Toplumsal şiddet ve hoşgörüsüzlük

12 Ocak 2018

İnsanlar toplumsal yaşamın gereği olan kurallara uymak zorundadırlar. Uymamanın sonucu kamu düzenin bozulmasıdır. Toplumsal yaşam düzenini sağlayan kurallar hukuk, örf, adet, din ve ahlak kuralları olarak sayılabilir. Bu kurallara uyum, toplumsal yaşamın sorunsuz yaşanmasını daim kıldığı gibi kamu düzeninin sağlıklı işlerliğini temin eder. Kurallara uyumsuzluğun sonucu insanlar birtakım cezalarla veya ceza yerine geçen yaptırımlarla karşılaşırlar. Toplumsal yaşamda insanlardan davranış ve hareketlerini; doğru, yerinde, kontrollü, kurallara uygun, birbirlerine karşı nezaketli ve ortak insani değerlere saygılı kullanmaları beklenir. Ancak, günümüzde bu değerlere uyumsuzluğun arttığı, davranış ve hareket olarak ‘şiddet’ ve ‘hoşgörüsüzlüğün’ ön plana çıktığı görülmektedir. Günlük yaşamda şiddetin “bu ne zorbalık”, “24 saat şiddet”, “sokaklara kurşunlar yağdı” ve benzeri adlarla yazılı ve görsel basında yer alan bu haber ve görüntülerin insanların moral değerlerini bozduğu ve günlük yaşamlarını olumsuz etkilediği anlaşılır. Böylesi önemli bir konunun iyi algılanmasında ve bilinmesinde sosyal yaşam için fayda görülmektedir.

İnsanın kendisine veya başkasına karşı zor kullanması yahut

Yazının Devamı

‘Hukukun üstünlüğü’ ilkesi içselleştirilmeli

10 Ocak 2018



Doç. Dr. Selami Demirkol(Danıştay Üyesi)

Ülkemizde, başta Anayasamız olmak üzere, hukuk sisteminde, son zamanlarda çok önemli değişiklikler yapılarak, hayata geçirilmeye çalışılmıştır.
Türk hukuk yapılanmasına, bu değişiklikler ile yeni bir yön verilerek AİHS hukuku ile entegre edilme arayışına girilmiş ve hukukumuz şekillendirilmiştir.
2000 yılı sonrasında bu şekillendirmede ‘Yasama Erki’nin gayret ve çabalarında yoğunluk ve sistematik bir ağırlık belirginleşmiştir.

Yazının Devamı

‘Kumar ve ölüm’ yahut ABD’de hukuk ve adalet

24 Aralık 2017

Günlerce söz konusu davadaki deliller gündeme geldi ve tartışıldı. Delilleri satır başları ile hatırlatıp bir yerde değerlendirmesini öncelikli hukukçulara ve okuyucuya bırakacağız. Öne sürülen deliller kısaca aşağıda açıklanmaktadır.

- “Gülenist” (FETÖ) yasadışı örgütün önde gelenlerinin (bunlar yargı, emniyet, idari veya askeri vb. mensupları) yurt dışına, bu bağlamda ABD’ye kaçırdığı, yasadışı bilgi ve belgeler.(Ki bu belge ve bilgilerin hemen tamamı 17/25 Aralık 2013 meşru hükümeti devirmeye teşebbüs soruşturmasının kesinleşmiş “kovuşturmaya yer olmadığına (takipsizlik) dosyası içerisindekilerdir) çoğu yasadışı yollardan elde edilen, bir bölümü montaj suretiyle oluşturulan Türkiye Cumhuriyeti Devleti yetkili makamlarınca tasdik edilmeyen kanuna aykırı delillerden oluşmaktadır.

- “Gülenist” tanık komiser muavini Hüseyin Korkmaz, belgeleri çalarak ve yasadışı yollardan FBI-CIA işbirliği ve “örtülü operasyon” ile ABD’ye götürüp, ABD’de ikamet izni (birçok göçmen bu hak için milyon dolarlar ödemeye hazırdır), FBI’dan elli bin dolar para, tanık koruma kanunu kapsamında savcılık tarafından karşılanan ev kirası karşılığı yaptığı tanıklık?!

- Reza Zarrab’ın tanıklığı!

- Kişisel veri

Yazının Devamı

‘Kumar ve ölüm’ yahut ABD’de hukuk ve adalet

23 Aralık 2017

Pierre Calamanderi “Hiç kimse onu bulandırmadığı ve ihlal etmediği sürece hukuk, teneffüs ettiğimiz hava gibi görünmez ve tutulmaz bir şekilde etrafımızı kaplar…” der. Ünlü hukukçu bu sözünün devamında “…Hukuk ancak kaybettiğimizi anladığımız zaman değerinin farkına vardığımız sağlık gibi sezilmez bir şeydir” gerçeğine işaret eder.

ABD ve Mehmet Hakan Atilla (M. H. Atilla) davası çok yazıldı ve konuşuldu. Farklı bir açıdan konuyu yaklaşmak ve açıklamak mümkün mü? Biz ona çalışacağız.

Adalet, insanlığın çok eski tarihlerinden bu yana aranan ve tartışılan kutsal bir kavramdır. Kutsal kitaplar ve metinlerde de sık sık bahsedilir. Yazının amaçlarından en önemlisi bu kutsal kavrama dikkat çekmektir.

1. ABD Adalet Teşkilatı ve Sistemi

“Kumar ve Ölüm” 1968 yapımı ABD Western filmi. Özetle, bir masada kumar oynanırken bir oyuncu hile yapar. Masadaki oyun oynayan kişiler tarafından götürülüp bir ağaçta asılarak öldürülür. Kasabada kısa zaman içinde asma girişiminde bulunan kişiler birer birer ölmeye başlar. Kimi boğulur, kimi asılır, acaba katil kimdir?

Filmin vermek istediği mesaj makalenin sonunda okuyucu tarafından anlaşılacaktır.

a) ABD Adalet Teşkilatı

ABD adalet teşkilatını kesin çi

Yazının Devamı

Çocuk Hakları

14 Aralık 2017

20 Kasım, Dünya Çocuk Hakları günü. Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesi, 1989 yılında, Birleşmiş Milletler Çocuk sağlığı ve haklarına yönelik çalışmalar sonuncunda hazırlanmış ve kabul edilmiştir. Türkiye, Çocuk Hakları Sözleşmesi’ni 1995 yılında bakanlar kurulu kararı ile kabul etmiş, imzalamış, yürürlüğe koymuştur. Sözleşme 44 madde içermektedir.

1.madde: Bu sözleşme uyarınca, çocuğa uygulanabilecek olan yasalara göre, daha erken yaşta reşit olanlar dışında, on sekiz yaşına kadar her insan çocuk sayılır.

2. madde: Taraf devletler, bu sözleşmede yazılı olan hakları kendi yetkileri altında bulunan her çocuğa ana, babalarının, yasal vasilerinin sahip olduğu etnik köken, cinsiyet, renk, dil, inanç, siyasal politik durum, mülkiyet, hastalık, sakatlık, doğal ve toplumsal durum nedeniyle ayırım gözetmeksizin tanır ve taahhüt ederler.

Sözleşmenin diğer maddeleri bu sözleşmede tanınan hakların uygulaması için gereken yasal, idari girişimleri, önlemleri içerir.

Ülkemiz yıllardır başta terör olmak üzere, ekonomik, toplumsal sorunlar nedeniyle, kavram ve değer çatışmasının yarattığı karmaşa ortamlarının sorunlarını yaşamaktadır. Bu ortamdan kurtulmanın yollarını aramaktadır. Bu

Yazının Devamı

Adil bir yargılamada hakkaniyet ayrıntılardadır

13 Aralık 2017



Doç. Dr. Selami DEMİRKOL

AİHM yargıçlarının önemsedikleri ayrıntılar, Türk yargı aktörlerince referans alınmalı
İnsan hak ve özgürlüklerinin tanınması ve korunması, şüphesiz uluslararası bir meseledir.
Bu meselenin asıl önemli kısmı ise, olması gereken bir tablonun çizimini hedef almasıdır.

Yazının Devamı

Büyük önderin büyük rehberi

12 Aralık 2017

Dr. Akkan SUVER

Bugün Haydar Aliyev’in ebediyete intikal edişinin ondördüncü yılındayız. Bu, bana Haydar Aliyev’in Hüseyin Cavid’in naaşını Sibirya’dan getirtip Nahçıvan’da toprağa koyduktan 14 yıl sonra ona yaptırdığı Anıt Mezar’ın açılışını hatırlattı.

Pek iyi bilinmektedir ki, büyük önderlerin büyük rehberleri vardır.

Azerbaycan Devleti’nin kurucu Cumhurbaşkanı Haydar Aliyev’in rehberi de Hüseyin Cavid’ti. Bir başka deyişle Haydar Aliyev’in ebediyete intikalinin ondördüncü yılında Hüseyin Cavid’in de vatan toprağına konulmasından ondört yıl sonra mezarının bir Anıt’a dönüşmesinin yıldönümünde aralarında bulunduğuna inandığım ruh birlikteliğine değinmek istedim.

Belirtmem gerekir ki, Hüseyin Cavid 20. Yüzyılda Azerbaycan edebiyatının, kültürünün gelişmesinde eşsiz hizmetler göstermiş bir aydındır. Eserlerinde kullandığı dille Azerbaycan ile Türkiye arasında edebi lisanın ortaklığını savunan Hüseyin Cavid’in ortaya koyduğu düşünce yüzyıl öncesinden bugüne hitap eden bir felsefedir. Hüseyin Cavid alışılmışın dışında bir görüşle o gün eskiyen her şeye karşı çıkar ve ferdin arzuları ile toplumun istekleri arasındaki karşıtlıkları bir mütefekkir gibi yol haritası çizerek, gösterir.

Yazının Devamı

Küreselleşme tünelinin sonundaki ışık

26 Kasım 2017

Prof. Dr. YAVUZ ODABAŞI

90’lı yıllarda sınırları aşındırmış, kaldırılmış varlıklı bir dünya vaat eden küreselleşme için yapılan eleştirilerin başında, tarafsız olmaması ve öncelikli olarak “gelişmiş, zengin ülkeler için işleyen eşitsiz bir süreç” olması geliyor. Küreselleşmenin yarattığı sorunların en temelinde ülkeler, bölgeler, sınıflar arasında ortaya çıkan adaletsiz, eşitsiz büyük zenginlik farkları yatmakta. Bunun sonucunda, çevresel, bölgeselve toplumsal olmak üzere birçok sorunla boğuşan ülkeler ortaya çıkmaya başladı. Bu ülkeler ise “öğrenilmiş acizlik” içinde olup, bundan kurtulma isteğini, öfke, hınç, şiddet, terör yoluna başvurarak sert ve radikal biçimde ortaya koyuyor. Ek olarak, birçok ülkedeki kötü koşullardan dolayı da evrensel düzeyde bir göç sorunu yaşanıyor dünyamızda.

Farklı olmanın “ötekine” yani yabancıya düşmanca tutumu ve ırkçılığı getirdiği, Batı evrenselciliğinin günümüzdeki bunalımını gösteren “ötekinin bana benzemesi” varsayımını öncelediği popülist, duygusal söylemler,her alanda ve küresel düzlemde yaygınlaşıyor.

Tek taraflı bir akış

Bugün gelinen noktada ise şimdiki durum: neo-liberalizmin bitmesi, neo-milliyetçiliğin gelişmesi, küreselleşme

Yazının Devamı