Neden hep geçmişi arıyoruz?

Mustafa Kemal Ulusu / kulusu@hotmail.com

Çevremizde bizlerin ve birkaç önceki neslin dahi zaman zaman, “Ah nerede o eski günler ah!” diye yakındıklarını sıkça duyuyor ve yaşamıyor muyuz?

Geçen haftaki o eski İstanbul ve eğlenceleri yazıma o kadar çok müspet geri dönüş oldu ki, o yıllara göre gerçekten çağ atlamışız, yepyeni dijital bir döneme girmişiz, bas bir tuşa Dünya ayağına geliyor, istediğin tüm müzikler, tiyatrolar, filmler, maçlar, konserler, tüm Dünya şehirleri hepsi elinin altında.

Ayrıca her türlü seyahat ve gezilerin yanında, tüm kafe ve restoranlarda yeme içme ve de eğlenceler gırla gidiyor.

Evlerde ise (Tabii ki büyük şehirlerde) kaloriferi, süper mobilyaları, beyaz eşyaları vb. herşeyi , hepsini taksitle alabiliyorsun. Gıda da öyle, paran varsa yok yok.

Tüm bu büyük imkanlara rağmen insanlarımızın çoğunluğunda huzur yok, peki bunun sebebi ne?

Sebep mi bence birinci sebep şudur; Bilhassa büyük şehirlerdeki insanlarda bu büyük harcamalarla başlayan büyük maddi sıkıntılar ve genç nesilde de  buna paralel olarak maalesef biraz yozlaşmanın başlamış olmasıdır.

Bu yozlaşmaya da yine bence en büyük sebep, RTÜK tarafından pek denetlenmeyen ve frenleri patlamış arabalar gibi çılgınca giden diziler ve filmlerdir.

Şöyle arkanıza yaslanın ve düşünün haksız mıyım?

Önemli bir konuda, bir sürü film kanalları olmasına rağmen her akşam bizleri saçma sapan Hint, Arap veya ucuz Amerikan filmleriyle, dizilerini seyretmeye mahkum eden Digitürk.

Doğru dürüst filmlere ayda bir iki kere rastlarsanız ne mutlu size.

Hele müzik kanallarını izliyorsanız, sinir olmamak elde değil, mesela bir 469’uncu kanal var ki, her gün ve aylarca aynı müzikleri tekrar tekrar sabah, öğle, akşam saatlerinde devamlı arka arkaya çalarlar ve de bizler de çaresizce dinleriz!

Ayıp denen birşey var kardeşim, bizleri adeta aptal yerine koyuyorlar.

Hele yerli diziler! Aman Allah’ım çoğu her türlü rezaletleri, küfür ve kafir konuşmaları, aile içi rezaletleri, skandalları içermiyor mu? Esasında bu tür şiddet ve çirkinlikler tüm Dünya’da da var ama biz kendimizden sorumlu olmalıyız, zira bizim çok güzel bir dinimiz ve kitabımız var, iyiliği, güzelliği, yardımlaşmayı ve insan sevgisini anlatan bir din, yani İSLAM dini .

Bunun yanında ATATÜRK CUMHURİYETİ’NİN ilke ve inkılapları var. Bu ikisi medeni bir kadın ve erkeğin sahip olması ve yapması gereken tüm vasıfları, hakları ve görevlerini de çok net bir şekilde açıklamıyor mu?

Netice olarak biz Türkler çok farklı bir ırk ve milletiz, bu sebeple de dinimizin, gelenek ve göreneklerimizin gerektirdiği o güzel ve medeni şartları, ki bunun başında aile ve arkadaşlık, dostluk ve sevgi gelir, işte bu sebeple de bu önemli kavramları en üst seviyede tutmamız gerekir.

Tüm bunlardan sonra söyleyin her akşam çoluk çocuk, yaşlı genç TV başında bu bahsettiğim gelenek ve göreneklerimize uygun şeyler görebiliyor musunuz? Asla, üstelik tam tersi bir yaşam ve hayatları izliyoruz.

Bir de eskiye gidelim mi? Nerede o eski diziler ve filmler. Mesela Mahallenin Muhtarları, İkinci Bahar, Perihan Abla, Bizimkiler, Bir Demet Tiyatro, Öyle Bir Geçer Zaman ki, Tatlı Kaçıklar, Tatlı Hayat vb. o harika diziler ve şahane dizi kahramanları nerede?

Hele o Şener Şen ve Uğur Yücel filmleri. TRT’nin her hafta sonu o dört gözle beklediğimiz harika konserleri, nefes kesen yabancı filmler ve diziler.

Nerede o Dr. Richard Kimble’lı KAÇAK dizisi ve Uzay Yolu, Pembe Panter, Taş Devri’nin o sevimli Fred Çakmaktaş’ı, Barni’si, hatta Red Kit’ler, nerede?

Her haftanın belli günlerinde TV’lerin başına geçerek saf ve temiz duygularla beklediğimiz o günler nerede?

Hatırlayın o sabırla beklemeleri, evet  çoluk çocuk ve anneler, babalar olarak çok iyi biliyor ve de bu duygularımızla da çok mutlu oluyorduk.

Şimdi ise bas bir düğmeye, yüzlerce kanal önünde yani öyle günleri haftaları, beklemek falan yok.

Bu ve benzeri zevklerimiz ve eğlencelerimizin artık hiç beklemeden bir tıkla önümüze gelmesi, çok büyük bir giyim kuşam, seyahat, eğlence masraflarını ön planlara çıkararak, paralelinde de çok büyük harcamaların ortaya çıkmasını sağladı ve böylece de büyük bir çoğunluk kazandığından çok daha fazla  harcama yapmaya başladı, şöyle etrafınıza bakın, bu tiplerden öylesine çok insan ve aile göreceksiniz ki.

İşte bu da müthiş bir ahlak erozyonu yarattı, genç veya yaşlı nesil, daha çok  para kazanmak için illegal yollara başvurdular, başları derde girdi, evlilikler çatırdamaya başladı, yuvalar yıkıldı ve de yıkılmaya da devam ediyor.

Netice olarak gençleri, aileleri bu yollara sürükleyen sebeplerin başında bence, çok kötü örnek olan dizi ve filmlerin rolü büyüktür.

Çoğu maalesef hep bu konuları işlediler ve halen de artan bir şekilde de işliyorlar.

Diğer bir sonuç da artan kadın cinayetleri, sapık ilişki ve korkunç işlenen cinayetler, soygunlar, korkutucu ilişkiler ve tabii yitirilmekte olan genç bir nesil.

Her gün gazeteler ve haberlerde bunları bol bol okuyor ve izlemiyor muyuz?

İşte o zaman tüm ülkede aklı selim sahibi insanlar olarak,  bu ahlak erozyonuna dur demeliyiz.

Sağlıkla ve esenlikle kalınız.

Neden hep geçmişi arıyoruz