TCG ANADOLU

Alp Kırıkkanat

TCG ANADOLU1987 yılında Deniz Harp Okulunu bitirdi. Deniz Kuvvetleri Komutanlığının muhtelif harp gemilerinde Branş Subaylığı, Bölüm Amirliği, 2.Komutanlık ve Gemi Komutanlığı görevleri sonrasında müşterek karargah ve birliklerde güvenlik konularında Proje Subaylığı ve Şube Müdürlüğü yaptı. 2006 yılında Atılım Üniversitesinde Uluslararası İlişkiler alanında yüksek lisansını tamamladı. 2011 yılında emekli oldu. Balyoz davası mağdurlarından olup, 2015 yılında beraat etmiştir.


Kamuoyunda uçak gemisi olarak bilinen, ancak Çok Maksatlı Amfibi Hücum Gemisi olarak bu yılın başında inşa sürecine başlanılan TCG Anadolu gemisi, eğer bir sorunla karşılaşılmaz ise planlandığı 2021 yılında materyal olarak tamamlanmış olacaktır. Ancak, geminin hemen donanma saflarına katılarak kesin kabulü sonrası planlı faaliyetlerine başlaması için sistem kontrolleri ve personel eğitimleri kapsamında biraz daha zamana ihtiyacı olacağı kesindir. Geminin, kıç tarafından giriş-çıkış yapabilecek çıkarma araçları ile uçuş platformuna helikopter ve dikine iniş-kalkış yapacak uçakları konuşlandırma kapasitesi yanında, yaklaşık 1 Amfibi Taburu da taşıma kabiliyeti olduğu açık kaynaklarda ifade edilmektedir. Geminin İspanyol orjinli Juan Carlos-1 Amfibi Hücum Gemisinin bir benzeri şeklinde üretileceği belirtiliyor.

Bu tip gemilerin üzerlerinde helikopterlerin yanı sıra uçakların da bulunması, gemilerin uçak gemisi olarak tanımlanmasına neden olmakla birlikte, kullanım maksatlarında farklılıklar bulunmaktadır. Diğer yandan TCG Anadolu’nun tekne inşası, iç dizaynı, seyir, silah ve tahrik sistemlerinin hazırlığı yanında, eşgüdümlü olarak, kabaca üç ana konuda da devam etmesi gereken çalışmalar olduğu aşikardır. Bu çalışmalardan birincisi; çıkarma araçları, helikopter ve uçakların dizayn, üretim ya da temini, ikincisi ise; personelin seçimi ve eğitimi hususlarıdır. Bunların ayrıntıları bu makalenin konusu olmamakla birlikte, değerlendirilmesi gereken üçüncü hazırlık konusuna, yani geminin kullanım konseptine değinmek istiyorum.
Türkiye ne oldu da böyle bir gemiye ihtiyaç duyuyor? Yurt içinde ve yurt dışında bu soruyu soranların sayısı giderek artıyor. Konuyla ilgili yabancı kaynaklardan edinebildiğim izlenim; bu geminin Türk Donanmasına katılacak olmasının bazı ülkeler için büyük tedirginlik yarattığıdır. Öncelikle şunu bilelim ki; Akdeniz’de kıyısı bulunan ülkeler arasında Fransa, İspanya, İtalya ve Mısır’ın uçak gemileri ya da helikopter ve uçak taşıyan amfibi hücum gemileri mevcuttur. Böyle bir gemiye sahip olmak için illa ki okyanusta kıyınızın olması da gerekmemektedir. Öyle olsaydı İtalya’nın iki adet uçak gemisini nasıl açıklamamız gerekirdi? Bu tamamen ülke vizyonunu, stratejik hedefleri ve öngörüleri ilgilendiren bir meseledir. Rusya’nın şu anda uçak gemisi olmasına rağmen, çok maksatlı harekat ihtiyaçlarını karşılamada bazen zorlanabildiği değerlendirilmektedir. Hâlihazırda Suriye kıyılarında ihtiyaç hissettiği ‘Raptor’ ismi verilen yüksek süratli bir kısım küçük avcı botlarını bile sivil gemileriyle mahdut sayıda bölgeye taşıyabiliyor. Oysa Rusya; 2015 yılında Fransa’dan bu kapsamda Mistral sınıfı Amfibi Hücum Gemisi satın almak için harekete geçmiş, ancak Ukrayna olayları nedeniyle, Fransa bu gemiyi Rusya yerine Mısır’a vermişti. Mistral Rusya’nın olsaydı, şimdi Suriye kıyılarında onu görmek sürpriz olmayacaktı.
TCG Anadolu’yu sadece askeri harekatlarda değil, yurt dışında insani yardım maksatlı ve kendi sularımızdaki operasyonlarda da kullanmamızın kaçınılmaz olacağı durumlar yaşanabilecektir. Örneğin, hiç olmasını istemediğimiz, ancak bilimsel olarak beklenen olası bir İstanbul depreminde bile bu gemiden binlerce kişiye yardımın denizden kolayca ulaştırılabileceği ya da bir o kadar kişiye hastane işlevini görebilecek bir platform haline dönüşebileceğini değerlendirebiliriz. Bütün bunların ötesinde bu gemi; askeri ya da bir başka sebeple de olsa, Türkiye’nin bütün stratejik planlarının içinde denizden ihtiyaç duyulabilecek her türlü katkıyı imkanları dahilinde yapabilecektir.

TCG ANADOLU

Ancak şu an, Yunanistan’ın Ege Denizi’nde her türlü hukuksuz ada provokasyonlarına rağmen, denizdeki gücümüzün önemli bir bölümünün konsantrasyonu Doğu Akdeniz’dedir. Birçok ülkenin donanması burada cirit atıyor. Suriye gibi bela bir sorun var. Üstelik kıta sahanlığımız dahilinde Kıbrıs adası çevresinde icra ettiğimiz/edeceğimiz sismik aramaların söz konusu olduğu bir bölgede sorunların uzun süre daha devam edeceği düşünülebilir. Böyle bir deniz harekat alanında TCG Anadolu’nun mevki almasının bize sağlayacağı katkılar ise çok yüksektir. Öncelikle denizdeki hava üstünlüğümüz katlanarak artacaktır. Katar örneğinde olduğu gibi yabancı ülkelerde kurulacak askeri üslere güç intikali, hava desteği ve lojistik destek ile sağlayacağı prestij ayrı bir avantaj getirecektir. Diğer yandan, şimdilik Doğu Ege Denizi’nin küçük adalarında askercilik oynayan komşumuzun, önümüzdeki dönemde Kıbrıs’a havadan ulaşımının eskisine nazaran daha da zor olacağını da bildiğini değerlendiriyorum. Gerçek Anadolu’nun hava ve deniz blokajı ile TCG Anadolu’nun ada güneyinden yaratacağı olası avantajlı durum senaryosu öyle yabana atılacak bir durum da değildir. Geminin kendisi ve çevresinde yer alacak su üstü ve su altı refakat gücü ile caydırıcılığı çok yüksek bir görev birliği kendiliğinden oluşacaktır.

Sonuç olarak; siyaseten yaşanan son acı olaylardan sonra artık toparlanma zamanıdır. Devletin dışında hiçbir gücün baki olamayacağı anlaşılmıştır. Herkesin müsterih olması ve donanmamıza destek vermesi gerekiyor. TCG Anadolu ve getireceği avantajlar öncelikle ülkemizin bekası açısından çok kıymetlidir. Son Yüksek Askeri Şura neticesinde terfi eden komutanları ve donanmamızı her türlü siyasi mülahazaların dışında bırakıp, onların üstün yeteneklerini sergileyebilecekleri ortamların sağlanması gerekmektedir. TCG Anadolu ve MİLGEM projesi kapsamındaki diğer konular, eminim ki; bu denizcilerimize itici bir rüzgar olacaktır. Pruvalarının neta olması dileğiyle…