Sağlıkçılara yönelik şiddet nasıl önlenir?

İsmail Özcan - Eğitimci/Yazar

Ülkemizde; halkın, kamuoyunun beklentilerinin aksine kaba kuvvet ve şiddet eylemleri hep yükseliyor.  Bir kaba kuvvet ve şiddet olayının yaşanmadığı gün çok nadir oluyor. Toplumun küçümsenemeyecek bir kesiminde kaba kuvvet ve şiddet eğilimi bulunuyor. Bu eğilimi taşıyan insanların en göze batan yanları; kendilerini yasalarla, kurallarla bağlı hissetmemeleri; feodaliteden kalma “dediğim dedik” çi, sataşılmaz, dokunulmaz kişiler olarak görmeleridir. Dürüst ve namuslu vatandaşlara ve kamu görevlilerine “Sen kim oluyorsun?”, “Var mı bana yan bakan!” havalarında meydan okuma tutkularıdır. Bu yüzden bu toplumun bireylerinin huzur ve güvenliği her an tehdit altındadır. Çünkü cehaletin ve ilkelliğin doruk noktası ve tam bir magandalık olan şiddet, ülkemizde her an, her yerde, her mekânda, her kurumda arz-ı endam edebilmektedir.

Biz bu yazıda yalnızca sağlık çalışanlarımıza, fakat özellikle doktorlara yönelik şiddet üzerinde duracağız.

Pandemi sürecinde arttı

Ülkemizdeki şiddet, dünyayı kasıp kavuran koronavirüs ya da Kovid-19 pandemisi/salgını sürecinde de hiç ara vermedi. Bu süreçte en çok ve en ağır şekilde de insanımıza büyük özveri içinde hizmet veren başta doktorlar olmak üzere sağlık çalışanlarımıza yöneldi. Salgın döneminde birçok ilimizde, ilçemizde hastanelerde ve diğer sağlık hizmeti veren merkezlerde doktorlara, zaman zaman da diğer sağlık personeline yönelen saldırılarla Türk kamuoyunda haklı bir nefret uyandırdı. Bunun göze batan bir örneği 27 Nisan 2020’de Trabzon’da meydana geldi. Trabzon Teknik Üniversitesi Farabi Hastanesi’nde bir hasta yakını oksijen tüpüyle bir kadın doktora saldırdı. Eylem amacına ulaşamadı, ama o yolda şiddet gerçekleşmiş oldu. Hem de sağlık çalışanlarına yönelik şiddete verilecek cezanın % 50 oranında yeni arttırıldığı ve yürürlüğe konduğu bir dönemde...

Bu olayda kabul edilemez durum ise, failin gözaltına alınıp sorgusundan hemen sonra serbest bırakılmasıydı. Olayda şiddete muhatap olan doktorun, “Bana saldıran adamın gözaltına alınıp serbet bırakılması, benim ifademin alınmasından bile kısa sürdü” diye şikâyet etmesiydi. Kamuoyundan gelen tepkiler üzerine fail yeniden gözaltına alınıp tutuklandı. Ama önemli olan tepkiler gelmeden ilk gözaltında tutuklanmasıydı.

Bu olaydan önce de sonra da sağlık çalışanlarına yönelik sayısız şiddet olayı yaşandı. Saldırılar sırasında yaralanan, tedavi altına alınan doktorlar oldu. Şiddetin hiçbir kayıt ve şart altında haklılığından bahsedilemez. Bununla beraber salgın sürecinde doktorlara yönelik şiddet olaylarında hep şiddet failleri haksız, doktorlar haklı durumdalardı. Çünkü doktorlar şiddet kullanan kimseleri mağdur ettikleri, bir haksızlığa muhatap kıldıkları için şiddete uğramamışlardı. Sadece görevlerini eşitlik içinde, herkesin hakkına riayet ederek yaptıkları; şiddet faillerinin yasa dışı taleplerine karşı çıktıkları; onlara maske takmaları gibi görevleri olan uyarılarda bulundukları için şiddete uğramışlardı.

Suçlular cezalandırılmıyor

Sık sık kaba kuvvet ve şiddet görüntülerine tanıklık etmekten iyice gerilmiş olan bu toplumun şiddet konusunda ilgili ve yetkili mercilerden yıllardır gereği yerine getirilmeyen haklı bir beklentisi var. Bu da, çağdışı bir eylem olan şiddete karşı yasaları uygulamakla, bireylerin ve toplumun can ve mal güveliğini sağlamakla görevli her çeşit merci ve makamda şiddet faillerine en küçük bir tolerans/müsamaha gösterilmemesidir. Bilakis şiddet faillerinin benzerlerine de örnek olacak şekilde ödünsüz işlem ve muamelelere maruz bırakılmalarıdır. Şiddet tutkunlarına şiddetin çıkmaz yol olduğunun kanıtlanmasıdır. 

Türkiye’de yapılmayan budur! Çünkü kamuoyunu isyanlara sevk eden birçok şiddet olayının faili ya karakollardan, ya savcılıktan, ya da mahkemelerden asla ikna edici olmayan gerekçelerle serbest bırakılmaktadır. kendilerine bir de “aferin!” denmiş gibi elini kolunu sallaya sallaya yeni bir şiddet yaratmak için toplum içine salıverilmektedir.

Toplumun bu  haklı beklentisi karşılanmadan Türkiye’de şiddet önlenemez!

Sağlıkçılara yönelik şiddet nasıl önlenir

Geçen eylül ayında Keçiören Eğitim ve Araştırma Hastanesi Acil Servisi hasta yakınları tarafından basılmış, içeride kapıyı tutarak kendilerini korumaya çalışan sağlık ekibinin hali kamuoyunun gündemine oturmuştu.