı bakterilerin (Lactobacillus casei, Lactobacillus acidophilus, and Bifidobacterium lactis) vücuttaki glutatyon üretimini artırdıklarını gösteren araştırmalar (2) var.

Tüm hastalıklara karşı direncinizi artırır

Düzenli olarak ev yoğurdu yediğinizde bağışıklık sisteminiz de güçlü olur. Koronavirüsten basit bir soğuk algınlığına, diyabetten kalp krizine ve tüm kanserlere karşı güçlü bir kalkan için sofranızdan ev yoğurdunu eksik etmeyin.

....................

1) “A dose-response study of consuming high-fructose corn syrupsweetened beverages on lipid/lipoprotein risk factors for cardiovascular disease in young adults” Kimber Stanhope, Am J Clin Nutr, April 2015 DOI: 10.3945/ajcn.114.100461

2) “The Influence of Probiotic Lactobacillus casei in Combination with Prebiotic Inulin on the Antioxidant Capacity of Human Plasma” Paulina Kleniewska, Arkadiusz Hoffmann, Oxid Med Cell Longev. 2016 Mart


MEVSİMSEL BESLENİN

Bir sebze ya da meyve en az işlenmiş yiyecekler kadar toksik olabilir! Serada yetişen sebzelerin, meyvelerin bol miktarda tarım ilacı, hormon içerdiğini unutmayın ve mevsimsel beslenmeye özen gösterin. Taze fasulye, bezelye, kabak, patlıcan, sivri biber, domates, salatalık, taze fasulye, bamya, patlıcan, semizotu, rezene, taze soğan, taze sarımsak, dolmalık biber... Ama tabii ki yerli tohum ve geleneksel tarım ile üretilmiş, tarım ilacı içermeyen sebze!