21. yüzyılda teknoloji ve Türkiye -1

DOÇ. DR. İSMAİL ERMAĞAN- Teknoloji 21. yüzyılda yoluna koşarak devam ediyor; uluslararası politik, ekonomik, sosyo-kültürel vb. alanlarda yeni bir meydan okuma üretiyor; katma değer fırsatlarına kapı aralarken daha önce eşi benzeri görülmemiş tehlikeleri de insanlığın kucağına bırakıyor. Belki de insanlık hiç bu kadar çeşitli, girift ve radikal bir teknolojik transformasyon sürecinin içinden geçmemişti. Endüstri 4.0’dan Toplum 5.0’a, bilişimden siber uzaya, uzaydan kuantuma, biyo teknolojiden nano ve nöro teknolojilere (hepsi BNN) kritik çıktılar karşımızda ve trans-hümanizm sloganıyla “insanlığın son nesli” korkuları etrafı sarmış durumda. Mart 2022’de Nobel’den yayımlanan ve üçüncü baskıya geçen Uluslararası İlişkiler ve Teknoloji İlişkisi adlı kitap çalışmamda ben bu dönemi Çığır Açan Teknolojiler (ÇAT) Çağı olarak tanımlıyorum. Nedir bu dönem; insanı, dünyayı nasıl etkileyecek; Türkiye neler yapmalı?

Hatırlayalım: Buharlı makine icat edildiğinde Britanya o buluşun kendisine bir hediyesi olarak dünyaya lider oldu; 1900’lerin başından itibaren ise ABD aynı hikâyeyi yazıyor. Almanya dünyada halen dördüncü ekonomi ise bunu teknolojik yenilenmeye borçlu. Japonya ise Meiji Sanayileşme Seferberliği ile ilk defa Batılı bir ülkeyi yenen Doğulu ülke olmayı başardı; bugün bile teknoloji alanında parmak ısırtan bir performans üretiyor. Diğer devletler ne yapıyor ve ÇAT Çağı küresel sistemi nasıl etkiliyor?

Bilişimin kayda değer çalışma alanlarından biri internet ve sosyal medya sektöründe nelere şahit olmuyoruz ki! Konuşan telefon programlarından suçlu birini gördüğünde “Stop” diye bağıran güvenlik yazılımlarına, ağlayan çocuğun ısısını kontrol eden termometre ağından “Buzdolabı boşaldı!” diye haber veren sensör sistemlerine; hayat son derece teknolojikleşiyor.

Artık Facebook’lardan ilkokul veya asker arkadaşlarını yeniden yakalamanın hazzını alan amcalar ile Metaverse veya Bitcoin tecrübelerini anlatan torunları; aynı parklarda zaman geçiriyor. Siber dedektifler e-saldırıların peşine nasıl düşeceklerini hesap ederken ve ilgili mevzuat bile yokken, hacker’lar artık resmen devletlerin en kritik kuvvet komutanları arasında.

İNSANLIK KÖKTEN DEĞİŞECEK

Türkiye’nin uzay programı en basit tanımlama ile bir “yola çıkış”a işaret çekiyor; “ulusal” önemdeki bu alana yatırım yapılmasının ve stratejiler geliştirilmesinin süreci ilerleteceği tahmin ediliyor. Çin güneşten beş kat daha büyük yapay güneş üzerinden enerji üretme radikalliğine soyunurken, Japonya ise uzay madenciliğinde yeni bir aşamada.

Kuantum, Einstein’ın ışınlanma teorisiyle popüler oldu ilk olarak ama Kuantum 2.0 bugün bütün bilgileri resetleyebilir. Böyle bir durumda ortada ne şifreleme kalacak ne ışınlanılamayan bir nokta. Diğer yandan, Türkiye’de örneğin kuantum bilgisayarlar üzerine araştırma yapan bilim insanı yok denecek kadar az, üniversitelerde kürsüler hâlâ öksüz.

Hele ki BNN teknolojileri? Hayatı derinden sarstığı kesin. Bilgisayarların cep telefonu boyutuna düşürülmesi ya da mini çiplerin beyin ameliyatlarında uzaktan komutla kullanılması, nanoteknolojilerin devrimsel iki çıktısı. Gelecekte insanlığı kökten değiştireceği tarzında fikirler daha şimdiden ortalığı kapladı fakat asıl hedef sınırlı kaynakların daha verimli hale getirilmesi ve yaşam kalitesinin yükseltilmesi.

-Yarın devam edecek-