Vatandaşlık Hizmetleri Bakanlığı

Bülent Akarcalı - dusunce@milliyet.com.tr

Basın haberlerine göre gündemde ‘Göç ve Afet’ konularını kapsayacak yeni bir bakanlık kurma çalışmaları varmış.
Uzun yıllardır savunduğum bir bakanlık önerisini bu fırsatla yazmak istedim.

İçişleri Bakanlığı’mız, yüklendiği görevler bakımından neredeyse devletin yarısını oluşturmaktadır. Bu görevleri sınıflarsak;

Mülki İdare (Vali ve Kaymakamlar),

Güvenlik (Emniyet, Jandarma, Sahil Güvenlik) ve

Vatandaşlık hizmetleri (Nüfus, araç ehliyeti ve ruhsatı-motosiklet, otomobil, ticari eşya ve insan taşıma, tarım araçları vs.) , AFAD-Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı,

Yabancılara yönelik Göç İdaresi Başkanlığı,
Bu başkanlık aynı zamanda eski Yabancılar Polisi görevini yerine getirerek ülkemize yasal yollardan gelen ve ülkemizde iş, evlilik, eğitim gibi nedenlerle ikamet edecek olanlara ‘Oturma İzni’ verir.

Vatandaşlık Hizmetleri başlığı altında topladığım birimlerde çok sayıda emniyet mensubu polis hizmet vermektedir. Oysa bu hizmetlerin hepsini sivil memurlar verebilir. Böylece ciddi polis yani güvenlik sağlama eğitimi almış kalifiye elemanların esas görevleri olan Emniyet Genel Müdürlüğü çatısı altında değerlendirilmeleri sağlanır.

Bu hizmetlerin tümünü ‘Vatandaşlık Hizmetleri’ olarak tanımlayabilir ve kurulacak bakanlığa Vatandaşlık Hizmetleri Bakanlığı adını vererek, işlevini ve kendisinden beklenecek çalışmaları en uygun biçimde tanımlamış oluruz.

Gerekçesini şöyle açıklayabiliriz: Eriştiğimiz yüksek nüfus düzeyimiz, coğrafi olarak siyasi istikrarsızlık ve göçlerin yoğun olduğu bir bölgede yaşamamız, sayısı azalacağına artan terör örgütleri (YPG/PYG gibi) İçişleri Bakanlığı’nı her geçen gün daha da artan bir şekilde güvenlik sorunlarına eğilmeye ve öncelik vermeye itmektedir.

Sayın Süleyman Soylu’nun İçişleri Bakanı olduktan sonra teröre karşı verilen başarılı mücadele de bunun kesin kanıtıdır. Geçmişte Genelkurmay Başkanlığı’na bağlı jandarmanın, İçişleri Bakanlığı’na bağlanması, teröre karşı mücadelede kırsal kesimden sorumlu jandarmanın emniyet mensuplarıyla daha koordineli çalışmasını sağlamış ve mücadeleni etkinliğini artırmıştır.

Suriyeli Sığınmacılar

Ülkelerine dönmelerini arzu ettiğimiz Suriye ve Afganlılar’la ilgili olarak şimdiden bazı hazırlıklar yapmamız gerekmektedir.

Bunların başında ülkemize uyum sağlayabilecek, belirli bir eğitimi olan, devlete yük oluşturmadan yaşayabilecek düzeyde iş kurmuş, Türkçe öğrenmiş olmak gibi nitelikler belirleyip bu niteliklere uyan kişilerin kalmalarına müsaade etmek gelebilir. Böyle bir tasnife dayalı uygulama ilk bakışta hoş görünmese de ABD ve AB ülkelerinde uygulanmaktadır.

ABD’nin yeşil kart uygulayarak dünyanın dört bir yanından insanları seçerek onlara ABD’de siyasi haklar dışında oturma ve çalışma izni vermesi bunun bir örneğidir. Biz kendi örf ve adetlerimize, karşılaşılacak insani durumlara göre karar verebiliriz.

Özellikle Suriyeliler için de, geleceğe yönelik yaşadıkları belirsizliği gidermek için ülkemizde hangi hak ve vecibeler karşılığında kalınabileceğini belirtmek de bizim görevimizdir.

Ayrıca yıllardır yüklendiğimiz bu insani vazifeye karşı ülkesine dönmek isteyenleri cesaretlendirecek bir ödeme yapılması için AB’nin ciddi bir fonlama yapmasını istemekte hakkımızdır. Geçmiş yıllarda Almanya kendi rızasıyla ülkesine geri dönmeyi kabul edenlere ciddi teşvikler getirmişti.

Not: Buradan Kıbrıs Rum Kesimi’ne samimi teşekkürlerimi iletmek istiyorum. Cumhuriyetin kurulmasından sonra Türk-Yunanistan dostluğunu gerçekleştirmeye çalışmış Atatürk hakkındaki yazıya dahi tahammül edemeyen Rum Kesimi, Kıbrıs’ta neden tek devlet olamayacağının bir gerekçesini daha sunmuştur. Atatürk’e tahammüle edemeyen zihniyetin onun torunlarıyla bir arada yaşamaktan ne kadar uzak olduklarını bir kez daha ispat etmişlerdir.