28 Şubat 1997 süreci ile ilgili Yargıtay kararı (2)

Hikmet Sami Türk

5. Değerlendirme

Böyle bir istifa, 765 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 147. maddesi anlamında  “Türkiye Cumhuriyeti İcra Vekilleri Heyetini cebren ıskat veya vazifesini görmekten cebren men etmek” suçu ile bağlantılı sayılamaz.. Aynı söz,  147. maddenin yerini almak üzere 26.9.2004 tarih ve 5237 sayılı yeni Türk Ceza Kanunu’nun 312. maddesinde  öngörülen “Cebir ve şiddet kullanarak Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini ortadan kaldırmaya veya görevlerini yapmasını kısmen veya tamamen engellemeye teşebbüs” suçu bakımından da söylenebilir. Zamanlama bakımından Başbakan Prof. Dr. Erbakan’ın 18 Haziran 1997 günü istifa etmesini kamuoyu baskısı da etkilemiş olabilir; ama  kendisine ve başında bulunduğu Hükümete karşı “cebir ve şiddet” olarak nitelenebilecek bir baskı yapılması söz konusu değildir.

Aynı gün istifayı kabul ve  o güne kadar “yürütülmüş memleket hizmetleri için teşekkür” eden Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel, o günün koşullarında Refahyol Hükümeti’nin devamı anlamına gelecek bir hükümetin kurulmasına yönelik bir görevlendirme yapmamış;  Anavatan Partisi Genel Başkanı Rize Milletvekili Mesut Yılmaz ’ı yeni hükümeti kurmakla görevlendirmiştir. Yılmaz , Anavatan, Demokratik Sol ve Demokrat Türkiye Partilerinin katılımıyla üç partili bir koalisyon hükümeti kurmuştur (3). Basında  “Anasol-D” olarak adlandırılan bu Hükümet, 2 çekimser ve 256 ret oyuna karşılık,  CHP ve bağımsız milletvekillerinin desteğiyle 281 kabul ile güvenoyu almıştır(4).

Görüldüğü gibi, Başbakan Prof. Dr. Necmettin Erbakan’ın başkanlığındaki iki partili RP-DYP koalisyon hükümetinin istifasında ve yerine Başbakan Mesut Yılmaz ’ın başkanlığında üç partili ANAP-DSP-DTP koalisyon hükümetinin kurulmasında suç oluşturacak herhangi bir müdahale olmamış; bütün bu değişiklikler, Anayasa’ya uygun usuller çerçevesinde gerçekleşmiştir.

6. Millî Güvenlik Kurulu kararları

28 Şubat 1997 tarihli MGK kararlarının Hükümete dayatıldığı iddiası ise, gerçek dışıdır. Anayasa’nın “Millî Güvenlik Kurulu” kenar başlıklı  118. maddesinin o tarihte yürürlükte olan III. fıkrasına göre; zaten “Kurulun, Devletin ve milletin varlığı ve bağımsızlığı, ülkenin bütünlüğü  ve bölünmezliği hususunda alınmasını zorunlu gördüğü tedbirlere ait kararlar Bakanlar Kurulunca öncelikle dikkate alınır.” Bu  cümlenin sonundaki ibare, 3.10.2001 tarih ve 4709 sayılı Kanun’la yapılan Anayasa değişikliği ile “… Bakanlar Kurulunca değerlendirilir.”; 16.4.2017 tarih ve 6771 sayılı Kanun’la yapılan, 8. maddesinde yürütme yetki ve görevini tek kişiye veren Anayasa değişikliği ile “… Cumhurbaşkanınca değerlendirilir.” şeklinde  değiştirilmiştir.

İlk kez 1961 Anayasası’nın 111. maddesi ile kurulan MGK, hükümetle Türk Silâhlı Kuvvetleri’nin yüksek komuta kademelerini ulusal güvenlik konularında  koordinasyon amacıyla bir araya getiren karma yapılı bir organ olup; kararları tavsiye niteliğindedir.

7. Sonuç

Geçmişte Türkiye’nin içinden geçtiği çok kritik dönemlerde yaşanmış olaylar hakkındaki siyasî ve hukukî değerlendirmelerde bütün bunları göz önünde bulundurmak, gerçeklerin yerini sonradan üretilmiş farklı kurguların almasına fırsat vermemek  gerekir. Devletin temeli olan adaletin gereği de budur.

(3) Başbakan Mesut Yılmaz’ın başkanlığında kurulan ANAP-DSP-DTP Koalisyon Hükümeti için bk.  T. C. Resmî Gazete, 30.6.1997, S. 23035 (2. Mükerrer), s. 1-4.

(4) Bu  konuda bk. Türker Sanal, Türkiye’nin Hükümetleri, Ankara 1997, s. 99.

BİTTİ

 

 

DİĞER YENİ YAZILAR