Atatürk’e hakaret eden imam!

Mustafa Kemal Ulusu - kulusu@hotmail.com 

Geçenlerde sözde din adamı, ama adeta bir yobaz çıktı ve de Atatürk’ümüzü ‘‘din düşmanı bir kâfir‘‘ diye suçladı.

Şimdi bu konuyu irdeleyelim, Atatürk gerçekten İslam dinine karşı mıydı? ‘‘Kâfir’’  miydi?

Gazi Mustafa Kemal Paşa’nın tarihi Balıkesir hutbesinin başlangıcını beraberce okuyalım.

Tarih 6 Şubat 1923. Yer Balıkesir Zağanos Paşa Camisi, hutbe kürsüsü.

Gazi’nin ilk girişi şöyledir:

“Ey millet, Allah birdir, şanı büyüktür, Allah’ın selameti, atıfeti ve hayrı üzerinize olsun.

Peygamber Efendimiz Hazretleri, Cenab-ı Hak tarafından insanlara din gerçeklerini bildirmeye memur ve resul olmuştur. Anayasası, cümlemize malumdur ki, şanı büyük olan Kuran’daki emirlerdir.

İnsanları geliştirmiş olan dinimiz, en son dindir, en mükemmel dindir. Çünkü dinimiz akla, mantığa ve gerçeğe tamamen uygun düşmektedir, eğer akla, mantığa ve gerçeğe uymamış olsaydı bununla diğer ilahi tabiat kanunları arasında tezat olması gerekirdi, çünkü bütün tabiat kanunlarını yapan Cenab-ı Hak’tır”.

Evet, bunları söyleyen Atatürk, Cumhuriyet’i kurduktan sonra da bir gün, okul ziyaretinde yanındaki arkadaşlarına “Dinimizi iyi öğrenmek gerekir, bunun içinde en iyi yer ilk ve orta öğretim okullarıdır, hatta din hususunda yüksek mesleki ihtisas sahibi gençler yetiştirmek için yüksekokullarını da yapmalıyız” demiştir.

Atatürk, anlamlarını hiç bilmediği halde Kuran okuyanlar hakkında da şu değerlendirmeyi yapmıştır.

“Hz. Muhammed’in dinini kabul edenler, Allah’larına kendi milli lisanlarıyla değil, Allah’ın Arap âlemine yolladığı kitapta ne yazıyorsa onunla ibadetlerini yapacaklardır, bunun başka çaresi de yoktur.

Bunun neticesinde çoğu Türk vatandaşımız, Kuran’ın tek kelimesini dahi bilememekten dolayı, ne okuduğunu, ne anladığını bilemeden, adeta beyinleri sulanmış hafızlar oldular, işte bunun için Kuran’ın kesin Türkçeye çevrilmesi gerekir, böylece tüm Türk gençliği ve insanı dinlerini okuyarak, iyice öğrenip bilecekler ve ona göre de ibadetlerini yapacaklardır.’’

Bu kısa açıklamalarımdan sonra şöyle bir değerlendirmede bulunmak istiyorum.

Çok geniş olan çevremde dinine çok bağlı, namazında niyazında birçok insan oldu ve onlarla zaman zaman dini sohbetlerimiz ve camilere gitmişliğimiz de olmuştur.

İnanın, çoğu Arapça hiç bilmediği için, Kuran’ı sadece hafızlardan dinledikleriyle kalmışlar ve de dinlediklerinden de hiçbir şey anlamamalarına rağmen anlarmış gibi başlarını sağa sola sallayarak ve de gözlerini kapatarak adeta huşu içinde dinlemiş durmuşlardı!

Camiden çıkınca ben de onlara sorardım. “Neler anladınız? Bana da lütfen anlatır mısınız arkadaşlar?”

İnanın birbirlerine baktıktan sonra hep bu acı itirafta bulunurlardı “Valla biz de hiçbir şey anlayamadık!” İşte bu çok önemli mahzuru dolayısıyla, canım dinimizi çoğumuz, hele hele yeni nesil tam öğrenemeden yok olup gitmekte, yazık çok yazık.

Atatürk bu çok önemli sebep dolayısıyla Kuran’ı Türkçe’ye çevirterek, tüm Türk insanını, bilhassa Türk gençliğini dinini en iyi şekilde öğrenerek, dinimizi istismar eden bu tip yobaz cami imamlarından kurtarmak istemişti, ama onun vefatından sonra, dinimiz ile ilgili bu güzel planlarını ve düşüncelerini gelen siyasiler, maalesef devam ettiremediler ve de işte bugünlere kadar geldik.

Gerçi bunların sayısı az ama yine de söylemleri rahatsız edici.

Tüm bunların yanında ise Atatürk’ün dini inanışlarını okuyarak bilen ve de her şeyini ona borçlu olan, dini bütün genç kardeşlerimizi gördükçe, inanın gelecek için çok ümitleniyorum, hele o, Türk İmam Hatipliler Birliği ve Genç İmam Hatipliler Derneği Genel Başkanı Sayın Muhammed Samet Akkaya kardeşimin Atatürk hakkındaki beyanatları beni öylesine mutlu etti ki, sağ olsun, var olsun.

Onun istediği, işte böyle her Türk gencinin en iyi şekilde okuyup dinini ve tarihini öğrenmesiydi ve bunun içinde tüm ideali, Türk gençliğinin ve halkının eğitim düzeyinin en üst seviyede olmasıydı.

Bunun için o yokluk yıllarına rağmen Berlin’e yolladığı gençlere “Sizleri birer kıvılcım olarak yolluyorum, ama ülkenize birer alev topu olarak döneceksiniz” sözüyle ülkemize dönen birçok ünlü devlet adamlarımız olmuştur.

Yahya Kemal Beyatlı’nın Anadolu’nun işgali sonrası, adeta yok olmak üzere olan Türk halkına söylediği şu gazel şiirini, bu imam efendiye ithaf ediyorum.

“Şu kopan fırtına Türk ordusudur, ya Rabbi, Senin uğrunda ölen ordu budur, ya Rabbi, Ta ki yükselsin ezanlarla müeyyed namın, Galip et, çünkü bu son ordusudur İslam’ın.”

Ey imam efendi, oku bunu oku.

İşte İslam’ın bu son ordusunun başında, senin kâfir dediğin Gazi Mustafa Kemal Paşamız, Atatürk’ümüz vardı.

O muhteşem ordusuyla Atatürk, Türkiye Cumhuriyeti Devletini kurarak senin imam olmanı sağlamıştır.

İmam efendi, imam efendi aksi halde şimdi sen, o camide imam değil, Ayasofya’da papaz dahi olamazdın.

Sağlık ve mutluluk dileklerimle.