Ulusal afet yönetimi stratejimiz olmalıdır-2

Ali Kahriman

Afet riskinin önlenmesi ve azaltılmasına yapılan yatırım, ülkelerin yanı sıra çevrenin ekonomik, sosyal, sağlık ve kültürel direncini artırır. Afet olaylarının etkili bir şekilde önlenmesi, tehlikelerin etkisini azaltmak veya ortadan kaldırmak ve toplumun direncini artırmak için birden fazla strateji geliştirilmelidir. Elbette alınacak etki hafifletme önlemleri; hayat kurtarma ve toplumsal iyileştirme maliyetlerini azalttığı için önemlidir. Afet önleme ve azaltma stratejileri; risk değerlendirmesine dayanmalı ve arazi kullanımı, alt yapı, yapı teknolojisi, çevre ve peyzaj unsurları ile birlikte düşünülmelidir.

Kritik altyapı

Bir toplumun sosyal ve ekonomik refahı, kritik altyapı tarafından sağlanan temel hizmetlerin sürekliliğine dayanır. Bu kritik altyapı, en temel ihtiyaçları destekler: Güvenli içme suyu, gıda, güvenilir ulaşım, erişilebilir halk sağlığı hizmetleri, evler ve endüstri için enerji temini ile  bankacılık, finans ve devlet hizmetlerine erişim için gerekli olan iletişim ağları bunlardan bazılarıdır. Kritik altyapı yok edilirse, bozulursa veya uzun bir süre kullanılamaz hale gelirse, toplumun sosyal veya ekonomik refahını önemli ölçüde etkileyecektir. Bu altyapının dayanıklılığı; tehlikelere maruz kalan bir sistemin veya toplumun, tehlikenin etkilerine zamanında ve verimli bir şekilde direnme, absorbe etme, uyum sağlama ve bunlardan kurtulma yeteneği olarak tanımlar.

Risk yönetimi

Doğal tehlikeleri azaltmaya yönelik yapısal çalışmalar, uygun yerleşim yeri seçiminden başlayarak, setler, kaya duvarlar, drenaj çalışmaları, iyileştirilmiş yol altyapısı ve sel azaltma barajlarını içerebilir: Ancak bunlarla sınırlı değildir. Yapısal hasar azaltma stratejilerinin peyzaj-çevre, finansman ve eğitim boyutu da olmalıdır. Doğal tehlikelerin azaltılması planlanırken elbette iklim değişikliği tahminleri dikkate alınmalıdır.

Tüm tehlikeler için etkin afet yönetimi planlaması, hazırlıklı olmanın kilit unsurudur. Bir felakete hazırlanırken koordineli eylem esastır. Bu olgu; risk değerlendirmelerine dayalı planların veya düzenlemelerin geliştirilmesini içerir. Önleme, hazırlık, müdahale ve kurtarma gibi afet yönetimi aşamalarının tamamını kapsar. Merkezi ve yerel yönetimler, afetler sırasında etkin koordinasyonu ve müdahaleyi sağlamak için sürekli bir risk yönetimi, planlama, koordinasyon, eğitim, donatım, tatbikat, değerlendirme ve düzeltici önlemler alarak afetlere hazırlanmalıdır.

Siyaset üstü yaklaşım

Merkezi ve yerel yönetimlere, işletmelere, birincil üreticilere ve STK’lara afet olaylarına hazırlanma, önleme, müdahale etme ve kurtarma konularında yardımcı olmak için finansman programları da dahil olmak üzere çok sayıda düzenleme yapılmalıdır. Bu kurumlar da afetleri yönetirken, işlevlerini verimli ve etkili bir şekilde yerine getirebilmek için uygun bir yönetişim çerçevesine sahip olmalıdır. Ayrıca şeffaflık, hesap verebilirlik, potansiyel veya fiili çıkar çatışmalarının kamu yararına tarafsızlıkla çözülmesi de dahil olmak üzere dürüstlük, durum tespit süreci, ekonomi, verimlilik ve etkinlik gibi temel yönetişim ilkelerine de uymalıdırlar. Bir afet sırasında bile, yapılacak her türlü harcamalar; tedarik politikalarına ve ilgili finansman programında ayrıntıları verilen gerekliliklere uygun olmalıdır.

Sonuç olarak; yaşadığımız yaygın afetlerin yönetimi sırasında; elbette toplumsal dayanışma ile davranılabilmiş, hızlı, etkili reaksiyonlar gösterilebilmiş ve afet etkileri azaltılamasa da durdurulabilmiştir. Bu süreç de göstermiştir ki ülkemizin temel bazı sorunları vardır. Mutlaka siyaset üstü bir yaklaşımla ele alınmalı ve çözüme kavuşturulmalıdır. Bu sorunlardan biri de yerleşim yeri seçimimizdeki yanlışlıklar ve afet riskidir.

Bu bağlamda iktidar, muhalefet, sivil toplum ve mesleki örgüt mensupları başta olmak üzere altını çizerek tüm halkımıza sesleniyorum. Sıklıkla yaşadığımız yangın felaketleri bir yana, deprem, sel, heyelan çığ gibi felaketlerde çeşitli yerleşim birimlerimizde yaşadığımız kayıpların temel sorumlusu ne bu günkü iktidar ve yerel yönetimlerdir. Ne halkın bizzat kendisidir. Ne de tek parti dönemidir. Bu konu yerleşim yeri seçimi stratejisi ve planlaması olmayan sekiz yüz yıllık tüm geçmiş yönetimlerimizden gelen aynı hızla devam eden mirasımızdır. Bu nedenle, cumhuriyet, demokrasi, din devlet ilişkileri, dış politika, ulusal savunma, eğitim, kalkınma gibi afet yönetimi konusu da temel sorunlarımızdan biridir. Kısır politik çekişmeleri bir yana bırakalım. Kapsamlı bir araştırmaya dayalı risk analizi yapalım. Kısa, orta ve uzun vadeli programlara dayalı “Ulusal Afet Yönetimi Stratejisi” geliştirelim. Çağdaş medeniyet seviyesinin üstüne çıkma hedef ve komutunu almış modern bir toplum olarak afetlere hazırlıklı hale gelelim.

-Bitti-