Merkez’in rezervleri şeffaf, buharlaşamaz

Prof. Dr. Sefer Şener / İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi

Tüm dünya ekonomileri bugüne kadar görülmemiş bir krizle, koronavirüs pandemisi ile boğuşurken; böylesine olağanüstü bir dönemde Merkez Bankası, zamanında ve doğru hamleler ile bir taraftan rezervini güçlü tutmayı başarmış, diğer taraftan ise piyasaya son derece yerinde müdahaleler yaparak ekonominin mevcut dönemdeki dengelenmesini sağlamıştır. Şunu net bir şekilde ifade edelim; Merkez Bankası rezervleri şeffaf ve açıktır. Merkez Bankası’nın internet sitesi üzerinden de bu rezerv bilgileri gibi pek çok data görülebilir. Merkez Bankası, rezervi ve uygulamaları hakkında tereddüde düşülecek bir kurum değil.

Biraz geriye gidip, Merkez Bankası’nın en yüksek brüt rezerve sahip olduğu zamana baktığımızda; Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın başbakanlığı döneminde yani 2013 yılında bu oranı görüyoruz. Rezerv brüt 135 milyar dolardı. Yani Türkiye’nin net rezervi hiçbir zaman 100 milyar doları bulmadı. 100 milyar doları bulmayan bir şeyden ‘128 milyar doların buharlaşması’ olası değildir. Muhalefet tarafından iletilen bu iddianın bir kaynağı bile olmadığı görülüyor. Bu söylemler tamamen boşlukta kalıyor.

ALTIN REZERVİ GÜÇLENİYOR

Merkez Bankası yasaların kendisine tanıdığı ölçüde ülke ekonomisinde düzeni sağlamak için piyasaya müdahale edebilir. Bunu yeri geldiğinde döviz satarak, yeri geldiğinde alarak yapabilir. Mesela cari açığınız var, özel sektör borcu var. Merkez Bankası bunları karşılıyor. Mesela sadece 40 milyar doları cari açık için ayırmış. Özel sektörün ödenen 21 milyar dolar borcu için 9.5 milyar doları Merkez Bankası kaynaklarından karşılanmış. Mesela bankalarda 236 milyar dolar var. Millet bu dolarları nereden aldı? Piyasadan aldı. Piyasaya ise Merkez Bankası verdi. Siz dolar talep ediyorsunuz; Merkez Bankası bunu vermezse, dolar iki katına bile çıkar. O günkü şartlar altında bu politika en iyi politikaydı. Elindeki kaynaklarla piyasaya müdahale ederek, pandemi krizini en rahat şekilde aşması için ülke ekonomisine güçlü bir destek sağladı.

Tüm dünya ekonomilerinde böyle bir dönemde yatırım çıkışları yaşandı. Yatırımlar durdu. Türkiye’de de oldu. Ama Merkez Bankası kaynakları bunu da telafi ediyor, çünkü bu desteği bir başkasından bekleyemezsiniz. Merkez Bankası’nın amacı budur. Merkez Bankası piyasada ihtiyaç oldukça piyasaya döviz vermek durumundadır. Örneğin Merkez Bankası’nın önceki yıllarda 9 milyar dolar olan altın rezervi şu anda 42 milyar dolar. Yani kaynak ‘uçmuyor’, dolar rezervi altına dönüyor. İşte rezervlerin böyle bir dağılımı da oluyor.

95.5 MİLYAR DOLARA ÇIKTI

Şu anda Merkez Bankası’nın brüt olarak 95 milyar 519 milyon doları var. 53.7 milyar doları döviz, 41.8 milyar doları altın. Yani Türkiye’nin piyasaya müdahale edecek yeterli kaynağı ve sermayesi var. Her zaman da olacaktır. Gerektiğinde ise sadece sözlü ve fiili yönlendirmeyle de Merkez Bankası, gerek duyduğunda piyasaya müdahale edebilecektir.

Yeni faiz politikası yani yüksek faiz uygulaması ile kısa sürede 12.5 milyar doları swap, 4.5 milyar doları ise hisse senedi tahvil gibi vadeli işlemlere girmek üzere 16.5 milyar dolarlık sıcak para girişi oldu. Ayrıca bakın doların bu yeni seviyeleri, yeniden Merkez Bankası’nın rezerv büyütmesini de sağlayacaktır. Bunun hızla arttığını da görüyoruz. Geçen ay 91 milyar dolar brüt rezerv, bu ay 95 milyar dolar oldu. Aynı zamanda aşı çalışmaları, pandeminin hafiflemesine paralel olarak hem turizm geliri artacak, hem de ihracattaki artış sürecek. Bunlar da döviz ihtiyacının bir kısmının da buralardan karşılanmasını sağlayacak. Bu sayede de dengelenme süreci devam edecek.

Pandemi döneminde düşük faizle piyasayı fonlamak doğru bir politikaydı, şu anda da mevcut reel faizle fonlamak doğru uygulama. Bunun ne kadar doğru olduğunu görüyoruz, yaşıyoruz.

Merkez’in rezervleri şeffaf, buharlaşamaz

Prof. Dr. Sefer Şener

İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi