‘Banka yönetim kurulları, yeniden yapılandırma ve öne çıkan hususlar’ (2)

3. YENİDEN YAPILANDIRMA VE GETİRDİĞİ ÖNEMLİ HÜKÜMLER

‘Banka yönetim kurulları, yeniden yapılandırma ve öne çıkan hususlar’ (2)

Kural olarak ekonomik suça ekonomik ceza kuralının yeterli olmadığının önemli istisnası bankacılık sistemidir.

Zimmet suçları Türk Ceza Kanunu(TCK) m.247 ve Ban. K. m.160’da düzenlenmiştir. Her iki kanunda paralel düzenlemeler olmakla birlikte Ban. K. daha ağır yaptırımlar getirmiştir.

Ban. K. m. 160/1’da Zimmet (mal edinme); Görevi nedeniyle zilyetliği kendisine devredilmiş olan veya kanunen koruma ve gözetimiyle yükümlü olduğu para veya para yerine geçen evrak veya senetleri veya diğer malları kendisinin veya başkasının zimmetine geçiren banka yönetim kurulu başkanı ve üyeleri ile diğer mensupları, altı yıldan on iki yıla kadar hapis ve beş bin güne kadar adli para cezası ile cezalandırılacakları gibi bankaların uğradığı zararı tazmine mahkûm edilirler. Maddenin 2’nci bendinde ise “eylem hileli davranışlarla işlenmişse on iki yıldan az olmamak üzere hapis” ve yirmi bin güne kadar adli para cezası verilir. Ayrıca meydana gelen zararın ödenmemesi halinde mahkemece re’sen ödettirilmesine hükmolunur.

Bankacılık sektöründe çalışanlarının sürekli cezai yaptırım tehdidinde olduğu yönündeki uyarılar ve bankacılardaki bu endişeyi giderme adına kanuna bir bent eklemişti. (Ban.K.m.160/4) .K.m.160/4)’e göre: “Bankacılık mevzuatı ile bankacılık usul ve prensiplerine uygun kredi kullandırma, bu kredileri temdit etme veya ek kredi kullandırma, taksitlendirme, teminata bağlama yahut sair yöntemlerle yeniden yapılandırma işlemleri zimmet suçunu oluşturmaz.”

Yargıtay YCGK. 01.11.2010 gün ve 2011/7-210- 2011/218 nolu kararında “Kural olarak bankacılık mevzuatına uygun olarak verilen bir kredinin geri ödenmemesi suç oluşturmamaktadır...” tespitinde bulunmuştu. Yine de bu fıkra sektör çalışanlarını rahatlatıcı ve inisiyatif kullanılacağı bir düzenleme gibi durmaktadır.

2018 yılı Ağustos ayında “ekonomik terör” üzerine ülke ekonomisinde yaşanan sıkıntılar, üstün ve gayretli çalışmalar sonucu kontrol altına alınmıştır. Hazine ve Maliye Bakanı ve ekibi kararlı, cesur ve sürdürülebilir, sonuç alıcı operasyonlara imza atmışlardır. Ülke yararına gerekli yerinde enstrümanların kullanılması sonucu ekonominin düzlüğe çıkma trendi her gün daha üst seviyelere çıkmaktadır. Bu husus bir hakkın teslimi adına söylenmesi gereken olgudur.

Bu enstrümanların en önemlilerinden olanı 7186 sayılı Kanunun 17’nci maddesi ile 5411 sayılı Kanuna eklenen Geçici 32’nci maddedir.

Maddenin uzun olması sebebiyle öne çıkan hususları:

3. 1. BDDK tarafından çıkarılacak yönetmeliğe göre hazırlanan Çerçeve Anlaşma,

3. 2. Dâhil oldukları risk grubundaki borçlular yönünden yapılandırma,

3. 3. Bu madde hükümlerinin yayımı tarihinden itibaren 2 yıl süre ile uygulanması, 2 yıl daha uzatmaya Cumhurbaşkanının yetkili olması,

3. 4. Yapılandırmaya tabi tutulan borçlunun Borçlarını geri ödeme kabiliyeti kazanacağına kanaat getirilmesi. Aksine durumda yapılandırma kapsamına alınamayacağı,

3. 5. Yapılandırmanın uygulanabilirliğine ilişkin değerlendirmenin; bağımsız denetim kuruluşlarına, Çerçeve Anlaşmaları kapsamında belirlenecek yeterli bilgi ve uzmanlığa sahip kuruluşlara veya borçlu tarafından kabul edilmesi halinde alacaklı kuruluşlara yaptırılma zorunluluğu,

3. 6. Bu madde kapsamında; a. Kredilerin vadelerini uzatmak, kredileri yenilemek, bu madde kapsamında fina nsal yeniden yapılandırmalarda; 6361 sayılı Kanunun 9 uncu maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi hükümleri saklı kalmak kaydıyla (b bendi: Ödenmiş sermayesinin yüzde birini geçmeyecek şekilde kullandırılan krediler hariç olmak üzere nakdi kredi kullandırılamaz) ilave kredi vermek, anapara, faiz, temerrüt faizi, gecikme cezaları ve kâr payları ile kredi ilişkisinden doğan diğer her türlü alacağı indirmek veya bunlardan kısmen veya tamamen vazgeçmek, teminat azaltmak, anapara, faiz veya kâr payı alacaklarını; kısmen veya tamamen iştirake çevirmek, vb

3. 7. Bu madde uyarınca yapılacak teminat azaltma, anapara ve diğer alacaklardan vazgeçilerek kayıttan düşme yahut benzer işlemlerle kredilerin yeniden yapılandırılması bu Kanunun 160’ncı maddesi ile düzenlenen zimmet suçunu oluşturmayacağı... şeklinde özetlenebilir.

Kanun koyucu bu düzenleme ile getirilen olağanüstü tasarruflara yasal dayanak oluşturmakla reel sektörün önünü açmış ve bankacılık sektöründe çalışanların elini büyük oranda rahatlatmıştır. Zira Ban. K.’nda yukarıda Geçici 32’inci maddede yazılı radikal tasarrufların zimmet oluşturmayacağı hususu mevcut değildi.

Geçici 32’inci madde de sıralanmış hükümlere banka ve benzeri kuruluşların yönetim kurullarının ve diğer çalışanlarının uyması zorunlu olup, aksine uygulamaların bu sorumlular yönünden adli, idari, mali sorumluluğu getireceği kuşkusuzdur.

Devamı yarın