Ermenistan seçimleri ve Türkiye-Azerbaycan (2)

Prof. Dr. Kemal Çiçek - Kcicek35@gmail.com  - Seçimlere Ermenistan’ın Türkiye, Azerbaycan ve Rusya’ya karşı nasıl bir siyaset izleyeceğine dair tartışmalar damgasını vurdu. Nikol Paşinyan her ne kadar Türkiye ve Azerbaycan aleyhtarlığı yapsa da, Karabağ savaşı sonrası imzalanan anlaşmalara sadık kalacağı ve ülkeyi barış içinde kalkındıracağı mesajını verdi. Rakiplerine göre bu iki komşusu ile daha iyi ilişkiler peşinde olacağı da sır değildi.

Robert Koçaryan ve Serj Sarkisyan, onu, sahada savaşı kaybeden ve Karabağ’ı masada veren bir lider olmakla suçladı. Ama Paşinyan ateşli seçim konuşmalarıyla toplumu şuna ikna etmiş gözüküyor:

“Savaşın kaybedilmesinin gerçek suçlusu, orduyu kötü durumda bırakan ve zamanında Azerbaycan’ın taviz olarak istediği işgal altındaki 7 rayonu vermekten imtina eden eski liderlerdir. Koçaryan ve Sarkisyan, bu siyaset ve uzlaşmaz tutumları yüzünden Karabağ’ın da kısmen kaybedilmesine ortam hazırlamışlardır.”

Benzer görüşler

Seçim gözlemcileri, bu etkili söyleme rağmen Paşinyan’ın tek başına iktidarını zor görüyordu. Hiçbir sebep, onun 44 günlük savaş sonundaki ağır mağlubiyetini örtbas edemezdi. Özellikle Erivan’da popülaritesi hissedilir ölçüde azalmıştı. Bu yüzden gerek Sarkisyan gerekse Koçaryan, Paşinyan’ı ihanetle hatta Türkiye ve Azerbaycan’a çalışmakla suçlayacak kadar ileri gitti.

Bu suçlamalara rağmen Paşinyan, Türkiye ile sınırların ve hatta Nahçıvan’la Azerbaycan arasında Zengezur koridorunun açılması gibi konulara sıcak baktığını seçmenden gizlemedi.

Levon Ter-Petrosyan, seçimlerde benzer bir dış politikayı savundu. Bu yüzden olası bir koalisyonda Paşinyan’ın muhtemel ortağı olarak manevi atası Ter-Petrosyan’ın adı geçiyordu.

Nitekim Ter-Petrosyan “Ermeni soykırımı” ideolojisinden taviz vermeden de Azerbaycan ve Türkiye ile barış yapılabileceğini, ilişkilerin normalleşebileceğini açıkça deklare etti. Bazı analistler bu söylemin oyları düşüreceğini iddia etti. Buna karşılık, gerçekleri dile getirmesinin toplumda taktir göreceğini savunanlar da az değildi.

Nefret söylemleri

Diğer yandan gerek Koçaryan gerekse Sarkisyan, seçim meydanlarına eskisi gibi Türkiye ve Azerbaycan’a nefret söylemleriyle indi. Koçaryan, Soros’un nüfuzunu kıracağını söyledi. Rusya’nın yardımıyla Ermenistan ordusunu güçlendireceğini, Karabağ’ın Şuşa ve Hadrut bölgelerini savaşla geri alacağını vaat etti. “Nasıl?” sorusunun cevabı elbette yoktu... Koçaryan, Erivan`daki son mitingde Sirusho’nun popülaritesini sahaya sürdü. Sirusho, halkı Türklerden intikam almaya çağıran şarkılar söyledi. Böylece Taşnakların ve diasporanın desteği sağlanacaktı.

Sarkisyan’ın da seçim propagandası Koçaryan’dan farklı değildi. Ancak analistler onun sırf Türkiye nefretiyle oy toplamasının zor olduğunu, iktidarı sırasında zirve yapan rüşvet, yolsuzluk ve siyasi cinayetlerin halk tarafından unutulmadığını söylüyor.

Rusya ve Ermenistan

Ermeni sorununu ve Ermenistan’ı yıllardır takip eden birisi olarak söyleyebilirim ki, iktidar veya muhalefet fark etmez, iktidara gelen her parti Rusya ile iyi geçinmek zorundadır. Kadife devrim sonucu Batı dünyasının desteğiyle Başbakan olan Paşinyan bile artık Rusya’ya daha yakın olmak zorunda. Karabağ savaşı öncesine göre Ermenistan’ın Rusya’ya bağımlılığının arttığına da kuşku yoktur.

Bu gerçeği en iyi görenlerden birisi Koçaryan. Kampanyalarında sürekli Paşinyan’ın Rusya ile Ermenistan arasındaki ilişkileri bozduğunu, hezimetin bu yüzden geldiğini haykırdı. İki ülkenin pek çok alanda çıkarlarının örtüştüğünü üstüne basa basa anlattı. Putin’in dostu olduğunu sık sık vurguladı.

Mutlu son yakın mı?

Seçimler hakkında bir analiz kaleme alan Vicken Cheterian, seçimlerden sonra da “2018 Devrimi’nin vaatlerinin yerine getirilmesi yönünde pek bir umut ışığı görmediğini” belirtti. Cheterian’a göre Ermenistan’ın kökleşmiş sorunlarından arınması için demokratikleşmesi şart. Bu ise ancak sivil toplum baskıyla mümkün. O halde gelecek yıllarda da Ermenistan’ı çalkantılı ve gergin bir ortam bekliyor.

Ermenistan’ın demokratikleşmesi için önce ekonomisini düzeltmesi şarttır. Bunun yolu Türkiye ve Azerbaycan ile ilişkileri normalleştirmekten geçiyor. Bu, Rusya’nın desteğini tekrar almak kadar önemli. Eğer siyasetçiler bu yönde radikal ve cesur kararlar almaz, kararlı adımlar atmazsa seçimlerin Ermenistan’a huzur getirmesi hayaldir.

(Tercüme destekleri için Gaffar Çakmaklı’ya müteşekkirim.)