Türk milleti sizleri hiç unutmayacak

Mustafa Kemal Ulusu - kulusu@hotmail.com

Bundan tam 102 sene evvel, 16 Mayıs 1919 günü sabah erken saatlerde Galata rıhtımında coşkulu bir kalabalık vardır.

Gazi Mustafa Kemal Paşa’yı Samsun’a götürecek olan Bandırma vapurunda paşaya refakat edecek askerler ve sivil personelin eşleri ve dostları onları yolcu etmeye gelmişler vedalaşıyorlar hatta helalleşiyorlardı, çok tehlikeli bir yolculuğa çıkılmaktaydı, zira gidip dönmemekte vardı.

İşte bu kalabalık içinde, Bandırma vapurunun 1. Kamarotu rahmetli dedeciğim Hacı Tevfik kaptanı yolcu etmeye gelen eşi,  rahmetli babaanneciğim Şükriye hanımla,14yaşında oğlu rahmetli babacığım Nuri de vardı.

Küçük Nuri çok okuyan ve  işgalinden çok etkilenen bir çocuktu, babasına ısrarla kendisini Paşa ile tanıştırmasını isteyince dedeciğim dayanamaz ve rıhtımdan bir sandala binerek vapura giderler.

Paşa kamarasında istirahattedir. Dedem kapısı tıklatır ve giriş için müsaade ister ve içerden ‘gir’ komutu gelince babamla kamaraya girerler.

Paşa kamarasında yarı yatar vaziyettedir, onları görünce hemen kalkar ve babam hemen elini öper.

Dedem “Paşam oğlum çok okuyan bir çocuktur, sizi çok tanımak ve elinizi çok öpmek istedi bende kıramadım getirdim” deyince Paşa çok mutlu olur ve “Maşallah oğlunuz cin gibi, gözlerinden zeka fışkırıyor” vb. güzel sözlerden sonra “Hacı artık hareket vakti yaklaşıyor yolcu yoluna gerek” deyince ikisi de paşayla vedalaşarak odadan çıkarlar, dedem oğlunu geldikleri sandal ile geriye gönderir.

İşte bu ziyaretle küçük Nuri uzun yıllar sonra sevgili Sunay Akın tarafından Mustafa Kemal’i İstanbul’dan en son uğurlayan kişi unvanı ile anılacak ve hatta bu veda anını Sunay Akın harika bir Bandırma- umudu taşıyan vapur adında bir animasyon filimlede ölümsüzleştirilecektir.

İşte bu vapurda Gazi Mustafa Kemal Paşasının elini öperek uğurlayan küçük Nuri büyümüş ve askerlik çağı gelmiştir.

1927 yılında babasının yakın dostu 3. Kolordu Komutanı Şükrü Naili Paşa’nın tavassutuyla askerliğini yapmak üzere Ankara Çankaya köşkü özel kalem müdürü Hasan Rıza Soyak Bey’e gönderilir.

Türk milleti sizleri hiç unutmayacak

Hasan Rıza Bey babama köşkün muhafız alayında görev verir, fakat o yıllarda Paşa, köşke görevli olarak gelen her askeri veya sivil personeli kendisi bizzat görür konuşur ve tahkik edermiş.

Babacığımı da Paşa’nın huzuruna çıkarmışlar. Babam huzura girer girmez kendisini tanıtır, hacı Tevfik kaptanın oğlu olduğunu duyan Paşa çok mutlu olur ve ilk işi dedemi sormak olur ve babama “Hacı nasıl? İyi mi? Bir sıkıntısı, bir ihtiyacı var mı?” gibi soruları sorar, babamdan da kendi hakkında gerekli bilgileri alır ve bilahare de H. Rıza Soyak Bey’i çağırarak” Bu çocuk askerlikten sonra burada görev yapacak” talimatını verir.

Babacığım “Bana çok kısa bir dönem askerlik yaptırdılar sonra da herhalde çok kitap okuduğumu öğrenen ve çok iyi arkadaş olduğumuz,  köşkün en eski çalışanı,  sofra şefi İbrahim Ergüven’in tavassutuyla köşkün kütüphanesinde görev verdiler” diye anlatırdı.

Rahmetli babacığım köşkte ve tüm yurt içi seyahatlerinde, Dolmabahçe sarayında, Florya Deniz Evinde, Çankaya köşkünde, Atasının hep yanı başında, vefat ettiği anda da baş ucunda olmak üzere 12 yıl Ata’sına aralıksız hizmet etmiştir.

Kendisinin bu 12 yıl içinde Ata’sıyla yaşadığı ve de bizzat kaleme aldığı çok özel anıları içeren ‘Atatürk’ün Yanı Başında’ adlı kitabı 2008 yılında Türk halkına ve de gençliğine sunmanın mutluluğunu yaşamaktayım.

Kitapta çok ilginç anılar vardır. Kitabın içeriğini de, ilk çıktığı günlerde yazdığı köşe yazısında “Gerçek Atatürk’ü tanımak ister misiniz?”  başlığıyla değerli dostum sayın Hıncal Uluç çok güzel özetlemişti. Esasında çok doğru bir tespitti, zira bizler okul çağlarımızda Atatürk’ü hep askerliği, savaşları, kahramanlıkları ve Türkiye Cumhuriyeti’ni kuran büyük bir komutan olarak okumuş ve öyle tanımıştık, ama 29 Ekim 1923 de kurduğu Cumhuriyetin ilk sivil Cumhurbaşkanlığı’ndan sonraki özel hayatını ve yaşantısını pek bilemezdik. İnsani yönleri nasıldı? Özel hayatı, zevkleri, dostlukları nasıldı. Nelere meraklıydı, neler okurdu?

Dostlukları, arkadaşlıkları nasıldı? Müzik, sanat  ve spor hakkında görüşleri siyaset, din ve ekonomi hakkında düşünceleri nelerdi? Özetle Atatürk nasıl bir insandı, işte hepsi bu kitapta birinci ağızdan anlatılmaktadır.

Şimdi size yine Sunay Akın’ın kitabımdan, “Atatürk’ün Büyük Planı-Cephane Sandıklarının İçine Neden Kitap Doldurttu” başlığıyla yaptığı animasyon filimine konu olan babacığımın güzel bir anısını anlatacağım.

1 Temmuz 1927 Atatürk 8 yıl sonra ilk defa İstanbul’a gidecektir, köşkte hazırlıklar yapılmaktadır, babam Atatürk’ün  bu seyahat için kütüphanede hazırladığı birçok kitabı nasıl götüreceğim diye düşünürken Atatürk içeri girer ve babama “Ne o Nuri ne düşünüyorsun?” diye sorunca babam “Paşam kitaplar çokta falan..” diye konuşmaya başlayınca “Sen bekle bakalım” der ve gider.

Bir müddet sonra kütüphanenin kapısı açılır ve askerler ellerinde koca koca silah ve cephane sandıklarıyla gelip onları patır kütür kütüphanenin ortasına bırakıp giderler ve hemen arkalarından Atatürk içeri girer ve babama “Ne o Nuri oğlum şaşırdın mı? Şaşırma şaşırma, savaşta bunlarla cephane taşıdık, sen çocuktun bilemezsin, bu sandıklar benim için çok önemlidir, şimdi o savaş bitti, yeni bir savaşımız başlıyor, o da kültür ve sanat savaşımızdır o savaşta okumakla, kitapla olur. İşte cephane taşıdığımız bu sandıklara kitaplarımı koy, bu sandıklar onları taşısın, silah ve cephanelerin yerini artık kitaplar alsın” der.

Babam o anı şöyle değerlendirirdi: “Nasıl şaşırmazdım, bu ne biçim bir kitap sevgisiydi ve ne ulvi bir düşünceydi. O zaten hep böyle kimsenin aklına dahi gelmeyen dahiyane fikirleri üreten büyük bir lider değil miydi?”

Evet daha nice anılar anılar.

Evet işte bu tarihi 16 Mayıs 1919 tarihli yolculuğun bittiği 19 Mayıs 1919 , 102 yıl sonra, 19 Mayıs 2021 de, Atatürk’ü anma ve Gençlik Spor Bayramı olarak kutlayacağız.

Bu büyük günde ulu önder Atatürk’ümü onun kahraman tüm silah arkadaşlarını, Bandırma vapuru kaptanı İsmail Hakkı Durusu kaptan ile 1.Kamarot dedem Hacı Tevfik ve  tüm sivil mürettebatını ve canım babacığımı rahmetle, sevgi ve minnetle anıyorum.

Cennet mekanınızda, nurlar içinde yatın. Türk milleti sizleri hiç unutmayacaktır.