Bir başka 19 Mayıs -1

Cengiz Kuday - Tarihçiler ve özel ilgi gösterenlerin dışında pek çok kimse Çanakkale Savaşları denince yalnız 18 Mart’ı hatırlar. Oysa 18 Mart Müttefik deniz güçlerinin Çanakkale Boğazı’nı deniz yoluyla geçemeyeceklerini anladıkları gündür. Bu deniz savaşlarının başarısız olması kara savaşlarını gündeme getirir.

O günkü savaşta tümüne yakını yok olan 26. Alay, ona yardıma gelen 25. Alay, 27. Alay, harp tarihinde mümtaz bir yeri olan ve mevcudunun tümüne yakını şehit olan 57. Alay daha sonra altın ve gümüş madalyalarla onurlandırılmıştır. 57. Alay’ın komutanı Binbaşı Avni Bey şehit olmuş, öldüğü gün albaylığa yükseltilmiştir. Eski Hava Kuvvetleri komutanlarından Orgeneral Tekin Arıburnu’nun babasıdır. O gün Gelibolu’nun çıkarma yapılan muhtelif yerlerinde, her biri sayfalarla anlatılacak kahramanlık menkıbeleri cereyan etmiştir.

Yarbay Mustafa Kemal

18 Mart deniz savaşından 38 gün sonra Müttefikler yine güçlü donanmalarının desteğinde yüz binlerce askerini kıyılara çıkarmaya başlar. Aylarca süren kara savaşları başlamıştır. 25 Nisan 1915 günü, Arıburnu ve Seddülbahir’de aynı zamanda karşılayan 9. Tümen’in uyarılarını pek dikkate almamıştı. Üst komutanlığın sevk ve idaresinden yoksun kalan 9. Tümen, sabahın erken saatlerinden beri Arıburnu ve Seddülbahir arasındaki kıyı şeridinde az sayıda savunmacıyla müdafaa yapmaya çalışıyordu.

Düşmanın baskısı ile güç durumda kalan 9. Tümen Komutanı Sami Bey, 19. Tümen Komutanı Yarbay Mustafa Kemal’den bir taburluk destek istedi. Mustafa Kemal bu kuvvetin yeterli olmayacağını düşünerek tümenin tamamını muharebeye sokmaya kendi inisiyatifiyle karar verdi. Öncelikle 57. Alay’ı Arıburnu’na sevk etti. Sorumluluk almaktan çekinmemek meziyetine sahip bir komutan, muharebenin sonucunu şüpheli gördüğü durumda gerekeni yapmaktan çekinmez. Bu karar, Çanakkale Savaşları’nın bir kırılma noktasıdır ve Yarbay Mustafa Kemal’in yıldızının parladığı andır. İlk gün inisiyatif kullanması konusunda bir başka örnek, İkiz Koyu’ndaki düşman çıkarmasına yapılan müdahaledir. Seddülbahir bölgesine takviye için gönderilen 26. Alay 2. Tabur Bölük Komutanı Yüzbaşı Yusuf Kenan Efendi, bu müdahale ile 3. Tabur’u olması muhtemel bir imhadan kurtarmıştır. Kendisi de bu muharebelerde şehit olmuştur.

Muharebeler 8-9 Ocak 1916’ya kadar sürmüş, en son Müttefiklerin Seddülbahir’i tahliye etmesi ile sona ermiştir. Çanakkale Muharebeleri’nde iki taraftan binlerce kişi hayatını kaybetmiş ve yaralanmıştır. Bu savaşla Türk ordusu, başına Balkan Savaşı’nda geçirilen çuvalı çıkartmış ve hakiki kimliğini göstermiştir. Bu muharebelerde Yarbay Mustafa Kemal, başkalarının deyimi ile herhangi bir asker değildir. Harbin kaderini değiştiren bir askerdir. Bilmeyenler bunu bilsin.

Bir başka 19 Mayıs -1

2 saatte 2. Tümen eridi

25 Nisan’dan sonra kara savaşları irili ufaklı muharebelerle 20 Aralık 1915’e kadar sürmüş ve bu arada her iki taraftan binlerce kişi bu topraklara gömülmüştü. Bu savaşlardan bizim için en ağır zayiatla sonuçlananlardan birisi İstanbul Üniversitesi’ni de ilgilendiren 18 Mayıs Kanlısırt muharebeleridir. Bu muharebelerden birkaç gün evvel, 11 Mayıs’ta Başkomutan vekili Enver Paşa Çanakkale cephesine gelerek cepheyi denetledi. Daha sonra ordu komutanları ile birlikte Arıburnu cephesinde büyük bir taarruzla düşmanı denize sürmeyi öngören bir plan yaptılar. Bu taarruzun başarıya ulaşması için siper içine gizlenerek canını koruma kaygısına düşmemiş taze kuvvetlere ihtiyaç olduğunu düşünülerek İstanbul’dan gönderilen 2. Tümen cepheye sevk edildi. 16 Mayıs’ta Akbaş İskelesi’ne getirilen 2. Tümen 18 Mayıs akşamı taarruz edecekleri siperlere yerleştirildiler.

Bu tarihten bir ay evvelki bir toplantıya dönelim. İstanbul, Nisan ortası. Yer: Bugünün İstanbul Üniversitesi merkez binası ve ön bahçe yüzlerce Darülfünun talebesiyle dolu. Konuşmacı: Harbiye Nazırı Enver Paşa. Konu: Çanakkale’de sürmekte olan savaş. Dakikalar süren ateşli konuşmalar sonunda Darülfünun talebelerinin hepsi cepheye gitmek için gönüllü başvuruda bulunmuşlar. Bu konuşmayı izleyen İstanbul Erkek Lisesi’nden 55 son  sınıf öğrencisi de tıpkı ağabeyleri gibi gönüllü olurlar. Yukarıda ismini verdiğim 2. Tümen’in çoğunu bu talebeler teşkil eder.

DEVAMI YARIN