Bakü Beyannamesi ve Türkiye’deki orman yangınları-2

Dr. Cavid Veliyev - (Uluslararası İlişkiler Analizler Merkezi/Bakü)

Bakü Beyannamesi’nde üç ülke arasında askeri ve savunma sanayi alanında iş birliğine de vurgu vardır. Şuşa Beyannamesi, Azerbaycan ile Türkiye arasında devam eden askeri tatbikatlara üçüncü ülkelerin de dahil edilmesini kararlaştırmış ve yakın gelecekte Azerbaycan-Türkiye-Pakistan üçlü askeri tatbikatlarının yapılması planlanmaktadır.

Savunma sanayi teknolojisi alanında Azerbaycan’ın Pakistan’dan satın aldığı Muşşak askeri eğitim uçağı ve Türk-Azerbaycan ordusunun hava kuvvetlerinin bir de askeri tatbikatları Azerbaycanlı pilotların askeri eğitimlerinde önemli rol oynadı. Türk yapımı milli bir gemi olan MİLGEM, Pakistan için dört adet üretiyor. Gelecekte Azerbaycan-Türkiye ortak savunma sanayi teknolojileri üretimine Pakistan da katılarak üçlü iş birliğine dönüştürülebilir. Fakat bu üçlü iş birliğini bazı merkezler sadece askeri iş birliği olarak sunmakta oysa ki, bu bakış açısı oldukça eksik ve yanlıştır.

Üçlü iş birliği

Bu üçlü ilişkinin özelliği, her üç ülkenin de bağımsız bir dış politika rotası seçmesi ve uzun yıllar hayati öneme sahip konularda diğer müttefiklerin desteğini hissetmemesidir. Ayrıca enerji ve ulaştırma alanlarında iş birliği de üçlü işbirliğinin ana yönlerinden biridir. Batı-Doğu ulaşım koridorunda bu üç ülkeyi birbirine bağlayacak projeler var. Aslında bu alanların Bakü Beyannamesi’ne dahil edilmesi, tarafların ulaştırma, enerji ve ticaret alanlarında iş birliğini geliştirme niyetini gösteriyor.

Afetle mücadele

Kısacası Bakü Beyannamesi, Bakü, Ankara ve İslamabad’ın çok kutuplu bir dünya sisteminin ortaya çıktığı, bölgesel iş birliğinin giderek daha önemli hale geldiği ve uluslararası ilişkiler sisteminin köklü değişiklikler geçirdiği bir döneme tepkisidir. Bu anlamda, üçlü ilişkiler Avrasya’daki jeopolitik durumdaki konumlarını pekiştirebilir. Avrasya’da görmek istedikleri manzara Bakü Beyannamesi’nde belirtilmektedir: “istikrar, güvenlik ve refah.”

Çok kutuplu dünya sisteminde ayakta kalmak, bağımsız olmak ve kendi-kendine yetmek olmazsa olmazdır. Bunun için müttefiklerinle birlikte yeni tehditlere karşı da hazırlıklı olman şarttır. Türkiye’nin yangınlarla mücadele ettiği bir dönemden yola çıkarak bu tür müttefikler ile gelecekte sabotajlar ve doğal afetlerle mücadele etmek için ortaklıklar da kurulabilir. Türkiye’nin bugün karşı-karşıya kaldığı sabotaj ve ekoloji terör yarın herkesin başına gelebilir. Nitekim, uluslararası örgütler sürekli olarak küresel ısınmanın ve iklim değişikliğinin gelecekte neden olacağı doğal afetler konusunda herkesi uyarmaktadır. Görünen odur ki, bu uyarılara kulak verilmeli ve bunlara karşı şimdiden iş birliği imkanları genişletilmelidir. Bu nedenle belki de üç müttefik ülke arasında gelecekte doğal afetlerle mücadele için ortak tatbikatlar ve iş birliği de yapılabilir ve gelecekte yapılacak üçlü toplantılarda bu alanlarda iş birliğine dahil edilebilir.

-Bitti-