Bu restoranlar için bile Londra’ya gidilir

Ünlü tasarımcıların katkıda bulunduğu mekanlardan, itfaiye binasındaki şef dokunuşlu yemeklere ve ahırdan çevrilen mekanda yenen leziz tavuklara Londra’da lezzet turu...

n hip’ler, klasikler, yeniler... Mevzu Londra olduğunda insanın kafasının karışmaması imkansız. Hele de birkaç günlüğüne gidiyorsanız. Londra’yı bu kez Bilgehan Karakuy’un tavsiyeleriyle yaşadım. Şu anda Karaköy’deki Purl Hotel’i ve üst katındaki Palomar restoranı işleten Bilgehan uzunca zaman iş vesilesiyle yılda ortalama 20 kez Londra’ya gitmiş.

Bilgehan’ın ilk tavsiyesi, şu an şehrin en popüler mekanlarından olan Sexy Fish. Geniş tavanlı, sade ve etkileyici dekorasyonlu mekanın barı yemek öncesi ve sonrasında sosyalleşmek isteyenlerin derdine deva. Dünyanın en geniş Japon viski koleksiyonlarından birine sahip olan barda her an yanınızda kadeh kaldıran ve bir yerlerden tanıyorum diyeceğiniz bir simaya rastlamanız da mümkün.

Malzemeleri kaliteli

Sexy Fish’in dekorasyonunda çağdaş sanatın önemli isimlerinin etkileyici parçalarına da yer verilmiş. Mekanın simgesi haline gelen balıklı aydınlatmalar Frank Gehry, barın üstündeki bronz deniz kızı heykelleri ise Damien Hirst tasarımı. Sexy Fish Asya dokunuşlu bir balık ve deniz ürünleri restoranı. Alaska’nın ıstakozundan yumuşak kabuklu Uzakdoğu yengecine malzemelerin kalitesi ve tazeliği tartışmasız. Üstelik hatasız pişirme teknikleri ve lezzetlerini daha çok algılamanızı sağlayacak soslarla en üst kademeye taşınmışlar.

Önden yediğimiz ıstakoz, üzerine hafif ekşimsi ve topraksı tonlardaki Japon sansho biberi serpilerek ızgarada pişirilerek yanında fındıksı aromalı hafif yanmış tereyağı ile servis ediliyor. Kızarmış yumuşak kabuklu yengecin yanında bir çeşit Vietnam usulü balık sosu olan nuoc cham veriliyor. İri langustinlerin kuyruğu ise tempura yapılıp dışı iyice çıtırlaştırıldıktan sonra narenciye bazlı Japon sosu ponzu ile eşleştiriliyor. Balık ve deniz mahsulleriyle işim yok diyenler adına burada üzülürüm. Ama onlar da düşünmüşler. Mermerimsi yağ dokusuyla Japonya’dan gelen nefis Wagyu etini, üstelik yağ oranı ve kalitesi en yüksek olanlardan A4 cinsini de menüye koymuşlar.

Öğle yemekleri için

Tramshed’in size verdiği ilk hissiyat, gerçek tavuk lezzetini unutalı epeyce bir zaman olduğu. Kentin en bohem semtlerinden Shoreditch’de çok eski bir ahırdan çevrilen bu yüksek tavanlı mekanın ortasında su içindeki kocaman bir bloğun içinde bir inek ve onun üstünde de bir tavuk yer alıyor.

Bütün tavuklar diklemesine bir şişe geçirilmiş olarak pişirilip pençeleri üstünde masaya getiriliyor. Önden mutlaka yanında çırpılmış tavuk ciğeri ile getirilen; bol tereyağlı, dışı kıtır içi neredeyse boş bir hamur işi olan Yorkshire pudding yemeli. Burasını özellikle öğle yemekleri için tavsiye ederim.

Eskinin itfaiye binası artık gözde bir lokanta

Bu restoranlar için bile Londra’ya gidilir

ChIltern Firehouse’a rezervasyon için epeyce çaba sarf etmeniz gerekebilir. Ama tattığınız her lokmada buna değdiğine kanaat getireceksiniz. İmkan olursa ortada ızgaraların da bulunduğu ve şeflerin tabakları hazırladığı, sadece 12 kişinin oturabildiği şef counter’da yer ayarlayıp sistemin kusursuz işleyişine, malzemelere olan saygılı yaklaşıma vakıf olun.

Menü öyle kafa karıştıran sizi kararsızlığa iten cinsten değil. Önden aldığımız, üstü kızarmış mereng ile incir ve ceviz tozuyla servis edilen kaz ciğeri terin nefisti. Ciğerinden yapılmış parfe ile hafif tatlı karalahana pestosu ile sunulan tavuğun lezzeti kadar üstünde getirilen ve bildiğimiz maya ile yapılmış hafif buruk tattaki cipsler de akılda kalıcıydı.

Türk firması tasarladı

Duck and Rice, meşhur Uzakdoğu zinciri Wagamama’ların yaratıcısı Alan Yau’nun Soho’da bir yıl önce açtığı yeni mekanı. Gastropub konseptinde düşünülmüş, oldukça iddialı bir Çin lokantası. Kobalt mavi çiçekli seramiklerle kaplı duvarlar ve altın sarısı aplikleriyle insanın içini sıkmayan modern bir Uzakdoğu havası yaratılmış. Üstelik mekanın tasarımı bir Türk firmasına, Autoban’a aitmiş.

Bu restoranlar için bile Londra’ya gidilir

Duck and Rice’a cumartesi yemeğine gidip sonrasında hızımı alamayıp bir de pazar öğlen koşarak gittim. Mekanın alametifarikası İrlanda’da bir aile çiftliğinde serbest gezebildikleri bir ortamda, doğal yemlerle beslenip sadece burası için üretilen ördekleri. Bir lokmasında bana verdiği hissiyat, yağlanması için bira içirilip sonra da o yağın vücuda dağılması için masajlar yapılan Kobe’deki Wagyu cinsi sığırlar oldu. Her ne kadar yağ tabakası deride kalınca bir katman halinde bulunsa da sıra dışı bir biçimde etin kas dokusu arasında hissedilebilir bir şekilde de vardı. Çin Kanton mutfağına ait bir çeşit üstü açık dim sum (doldurulup genellikle bambu kaplarda pişirilen incecik pirinç hamurları) olan karides ve deniz taraklı shumai’ler başta olmak üzere tüm dim sum çeşitleri yoldan çıkarıcı.