Dönüşen ittifak ve NATO’nun Ankara zirvesi

9 Temmuz 2026

PROF. DR. ÖZLEM KAYHAN PUSANE - Ankara 7-8 Temmuz tarihlerinde yalnızca bir NATO zirvesine ev sahipliği yapmadı. Aynı zamanda değişen uluslararası düzenin dinamiklerine birinci elden tanıklık ederken bu dinamikleri şekillendiren aktörler arasında yer almaya gönüllü ve hazır olduğunu da dünyaya duyurmuş oldu. Uluslararası ilişkiler tarihi açısından Ankara zirvesi, ileride referans verilecek NATO zirvelerinden biri olacak gibi görünüyor.

NATO 1949 yılında kurulmuş bir uluslararası örgüt. Gerek büyükelçiler gerekse dışişleri ve savunma bakanları düzeyinde sık sık toplanıyor. Ancak NATO’nun devlet ve hükümet başkanlarını bir araya getiren liderler zirveleri için durum biraz farklı. Bu tür zirveler düzenli aralıklar yerine ittifakın geleceği açısından önemli kararların alınması ve stratejilerin geliştirilmesi gereken zamanlarda toplanıyor. Örneğin, 1949’dan Berlin Duvarı’nın yıkıldığı 1989 ’a kadar Kuzey Atlantik Konseyi, devlet ve hükümet başkanları düzeyinde yalnızca 10 kez toplandı . 2021’den itibaren

Yazının Devamı

BİR ZİRVEDEN DAHA FAZLASI: NATO 3.0 VE TÜRKİYE’NİN KÜRESEL BARIŞ VİZYONU

7 Temmuz 2026

Dr. Mehmet Muharrem Kasapoğlu - Dünya, tarihin akışını değiştirecek bir kırılma noktasından geçiyor. Tam da bu kritik süreçte ülkemiz, 7-8 Temmuz 2026 tarihlerinde başkentimiz Ankara’da, gurur kaynağımız olan Ay Yıldız Müşterek Karargahı’nda tarihi bir buluşmaya ev sahipliği yapıyor. 36. NATO Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi, uluslararası ilişkiler ajandasında yer alan sıradan bir toplantı değil. Üye ülkeler, yeni güvenlik paradigmasına verecekleri stratejik cevabın çerçevesini bu toplantıda çizecek. 32 müttefik ülkenin lideri, davetli devlet başkanları, bakanlar ve binlerce diplomat Ankara’da buluşacak. Eski kuralların yıkıldığı, yarın neyle karşılaşacağımızı tam bilemediğimiz bir belirsizlik döneminde olduğumuz aşikar. İstikrarın yerini gerilimin aldığı bu ortamda Ankara Zirvesi, NATO’nun yeni dünyaya yaklaşımı için önemli.

NATO’da yeni dönem

Zirvenin ehemmiyetini kavrayabilmek için öncelikle NATO’nun içinden geçtiği dönüşümü özetlemekte fayda var. NATO, Soğuk Savaş

Yazının Devamı

Değişen uluslararası düzen, NATO 3.0 ve Türkiye

7 Temmuz 2026

PROF. DR. ÖZLEM KAYHAN PUSANE - Eski NATO Genel Sekreteri Anders  Fogh Rasmussen 2010 yılında ittifakın değiştiğinden ve NATO 3.0 adıyla yeni bir dönemin başladığından söz ettiğinde, Rusya’nın tehdit olarak algılanmadığı ve siber savaşlar gibi farklı sınamaların ön plana çıktığı yeni bir uluslararası düzen için hazırlıklı olmanın gereğini anlatıyordu. Bugün ise durum çok farklı. ABD Savaş Bakanı Pete Hegseth 18 Haziran’da NATO savunma bakanları toplantısında yaptığı konuşmada bir kez daha NATO 3.0’ı gerçekleştirmekten söz etti. Ancak bu    sefer NATO’daki değişime yapılan bu referans, büyük güç rekabetinin geri döndüğü ve askeri caydırıcılığın yeniden önem kazandığı bambaşka bir ittifak yapısını öngörüyor.

Bu tanımlamaya göre NATO 1.0 Soğuk Savaş sırasında Sovyetler Birliği’ne karşı kurulan askeri ittifakı, NATO 2.0 ise Soğuk Savaş sonrasında, özellikle 11 Eylül’le birlikte örgütün Kuzey Atlantik alanının ve geleneksel askeri tehditlerin ötesine geçerek kendini

Yazının Devamı

Avrupa’nın geleceğinde Türkiye’nin stratejik yeri

10 Mayıs 2026

Dr. Egemen Bağış - Avrupa Günü, uzun yıllar boyunca barış, uzlaşma ve ortak refahın sembolü oldu. Ancak bugün Avrupa Birliği tarihinin en kritik dönemlerinden birinden geçiyor.

Rusya-Ukrayna savaşı Avrupa’nın güvenlik mimarisini sarstı. Enerji krizi ekonomik kırılganlıkları ortaya çıkardı. Göç baskısı ve aşırı sağ hareketlerin yükselişi Avrupa’nın iç dengelerini zorlamaya başladı. Artık Avrupa’nın önündeki temel soru şudur:

Avrupa yalnızca büyük bir ekonomik alan mı olacak, yoksa gerçek bir küresel stratejik aktör mü?

Bu yeni dönemde Türkiye’nin rolü her zamankinden daha önemlidir.

Enerji koridorlarından Karadeniz güvenliğine, NATO’nun güney kanadından göç yönetimine kadar Avrupa’nın karşı karşıya olduğu birçok stratejik başlıkta Türkiye merkezi konumdadır.

Türkiye artık yalnızca Avrupa’nın kapısında bekleyen bir aday ülke değil; Avrupa’nın güvenliği, enerji arzı ve bölgesel istikrarı açısından stratejik bir gereklilik haline gelmiştir.

Dünya

Yazının Devamı

Irak’ta sonuçlar ne anlama geliyor?

21 Kasım 2025

Bilgay Duman / bilgay.duman@gmail.com - Irak, 2021’deki seçimler sonrası başbakanlığa gelen Muhammed Şiya es-Sudani ile bir nebze rahatlasa da, ülkedeki temel kırılganlıkların son erdiği söylemek, hiç de gerçekçi değildi. Buna rağmen, 11 Kasım seçimlerine katılımdaki artış, ülkede siyasetin tıkandığı yönündeki yaygın algıyı kısmen kırmış oldu. Irak seçmeni, bu seçimde hem tepki gösterdi hem de bir çıkış arayışının işaretlerini verdi.

Katılımda artış, özellikle Sünni vilayetler ve IKBY bölgesinde gerçekleşti. Anbar, Ninova ve Salahaddin’deki ilgi, Sünni seçmenin yaşadığı dışlanmışlık hissinin kırılmaya ve siyasete katılımın güçlenmeye başladığını düşündürüyor. Erbil ve Duhok’taki yüzde 70’e yaklaşan katılım da, Kürt seçmenin Bağdat’a yönelik beklentisinin tamamen bitmediğini gösteriyor. 73 sandalye ile bir önceki seçimlerin kazananı ve Şii siyasetinin güçlü temsilcisi Mukteda es-Sadr’ın boykot çağrılarına rağmen, seçime katılımın

Yazının Devamı

Devlet millet el ele 24 yıl

14 Ağustos 2025

Dr. Mehmet Kasapoğlu - Tarih, bazı günleri milletlerin kaderine mühür gibi işler. 14 Ağustos 2001, Türkiye için işte böyle bir gündü. Siyasi tarihimizin en çalkantılı, en karamsar dönemlerinden birinde, yorgun omuzlara bir umut eli uzandı.  

AK Parti; yalnızca bir siyasi hareket değil, milletin özgüvenini ayağa kaldıran, ufkunu genişleten, küllenmiş inancını yeniden canlandıran bir yürüyüşün adı olarak doğdu. O gün atılan ilk adım, 24 yıldır Türkiye’nin istikametini belirlemeye, Türkiye’yi büyütmeye devam ediyor.  

O dönemin Türkiye’sini hatırlamak, bugünü anlamak açısından önemlidir. Vesayet zincirleriyle kısıtlanmış bir demokrasi, darbelerin gölgesinde ezilmiş milli irade, siyasi çekişmelerle heba olan yıllar, büyükşehirlerdeki altyapı problemleri, krizlerle örselenmiş bir ekonomi… Halkın sandığa güveni, demokrasiye inancı neredeyse tükenmişti. Tam da bu noktada “devlet millet el ele” anlayışı, bu ülkenin geleceğini yeniden inşa edecek bir iradenin

Yazının Devamı

Ermenistan Başbakanı’nı Türkiye’ye getiren nedenler

21 Haziran 2025

Dr.Cavid Veliyev- Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın daveti ile Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan’ın Türkiye’ye yaptığı resmi ziyaret ve son zamanlarda ülkeye olumlu mesajları sadece şahsi görüşlerinden değil, bölgesel ve küresel köklü değişimlerden kaynaklanmaktadır.

Birincisi, bağımsızlığını kazandıktan sonra Ermenistan yönetimi Türkiye’ye karşı sözde soykırımın uluslararası alanda tanınması için diasporanın da desteği ile politika izlerken, toprak iddialarından da vazgeçmedi. Fakat 31 ülke parlamentosu 1915 olaylarını “soykırım” olarak tanımasına, eski ABD Başkanı Joe Biden da “soykırım” olarak tanımlamasına rağmen, Ankara’ya bunu kabul ettiremediler ve baskı aracına dönüştüremediler. Sonuçta Paşinyan sözde soykırımın tanınmasından geri adım atmak zorunda kaldı.

İkincisi, Karabağ Zaferi’nden sonra Ermenistan muhalefeti ve hatta zaman-zaman Paşinyan bölgedeki jeopolitik gerçekliklerin Azerbaycan ve Türkiye aleyhine değişeceğine ve bu durumdan Ermenistan’ın faydalanacağına inandı. Fransa,

Yazının Devamı

Tarife zorbalığının çıkışı yoktur

16 Nisan 2025

Jiang Xuebin- Birkaç gün önce ABD bir kararnameyle sözde “karşılıklı tarifeleri” uygulayarak küresel çapta bir ticaret savaşı başlatmış ve uluslararası toplumda büyük tepkilere sebep olmuştur. Çin ve diğer tarafların baskılarıyla ABD bazı ticaret ortaklarına yönelik “karşılıklı tarifeleri” bir süreliğine erteleyeceğini ve bazı ürünler için muafiyet uygulayacağını duyurmuştur. Ancak 13 Nisan’da ABD yine ağzını değiştirmiş, sözkonusu muafiyetlerin sadece geçici olduğunu belirterek geri adım atmış, “yarı iletken tarifesi” uygulayacağı tehdidinde bulunmuş ve hiçbir ülkenin ABD’nin kapsamlı tarifelerinden “kaçamayacağını” ifade etmiştir. ABD’nin kendi çıkarları için ticari şantaj yaptığı özü bir kez daha açıkça gözler önüne serilmiştir.

ABD tarafı, “karşılıklılık” kisvesi altında korumacılık, tek taraflılık ve ekonomik zorbalık uygulayarak, kendi iç sorunlarını çözmek bir yana, çok taraflı ticaret sistemine ciddi darbe

Yazının Devamı