İSRAİL’İN BİTMEYEN ZULMÜ

İsmail Özcan - Eğitimci Yazar

İsrail devletinin kurulduğu 1948’den bu yana Filistinlilere uyguladığı zulüm ve barbarlık hiç ara vermeden devam ediyor. Şimdiye kadar sayısızca zirve yapan bu zulüm 2021 yılı Ramazanının son günlerinde bir defa daha zirve yaptı. Her zaman olduğu gibi yine hiç ayrım yapmadan kadın, çocuk, yaşlı bütün Filistinliler bu zulme, bu barbarlığa hedef oldular. Ramazan bayramının 1. gününün akşamında İsrail’in hava saldırılarında 24’ü çocuk olmak üzere 107 Filistinli hayatını kaybetmişti. 400’den fazla da yaralı vardı. Mescid-i Aksa çevresinde İsrail asker ve polisinin müdahalesinde yaralanaların sayısı ise 1000’i aşıyordu.

Nereden bakılırsa bakılsın şu anda dünyanın en mağdur ve en mazlum halkı Filistin halkıdır. Kendi öz topraklarında paryalardan bile daha feci muamelelere, görülmemiş aşağılamalara maruz kalıyorlar. Bu dünyada her şey için bir
son olabiliyor; ama İsrail zulmü için bir son olmuyor. Yaklaşık
5 milyon Filistin halkı 73 yıldan beri bu zulüm altında inim inim inliyor. Temsili değil, gerçek bir trajedi yaşanıyor!

Başta ABD ve AB olmak üzere hiçbir ülke tarafından bu zulme karşı hiçbir zaman köklü, kestirip atan bir tepki, bir karşı çıkış ortaya konulmadı. Özellikle ABD ve AB, çoğu zaman sağır ve dilsiz rolüne soyundu. Ara sıra pes perdeden yükselttikleri eleştiri ve protestolar da dostlar alışverişte görsün kabilinden oldu ve ifade ettikleri üzüntüler timsah gözyaşı olmanın ötesinde bir anlama sahip olmadı. Dünyadaki herhangi bir ülke de ABD ve AB’nin ifade ettiği üzüntüyü başka türlü yorumlamadı.

500 milyon civarında nüfusa sahip Arap devletleri bu zulme karşı duramadıkları gibi bir çıkış yolu da bulamadılar. Günümüz dünyasının uluslararası örgütleri içinde en dandik, en işlevsiz olanlar “Arap Birliği” vs gibi adlarla Arap devletleri arasında kurulan örgütlerdir. Kendi aralarında itişip kakışmaktan başka hiçbir işe yaramıyorlar. Varlıklarını en fazla hissettirmeleri gereken İsrail zulmü karşısında bile süt dökmüş kediden farkları yok!

En kötüsü de, son yıllarda İsrail zulmü her geçen gün yükselmekteyken hemen hemen bütün Arap devletleri İsrail’le sıkı fıkı ilişkiler kuruyorlar ve çok samimi antlaşmalar imzalıyorlar. Ne Filistin sorununu ne de insanlığın herhangi bir sorununu dert ediniyorlar. Arap olmayan Türkiye ve İran, Filistin davasına sahip çıkmakta Araplardan 10 gömlek daha önde bulunuyor.

İnsanlık ve uygarlık gereği zulme karşı çıkmak söz konusu olduğunda elbette ülke çıkarları geçici olarak bir yana bırakılabilir. Bırakılmalıdır da. Ama İsrail zulmü karşısında bunu yapmak herkesten önce Arap ülkelerine düşer. Filistinli soydaşlarının savunmasını her zaman başkalarından beklemeleri onların en büyük utancıdır.

Türkiye Cumhuriyeti İletişim Başkanlığı İsrail’in son zulmü üzerine yayımladığı bildiride, “İsrail’den bu yaptıklarının hesabı tek tek sorulacaktır!” diyordu. Gerçekte böyle bir bildiriyi üstüne basa basa ilk yayımlaması gerekenler Arap ülkeleridir.

Arap ülkeleriyle ilişkide en iyi kriteri Atatürk keşfetmiştir. Bu da Arapların iç işlerine asla karışmamak, onları dışarıdan gözlemek politikasıdır. Çünkü Araplarla güvenli işbirliği yapma şansı yoktur. Hiçbir yolda onlarla birlikte yürünemez. Dünyada bu ölçüde güvenilmezlik imajı oluşturmuş başka bir halk da gösterilemez!

Şu anda Filistin halkı İsrail terörü karşısında son derece çaresizdir. Tutunacak hiçbir dalı yoktur. Filistin topraklarının % 20’sinde devlet kurmuş olan İsrail bugün o toprakların % 80’ine sahip olduğu halde doymuş görünmemektedir. Filistinlilerin elinde kalmış olan bir avuç toprağı bile onlara çok görmektedir. Gelecekte tarihin utanılacak sayfalarından biri de bu olacaktır.

Günümüz insanlığının en büyük utancı ise Filistin halkı için “Allah yardımcıları olsun!” demekten başka bir şey yapamamasıdır. Bu aynı zamanda insanlığın iflas ettiğinin de bir belgesidir!

 

DİĞER YENİ YAZILAR