Eskiye rağbet var, bitpazarına nur yağıyor!

Geçen hafta biraz yoğun geçti. Gelemedik bir araya. Biliyorsunuz, çok seviyorum sokağı, sokak lezzetlerini. Yoğun geçirdiğim dönemde istediğim gibi olmasa da gezmek için zaman yarattım kendime. Bu zaman zarfında, uzun süredir gitmeyi planladığım Bornova Bitpazarı’nda buldum kendimi. Aslında ayaküstü atıştırmalık bi şeyler arıyordum. Ama deyim yerindeyse bitpazarını karşımda görünce, pazar vaha oldu gönlümde. Bi anda karnımın açlığını unuttum, gözlerimi, aklımı doyurmaya başladım. Bu hafta sohbetimiz bitpazarı anlayacağınız.
İnternete şöyle bi baktım, bitpazarı adı nereden geliyor diye.

Bayatpazarı

Ulaştığım bilgi aynen şu...
Paris’in kuzey sınırına yakın olan Marche aux puces Saint-Ouen, 1860’larda kurulmuş bir ikinci el pazarı. Bitlerin musallat olduğu türden eski eşyaların değiştokuş edildiği veya satın alındığı yer olması nedeniyle “bitpazarı” adıyla anılan bu pazar, türünün ilk örneği ve isim babası olarak gösteriliyor. Bizde de eskiler “bayatpazarı” derlermiş. Bir rivayette, bayat pazarı zamanla bitpazarına dönüşmüş.
Osmanlılar zamanında bitpazarları ve eski eşya satan dükkânlar sıkı bir şekilde denetlenirmiş. Öyle 40-50 sene değil bitpazarlarının geçmişi, çook daha eski.
Gençliğimden beri giderim bitpazarlarına. Hele Çankaya’da kurulduğu dönemler, bence en efsane günleriydi. Hem eski eşya vardı hem de enteresan icatlar. Biley makinesinden patates-havuç doğrama aletine, hızlı yapıştırıcıdan sarma saran alete her şey vardı. Hele bi de, şimdiki telefoncular sokağının bittiği yerde iri yarı, kel kafalı bir balıkçı amca vardı ki, şu anda pişirdiği balıkların kokusu burnuma geldi...
Bornova otoban köprüsünün altında her salı kurulan Bornova Özkanlar Bitpazarı’na girerken bunlar geçti aklımdan. Doya doya gezdim pazarı. Alışveriş de yaptım. 1950’li yıllardan kalma, kocca bir sandık aldım 100 liraya!

Eskiye rağbet var, bitpazarına nur yağıyor

Güvenli ortam

Tam pazardan çıkarken, sevgili abim Turgay’la, neden aldık şimdi biz bu sandığı diye didişirken tanıştık Murat Gürer’le.
Nasıl oldu bilmiyorum, pazarın çıkışında kebapçının yanındaki çay ocağında bulduk kendimizi. Meğer Murat Bey, bu pazarı kuran Eski ve Yeni Eşyaları Değerlendirme Derneği Başkan Vekili Dernek İktisadi İşletme Müdürü’ymüş.
Biz çaylarımızı içerken Dernek Başkanı Bahattin Çekiçoğlu da katılıyor aramıza.
Başkan Çekiçoğlu, “Zor oldu insanlara dernek fikrini anlatmak, çok çabaladık” diyor,
“Düzenli bir yeri olmayan bitpazarını bir düzene sokmak kolay olmadı” diye de ekliyor. Bornova’daki pazar için en büyük desteği Belediye Başkanı Mustafa İduğ ve Kaymakam Fatih Genel’den almışlar. Şu anda resmi olarak 2020’den beri tezgâhlarını açıyor ve güzel İzmir’in renkli hayatında yer alıyorlar.
İzmir’in çeşitli yerlerinde de pazarlar açmak istiyorlar.
“Pazarımız derneğimiz bünyesinde, esnafı belli, kayıtlı ve güvenli bir ortamda yapılmakta. Kamera, güvenlik ve zabıta destekli bir pazaryerimiz var” diyor Çekiçoğlu,
İzmir’in farklı yerlerinde küçük pazarlar kurulmaya devam ettiğini, orada iş yapmayan, çalışan insanları da düzenli, güvenli pazarlarına beklediklerini kaydediyor.

Antik İzmir

Bitpazarları, geçmiş ile gelecek arasında birer köprüdür. Köprünün en önemli ayağı yerel yönetimlerdir. Bu bizim ülkemizde de, yurtdışında da böyledir. Eski ve Yeni Eşyaları Değerlendirme Derneği’nin, yapmayı çok istediği iki önemli projesi var.
Birincisi, dernek olarak bitpazarını altı ayda bir Türkiye çapında ve uluslararası düzeyde de düzenlemeyi planlıyorlar. Adı da “Antik İzmir” pazarı olacakmış.
İkinci projeleri de, gençlerimize, çocuklarımıza geçmişlerini hatırlatmak... “Soba, tırmık, öreke, ahizeli telefon, eski radyo, pikap ve daha birçok şeyi bilmeyen, görmemiş çocuklarımız var. Onları pazarımızda konuk etmek, yaşadıkları kentin hafızası olan pazarımızda gezdirmek en büyük isteklerimizden biri. Çocuklarımıza da bir pazar kurdurmayı istiyoruz. Kullanmadıkları eşyayı değerlendirmenin önemini yaşayarak öğrensinler” diyor Bahattin Çekiçoğlu.

Vintage

Çevremiz cıvıl cıvıl. Her sosyal çevreden insan, kendine uygun bi şey bulma telaşında pazarda.
İkinci çaylar geldiğinde Murat Bey yanı başımızdaki tezgaâhta bi şeyler bakan genç bir kıza sesleniyor: “Pelin Hanım, Pelin Hanım...” Pelin Hanım da bi tabureye oturuyor. Murat Bey, “Pelin kızımız da pazarımızda tezgâh açıyor, plak satıyor” diyor. Pelin Hanım’ın üzerindeki giysiler dikkatimi çekiyor. Dikkatli baktığımı görünce, “Fedai Bey, giysilerin tamamı bu pazardan, Vintage deniyor bu tarza, bir akım bu” diye açıklama yapıyor.
19. yüzyılda ortaya çıkmış Vintage giyim tarzı. Farklı dönemlere ait stil ve kombinleri yansıtan bir moda akımıymış. Pelin Polat, üniversite mezunu bir genç. “Benim gibi çok genç müdavimi var pazarımızın” diyor, şöyle devam ediyor: “Bu pazar tam bir kültürler buluşması, başka şehirlerden gelen de var, yurtdışından gelen de. Parası olan da gelir, olmayan da, ihtiyacını alanı da görürsünüz, hoşuna gideni alanı da.”
Müsaade istemesek sürüp gidecek sohbet.
Sevgili abim Turgay’la yeniden yapışıyoruz aldığımız sandığın kulplarına. Kaldığımız yerden başlıyoruz yine homurdanmaya... Demem o ki dostlar, istenince çok güzel şeyler oluyor. Bravo Bornova Belediye Başkanı ve Kaymakam’a. Darısı Büyükşehir’in, diğer belediyelerin başına. Eskiye rağbet var, bitpazarına nur yağıyor dostlar, haberiniz olsun. Benden söylemesi...