Ulusal Afet yönetimi stratejimiz olmalıdır

Ali Kahriman

Ülkemizde son yıllarda giderek artan bir trendle, özel olarak da son aylarda çeşitli türlerde ve çok yaygın olarak yaşadığımız afetler; iktidarı, muhalefeti sivil toplum kuruluşları ile toplumun her kesimine popülizmden uzak bir “Afet Risk Analizi ve Yönetimi”  planlamasının çok acil bir gereksinim olduğunu göstermiştir. Modern bir toplum olmanın en önemli kriterlerinden biri de afet riskinin önlenmesi ve azaltılmasına yönelik yapılan yatırım miktarı ile, insanların, toplumların, ülkelerin ve bunların varlıklarının yanı sıra, çevrenin ekonomik, sosyal, sağlık ve kültürel direncinin seviyesidir.

Ani gerçekleşebilir

Doğal afet, dünyanın düzenli süreçleri nedeniyle kendi başına meydana gelen bir olaydır. Bazı doğal afetler önceden tahmin edilebilirken, bazıları çok ani gerçekleşebilir. Yaralanma, ölüm ve kişisel veya ticari mülke zarar verme genellikle bu olaylar sırasında meydana gelir. Depremler, heyelanlar, çığ düşmeleri, kasırgalar, seller, tsunamiler ve volkanik patlamalar bazı örneklerdir. Öte yandan gerek ülkemizin gerekse de Dünyanın belirli bölgeleri jeolojik, ekolojik ve meteorolojik koşullara bağlı olarak  belirli doğal afetlere eğilimlidir.

Teknolojik afetlere ise insanlık neden olur. Ancak insan ırkı tarafından da önlenebilir. Teknolojideki ilerlemeler harika bir şey ama onun bazı kullanımları dünyadaki yaşam için çok tehlikeli olabilir. Bu tür afetlerin çoğundan kaçınmak için yoğun önlemler alınmalıdır. Birkaç örnek, düzensiz yerleşim alanları oluşturmak, kimyasal/nükleer, toplu elektrik kesintileri ve bilgisayar korsanlığı gibi siber saldırılardır.

Terörist saldırılar, bu günlerde Afganistan’da olduğu gibi belirli bir gruba veya inanç sistemine yönelik bir suç veya şiddet eylemidir. Bu saldırılar genellikle siyasi veya dini nedenlerle kışkırtılır.

Salgınlar, yaşamakta olduğumuz COVİD-19 gibi dünya çapında yayılabilen bulaşıcı hastalıklardır. Bunlar, insanların yaygın olarak enfekte olmasına, hastalanmasına ve ölümüne neden olur. Bu nedenle de büyük bir felaket olarak adlandırılabilir.

Doğal afetler ve terör saldırıları, toplumları sadece fiziksel olarak değil aynı zamanda zihinsel olarak da etkileyen en yaygın afet türleridir. Bu tür afetler toplum ahlakına en çok zarar veren ve çok fazla zihinsel stres ve korku yaratan afetlerdir.

Risk analizi yapılmalı

İster doğal ister yapay olsun sosyolojik açıdan afetlerin olumlu yönleri de söz konusudur. Toplumlar farklı türde afetler yaşadığında, sosyal dayanışmayı ve toplulukların birbirine yardım etmek için bir araya gelmesini teşvik eder. Bir topluluk bir felaket yaşadığında, başlarına gelebilecek bir sonraki olası felakete karşı hazırlıklı olmayı da öğrenecektir.

Ülkemizde yaşadığımız afetler göstermiştir ki günlük politik çekişmelerden uzak çok acil bir risk analizi yapmalıyız. Risk yönetimi, afet yönetimi planlamasının temelini oluşturan proaktif bir süreçtir ve afet yönetimi sorumluluklarını üstlenenlerin; toplumlara etkili, ilgili ve bilinçli hizmetler sunmalarına yardımcı olur. Etkili afet risk yönetimini sağlamak için, her seviyedeki gruplar: hem doğal hem de insan kaynaklı tüm makul öngörülebilir tehlikeleri dikkate alan onaylanmış, kabul görmüş bir metodoloji kullanarak risk değerlendirmesi ve yönetimi yapılması kaçınılmazdır. Çevremizde meydana gelen doğal afetleri önleyemeyebiliriz. Ancak etkilerini azaltabiliriz.

Bilinmelidir ki bilim ve teknolojiye uygun alınan önleyici tedbirler, bir afet olayının meydana gelme olasılığını veya meydana gelmesi durumunda da etkisini azaltır. Acil durumların oluşmaması veya etkilerinin hafifletilmesini sağlamak için önceden düzenleyici ve fiziksel önlemler almak gerekir. Keza hazırlıklı, dayanıklı, sorumluluğu paylaşan  bireylerden oluşan bir toplum ile proaktif planlama yapabilme yeteneğine sahip bir yönetim de olmazsa olmaz koşullardandır.

* DEVAMI YARIN