Arkadaş olabilir miyiz Ali Bey?

Ali Bulaç buyuruyor:  “Eşcinsellik geliştikçe insanların kitlesel olarak öldürülmeleri hızlanıyor. Eşcinsellikle sivillerin savaşta katledilmesi arasında bir orantı var. Meşru yollardan savaşı göze alamadığın zaman kitlesel olarak öldürüyorlar. Şu anda Irak ve Afganistan’da sivil halkı kitleler halinde öldürenlerin çok önemli bir kısmının eşcinsel olduğunu söylüyorlar. Bundan da özel bir zevk alıyorlar. Bu derin ruhsal travmalarla da ilgili bir konudur” dedi.
‘Eşcinsellik geliştikçe’ ne demek? Eşcinsellikle sivillerin öldürülmesi ‘orantısını’ kim, nasıl hesapladı? Sivilleri öldürenlerin eşcinsel olduğunu ‘söylüyorlar’ ne demek, kim söylüyor?
‘Özel zevki’ kim tespit etmiş? “Ruhsal travmalarla ilgili bir konudur” deyip meseleden sıvışmaya çalışmak “Eyvah! Fena çuvalladık! Ruha, travmaya bağlayıp derhal mevzuyu karambole getirmeli” gibi bir zihinsel telaşın ürünü müdür?
Bu nasıl hastalıklı bir muhayyiledir?.. diye bir hezeyan içinde sorasınız gelir. Neyse ki militarizme karşı yükselttiği şiarla gönüllerimizde taht kuran Bülent Ersoy çıkar ve Ali Bulaç’a sağlı sollu girişir, biraz içiniz soğur. Ve fakat bu işin pansuman tarafı.
Oysa önümüzdeki daha kesin tedaviye muhtaç bir ‘vaka’.
Gerçi, Sivas Katliamı’nı anlayışla karşılamış, meseleyi ‘modernizme’ bağlamış; bugün de Mardin Katliamı’nı öldürenlerin Müslüman olmamasıyla açıklamış ‘zengin bir dimağdan’ böyle ‘fikirlerin’ çıkması şaşırtıcı değil.

Müslüman gençler rahatsız!
Öyle sanıyorum ki, Ali Bulaç’ın bu ‘zihin bulamacı’, kendini öncelikle Müslüman olarak tarif eden, hatta Bulaç’a saygı duyan entelektüel kesimde bile rahatsızlık yaratmıştır. Zihinleri ve kalpleri eşcinsel vicdani retçilerin yanında duracak kadar açık genç İslami çevrenin midesi, bu gerici ve kokuşmuş cümlelerden benim midem kadar bulanmıştır. Ama mesele orada bitmiyor...
Ali Bulaç’ın çaresizliği tek kişilik değildir. Acaba bugün bizlere demokrasi, özgürlük, adalet, bireyin özgür seçim hakkı konularında durmaksızın dersler veren İslamcı aydınlardan, yazarlardan kaçı bir canlı yayında eşcinsellik ve eşcinsel haklarıyla ilgili duruşunu açıklamaya cesaret edebilir? İslamcı kesimden eşcinsel hakları için mücadele verenlerle birlikte görünecek kadar yürekli, kadın ya da erkek, kaç ‘delikanlı’ vardır?
Ali Bulaç İslamcı ideolojinin en müstehcen bilinçaltını bir canlı yayında sergilemiş olabilir ama aynı kesimden kaç kişi bu söylenenleri kınayacak yüreğe sahiptir?
Bekliyorum. Gazetelerine ve dergilerine bakacağım. Göreceğiz bakalım var mı öyle bir babayiğit? Mahallenin iyi aile terbiyesi almış çocukları gibi yapıp bu ‘pis’ konularla ilgilenmemeyi tercih etmeleri kimseyi tatmin etmez.
Bu toplumsal bir meseledir ve eğer bu ülkeyle ilgili tahayyülleri ve o tahayyülleri gerçekleştirecek kudretleri varsa, kafalarının arkasında eşcinseller ve bu meselede eşcinsellerin yanında durmayı seçenlerle ilgili sakladıkları şeyleri bilme hakkımız vardır.

Sakil gülüş ve tedavisi
Peki Ali Bulaç niye gülüyordu? Bülent Ersoy, son derece ciddi ve sağlam cümlelerle konuşurken niye gülüyordu? O gülüş aslında en az söyledikleri kadar önemliydi. O gülüşü iyi tanırım. Kadın hareketi de aynı gülüşle karşılanır bu memlekette, doğru söyleyen gençler de, eşcinseller de... O gülüş, egemen erkek ideolojisinin karşısındakini ‘çocuklaştırma’, ‘hiçleştirme’ taktiğidir.
Ali Bulaç’ın gülüşü bir şey daha demek. Bulaç’ın bir tane bile eşcinsel kadın ya da erkek ahbabı, arkadaşı yok.
Olsa ondan utanır, ne öyle şeyler söyleyebilir ne de öyle gülebilirdi. Bu sebepten, eğer eşcinsel hareketi içinde Bulaç’ın tavrını ifşa etmek ve bu ‘vakayı’ tedavi yoluyla topluma kazandırmak isteyenler varsa onlara öneriyorum:
Ali Bulaç’a arkadaşlık teklif etsinler!
“Arkadaş olabilir miyiz Ali Bey!” tacizi herhalde onu, hakkında yazılan her türlü eleştiri yazısından daha çok tedirgin edecek ve belki de Bulaç’ın tedavisi bir gün mümkün olabilecektir.