Orman yangınlarının hukuki boyutu

Zafer İşeri -

Ormanlarımız bir diğer tabirle akciğerlerimiz, yaşatmak ve yenilerinin meydana gelmesi için çaba sarf etmemiz gereken alanlardır. Ormanların korunması ve geliştirilmesi için dünyanın pek çok yerinde olduğu gibi bizim ülkemizde de Anayasal düzenlemeler ve kanunlar mevcuttur. Devletin, ormanların korunması ve sahalarının genişletilmesi için gerekli kanunları koyması ve tedbirleri alması, yanan ormanların yerinde yeni orman yetiştirmesi, bu yerlerde başka çeşit tarım ve hayvancılığın yapılamayacağı şeklinde gözetime sahip olması anayasamızda düzenlenmiş hususlardır. Devlet ormanlarının mülkiyeti devrolunamaz, bu ormanlar zamanaşımı ile mülk edinilemez ve kamu yararı dışında irtifak hakkına konu olamaz. Yine Anayasa kapsamında, ormanlara zarar verebilecek hiçbir faaliyet ve eyleme müsaade edilemez, ormanların tahrip edilmesine yol açan siyasi propaganda yapılamaz. Türk Anayasası’nın gerekli düzenlemeleri mevzuat dâhilinde eksiksiz bir şekilde tamamladığı görülmektedir. Anayasa kapsamında olan bu gibi düzenlemeler ormanların korunması için her ne kadar kapsamlı olarak görülse de dikkat çekilmesi gereken asıl husus, bu gibi koruma ve geliştirme yöntemlerinin pratikte uygulanıp uygulanmadığıdır.

Ormanların korunması hakkında 6831 sayılı Orman Kanunu’nda gerekli düzenlemeler yapılmış bulunmaktadır. Taksirle (kişinin gereken dikkat ve özen yükümlülüğüne uymaması) orman yangınına neden olan kişiler için 2 yıldan 7 yıla kadar hapis cezası istenmektedir. İhmal nedeniyle orman yangınlarına neden olmamak adına her bireyin dikkatli olması, ormanlarımızın bir milli servet olduğu bilincinde hareket etmesi gerekir. Türk Ceza Kanunu’nda ormanda kasten yangın çıkaranlara ilişkin hükümlere Orman Kanunu hükümlerine atıf yapılmak suretiyle yer verilmektedir. Kasten (bilerek, isteyerek) orman yakan kişi, on yıldan az olmamak üzere hapis ve on bin güne kadar adli para cezasına, devletin güvenliğine karşı suç işlemek amacıyla kurulmuş bir örgütün faaliyeti çerçevesinde devlet ormanlarını yakan kişi ise müebbet hapis ve yirmi bin güne kadar adli para cezası ile cezalandırılacaktır. Ayrıca kasten orman yangınına neden olan kişilerden yangın sırasındaki söndürme faaliyeti ve sonrasındaki ağaçlandırma faaliyetine ait masraflar tahsil edilmektedir. Orman yangını neticesinde insan ölümü veya yaralanma meydana gelir ise kişi taksirle öldürme veya kasten öldürme suçlarından yargılanmaktadır. Kişi orman yangınına neden olmasa bile ihmal sonucu meydana gelen, izin verilen yerler dışında ateş yakmak, yakılan ateşin söndürülmeden yanından ayrılmak, ormana söndürülmemiş sigara veya madde atmak gibi fiillerden ötürü de cezalandırılır..

Ormanlara zarar verilmesi; kişinin maddi ve manevi haklarının korunması, mülkiyet ve sosyal-ekonomik hakları kapsamında ihlal edildiği anlamına gelmektedir. Yaşam alanı ormanda ya da orman yakınında olan insanların bu haklarının açık bir şekilde tehlikeye sokulduğu görülmektedir. Aynı zamanda orman yangınlara sebebiyet verme devletin güvenliğini de tehlikeye sokmaktadır.

Ormanları yakmak, ormanı yok etmek veya daraltmak amacıyla işlenen suçlar, Anayasanın ilgili maddesi uyarınca genel ve özel af kapsamına dahil edilemeyen suçlardandır. Bu bağlamda orman suçlarının büyük bir suç olduğu, her ağacın bir bireymiş gibi değerlendiriliyor olması hukuk nazarında da önem arz etmektedir.

Ülkemizin güneybatısını etkisi altına alan orman yangınları milletçe hepimizi son derece üzmektedir. Tedbirsiz ve dikkatsiz davranış sonucu veyahut kasten neden olunan orman yangınları milli servetimize, gelecek nesillerimize aktaracağımız oksijen depolarımıza büyük bir zarar vermiştir. Sorumlularının anayasa ve kanunlar çerçevesinde yargılanacağı muhakkaktır.