Kişiye özel giysilerin yaratıcısı

Ertan Kayıtken İzmirli kadınları ülkenin en şık kadınları arasına sokanlardan biri

Kişiye özel giysilerin yaratıcısı

İzmir’de moda deyince akla gelen isimlerden biri. Ertan Kayıtken, İzmirli olmakla övünen ve tüm başarı basamaklarını inatla İzmir’de çıkan bir modacı.
33 senedir her yerden dürtü alıyor. Sürekli dersini çalışıyor, kendini yeniliyor. Doğru insana doğru ortamda dünya modasının en doğrusunu vermeye çalışıyor.
Aynı zamanda ilklerin adamı. Örneğin Türkiye’nin ilk stil danışmanı. Rahmetli Barış Manço bir gece onu TRT televizyonuna çıkarıp yaptıklarını milyonlara gösterince ülke gündemine oturdu.
Hülya Avşar’dan Sibel Can’a birçok sanatçının kıyafetlerini hazırladı. Güzellik yarışmalarında onun kreasyonlarıyla yarışıldı.
Tek gayesi vardı, İzmirli kadınlar ülkenin en şık kadınları olmalıydı. Seçkin kişilere özel davetlerle bugün o amaca erişmenin mutluluğunu yaşıyor. Keşke genç yaşta kaybettiği ve onu mesleğe yönlendiren annesi de görebilseydi bugünleri.
İş yaşamına ilk olarak evde dikiş dikerek başlıyor Ertan Kayıtken. 20’li yaşlardadır. Çok iyi drape toplardı. Aslında 13 yaşında bakılan bir yıldıznamede bu işe yeteneği olduğu söylenmiş. Adeta seçilmiş bir insan gibi. Yolumuzun doğuştan çizildiğine, doğarken kaderimizin alnımıza yazıldığına onu tanıyınca inanıyorsunuz. Senelerce kıyafetler dikti. Sonunda kendi atölyesini açtı.
Kıyafetlerde çiçek ve aksesuarı çok fazla kullanır eskiden beri. Şimdilerde atölye çalışmalarında sadece gözlemci ve yönlendirici ruhunu ortaya koyuyor. Çok iyi bir ekibe sahip. Yanında birçok genç yetiştiriyor. Özellikle yeteneği olanlara yardım etmeye çalışıyor. Çeşitli ortamlarda giyim ve yaşam koçluğu adına yaptığı konuşmalarda da hep modanın esiri olunmaması gerektiğini vurguluyor.
Ertan köşeleri olan bir insan, ya hep ya hiç, ortası yok. Prensipli ve titiz. Her sabah 7.30 gibi uyandığında önce dini görevlerini yerine getirir. Beyaz bir seccadesi var. Secde ederek başlıyor güne. Sonra 1 saatlik hijyen ve bakım programı. Ardından yarım saat meditasyon. Sonra yürüyüş. Ve gün boyu tek öğün mükellef kahvaltı.
Çoğu kişi televizyon seyretmeye vakit bulamadığını söyler, Ertan farklı olarak dizilere varıncaya kadar televizyon seyreden biri. Aynı şekilde sinema ve tiyatronun da aşığı. Zaten gençlik yıllarında sahne tozu da yutmuş biri. Haftada 3-4 kez sinemaya gidiyor. Adeta ulaşamadığı ya da hayal edemediği ortamları sinemada yaşıyor.
Her tür müzik dinliyor. Arabesk ya da klasik fark etmiyor. Piyano çalıp şarkılar mırıldandığı günler az değil.

Şampanya, soda lux, moda

* Daha önce İzmir Hilton’da düzenlediğin etkinlik bu kez 7 Mart’ta Swissotel’de..

Evet yine yanıbaşımda can dostum Leyla Özakbaş var. Amacımız İzmir’de eksik olan davet ruhunu canlandırmak. Davetimize “Şampanya, Soda, Lux Moda” adını verdik. Manken ortada podyum olmadan oturan kişilerin önünden geçecek. Koleksiyonumuzu anlatabileceğimiz bir ortam. Davetiyeler konuklara özel kutularda gidiyor ve içinde herkesin kendine ait rengi ile kesesi var. Misafirlerimiz geldikleri zaman soft caz dinletisiyle bir yandan şampanya ve sodalarını yudumlarken bir yandan da sürpriz sunumu izleyecekler.
Sonra bir açık artırma yapılacak. 2 takım mücevher ve 2 elbiseyi açık artırmaya koyacağız. Daha sonra işin tatlı ve hoş bölümüne geçeceğiz. Önce erkek mankenler üzerinde ve onların sunumuyla mücevher tasarımları sunulacak. Sonra da benim hazırladığım içersinde dünya modasının etkileri de olan 30-35 parçalık bir koleksiyon sunumu olacak. Bunun için İstanbul’dan 6 sı yabancı 12 tane manken geliyor. Özge Ulusoy, Tülin Şahin, Ebru Güzel başta olmak üzere birbirinden değerli mankenlerimiz. Davet için çok özel yastıklar yapılıyor. Bir gün sonrası kadınlar günü. Bu yastıklar hanımefendilere hediyemiz.

* Bu etkinliğe kaç davetli çağırmayı planlıyorsun?

50 hanımefendi, 10 beyefendi. 60 seçkin İzmirli. Ama sayı 90’a çıkıyor. Kıramadığın kişiler ekleniyor son anda.

* Elde edilen gelir yine hayır işlerinde kullanılacak tabii..

Dr.Behçet Uz Çocuk Vakfı Başkanı Dr.Ülkü Karlı lösemili çocukların yararına olmasını önerdi. Yavrularımızın kliması yokmuş, kemoterapi sırasında nefes alamıyorlarmış. Ben yüksek ruhu olan davetlilerin çok duyarlı olacağına inanıyorum. Zaten ruhu da şık, kendi de şık hanımefendilerin desteği her zaman fazlasıyla oluyor.

* Sosyal projelerde hep varsın.

Bu sosyal projelerin önemli bölümü doğadaki canlıların yaşam hakkı için. Bir hayvan sever olarak bu görevi üstlendim. Yaşam haklarını elinden aldığımız canlılara onu geri verebilmek için mücadelenin ön saflarındayım. Bazen şövalyelik yaptığımı düşünüyorum.

* Evde kaç dostun var?

Başta can dostum Gino Alberto. Amerikan Cocker. Evin en önemli bireyi. İsmi, Venezüellalı bir arkadaşıma ait. Bir gün çocuğumuz olduğunda birbirimizin adını vermeyi kararlaştırmıştık. Ben hiç evlenmediğim için, çok sevdiğim, bana ait olan bir varlığa vermeyi uygun buldum. Her sabah benimle işe gelir, akşam eve döner.
Bana çok şey öğretti. Eğer almasını bilirseniz doğa ve doğal yaşam size o kadar çok şey öğretir ki. 60-70 tane balığım ve 3 tane kanaryam da var.

KİMDİR?
22 aralık 1958 İzmir doğumlu. Özel Türk Koleji’ni bitirdikten sonra Güzel Sanatlar Moda Tasarım Bölümü sınavlarında yeteneksiz bulunduğu için üniversite okuma imkanı bulamadı. İngiltere’de bir İtalyan okulunda moda ve iç mimari konusunda eğitim aldı. Evlerde dikiş dikerek mesleğe başladı. Daha sonra kendi atölyesini kurdu. 33 senedir sürdürdüğü iş yaşamında sayısız ilke imza attı. Başta yardım kuruluşlarından olmak üzere
birçok ödülün sahibi.