Kimse kuralların üstünde değildir

Aybars Kuday - aybarskuday@yahoo.com

Yolun sonunda girilmez bir sokak var, gördün mü?

Evet abi.

Oradan içeri gir.

Girilmez sokak? Peki, tamam abi.

Hemen karşında bir sola dönülmez tabelası göreceksin.

Evet abi gördüm. Hah, tam oradan sola dön. Merak etme kapan yok o sokakta. İleride de bir park edilmez levhası göreceksin. Hemen onun altına park et.

Ama abi oradan arabayı çekmesinler?

Yok yok bu saatte çekmiyorlar. Zaten bir şey olsa biz hallediyoruz onu. Çekmezler abim, sen merak etme.

Yukarıdaki ülkemizde yaşanmış ve muhtemelen her gün defalarca yaşanmakta olan bir diyalogdur.

***

Evimin önü tek yön dik bir yokuş. Sadece yokuş yukarı çıkış serbest, aşağı iniş yasak. Fakat ters yönden uçarak gelen valeler ve son derece normalmiş gibi ters yönden gelen kuryeler (kimi zaman motoru kullanırken kafasındaki kask Hüdaverdi kukuletası gibi tepeye kadar aralanmış, ağzında sigara) için herhalde yasak değil. Ben her gün evimden çıkarken bu daracık sokakta bile karşıdan karşıya geçerken her iki yöne de dikkatlice bakıyorum. İyi ki de bakıyorum, 2 ay önce ters yönden adeta uçarak gelen bir kurye resmen burnuma dokunup sıyırıp geçti, saniye farkıyla ölümden döndüm.

***

Periyodik araç muayenesi yolcuların ve çevrenin güvenliği için araçların yetkinliğinin periyodik olarak kontrol edilmesidir. Bu muayeneler ile taşıtların varsa kusurları giderilir, bunların sebep olacağı potansiyel kazaların önüne geçilir. Eskiden periyodik araç muayenelerine sadece aracın ruhsatı giderdi. Araca hiç bakmadan ruhsatın üzerine uygundur diye onay damgası basılır araç da o haliyle trafikte kullanılmaya devam ederdi. Düşünebiliyor musunuz? En başından itibaren konuya yaklaşımımız ne kadar korkunç ne kadar sakat bir yaklaşım. Ondan sonra bir sürü trafiğe çıkmaya müsait olmayan araç trafikte potansiyel tehlike olarak geziniyor. Freni tutmayan kamyonlar, yola tutunacak dişi kalmamış kabak lastikler, yanmayan farlar gibi şeyler yüzünden kaybettiğimiz sayısız insan hayatları ve milyonlarca lira maddi zarar.

Yukarıdaki örnekler kurallara uymama davranışının yıllardan beri ülkemizde kanıksanmış olduğunu hatırlatmak içindi. Maalesef ülkece adeta genlerimizde kurallara karşı çıkmak için programlanmışız. Herkes kuralları kendi kafasına göre yorumladığı için her gün bir kaos ortamında buluyoruz kendimizi. Bu ülkede yasayanlar günlük yaşamlarında kafalarını meşgul eden onlarca şeye ek olarak bir de ters yönden gelebilecek bir kurye, vale ya da araba olma ihtimalini, benzincide sigara içen adamın bütün bir mahalleyi yerle bir etme ihtimali gibi şeyleri de hesaba katmak zorunda kalıyor.

Kuralları koyan ve uygulayan kamu görevlisi ve siyasetçilerin bu kurallara kendilerinin uyup örnek teşkil etmeleri lazım. Acil olmayan işleri için bile (stada ya da evinde sevdiği diziye yetişmeye çalışan) kamu görevlisi ya da siyasetçi için yollar kesiliyor, sirenler ve lambalar yakılıyor, trafik kuralları, emniyet şeritleri, ters yön kuralları ihlal ediliyor. Dolayısı ile toplum da kendini haksızlığa uğramış hissediyor ve bu yanlış davranışı kendine örnek alıyor.

Toplumun kuralları hiçe sayan kafa yapısını düzeltmek için bu kuralların herkes için geçerli olduğunu somut örneklerle halka göstermemiz lazım.

Geçtiğimiz günlerde Avustralya hükümeti, dünyanın bir numaralı tenisçisi Novak Djokovic'in vizesinin, ülkeye giriş şartlarını karşılamaması nedeniyle iptal edildiğini açıklamıştı. Djokovic’in aşı olup olmaması kendi seçimidir ancak bir ülkenin, gelen yolculardan en az 2 aşı yaptırmış olmaları şartını araması gibi bir şartı varsa ve yolcunun aşı olmaması da bu kurallara karşı bir davranışsa o zaman konu değişir. Avustralya Açık Tenis Turnuvası’nın bir numaralı favorisi olan Djokovic için Avustralya Başbakanı Scott Morrison “Kurallar kuraldır, hiç kimse bu kuralların üstünde değildir” diyerek ısrarla kanunları uyguluyor (Djokovic’in itirazı ve sonrasında mahkeme kararı ne olursa olsun) Buna benzer yaklaşım ülkemizde de her alanda sergilenmelidir. Muhatap kim olursa olsun.