Basın ve ceza

Erteleme, Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan tarafından da desteklendi. Adalet Bakanı Cemil Çiçek, özellikle yargı açısından yeni sorunlar doğacağı gerekçesiyle kişisel olarak karşı olduğunu açıklasa da TBMMde erteleme önergesine destek oldu ve yasalaşmasına katkıda bulundu.Yeni Türk Ceza Yasasının, bilimsel değerde çok yoğun emeklerle hazırlandığı ve çağdaş bir anlayışla düzenlendiğini teslim etmek gerekir.Buna karşın bazı hükümlerinin, özellikle basın özgürlüğü açısından önemli ölçüde kısıtlayıcı sonuçlar doğuracağı saptandı. Bu yönüyle de yoğun bir tartışmaya neden oldu. Yeni Türk Ceza Yasasının yürürlük tarihi 1 Haziran 2005e ertelendi. Adalet Bakanı Çiçek, bu yöndeki eleştirileri karşılarken, basın kuruluşlarının taslak ve tasarı aşamalarında konuya yeterli ilgiyi göstermediklerini, itirazlarını zamanında ve yerinde dile getirmediklerini vurguladı. Meslek kuruluşları, itiraz ettikleri hususları bildirdiklerini açıkladı. Basın Konseyi Başkanı Oktay Ekşi ise bakanın serzenişine hak verir biçimde, olanaksızlıklar nedeniyle yeterli kaynak ve zamanı ayıramadıklarını, görevlendirdikleri arkadaşın da ihmalinin söz konusu olduğunu belirterek özeleştiri yaptı.Geçmişle ilgili sorumluluk veya özen tartışmaları bir yana, yasanın ertelenmesi özellikle basın açısından önemli bir fırsat yaratacaktır. Bu süre içinde, yasanın basın özgürlüğünü kısıtlayan hükümlerinin ayıklanması ve yeniden düzenlenmesi olanağı doğacaktır.İlkesel açıdan bakıldığında yasanın bazı suçlarda gazetecilere ağır hapis cezası öngörmesi, paraya çevrilmesini önlemesi, para cezalarının ödenememesi halinde hapis cezasına dönüştürülmesi, yargıçlara çok geniş takdir hakkı tanınması, bazı suçların tanımlarının kesinlik arz etmemesi başlıca itiraz noktalarıydı. Ekşiden özeleştiri Milli yararlara aykırı hareket, aleni olan ve olmayan konuşmaların yayımlanması, suç veya suçlunun övülmesi veya teşviki, davaların izlenme aşamaları gibi alanlarda hapis cezası öngören düzenlemeler, gazeteciler arasında mesleğin icrası açısından yaygın bir kaygı yaratmıştı.Bu kaygının nedeni, halkın haber alma hakkı ve özgürlüğü ile gazetecinin görevini yapabilmesi açısından doğacak sorunlardı. Örneğin, düşünceyi ifade özgürlüğü ile milli çıkarlara aykırı hareketin sınırının; haber değeri taşıyan bir olay, durum, konuşma, bilgi veya belge ile ifşanın sınırının ne olduğu veya ne olacağı belli değildi. Bu durum gazeteci ile haber kaynağı arasında güvene dayalı ilişkiyi zedeleyeceği gibi, art niyetli kişilerin basın aleyhine istismar edebilecekleri boşluklar yaratıyordu.Bu açıdan sorunlu olan maddeler meslek kuruluşları tarafından saptanarak Adalet Bakanlığı ve diğer ilgili kuruluşlara iletilmiş durumda. Kaygının nedeni Elbette, gazetecilerin suç işleme gibi bir özgürlükleri yok. Ama anayasal güvence altında basın özgürlüğü var. Demokrasinin güvencesi olan basın özgürlüğünün kısıtlanmaması, artık çağdışı kalmış dolaylı veya doğrudan sansüre dönülmemesi gerekir. Haber, yorum veya konuşmaları nedeniyle gazetecilerin hapse gönderilmesi, yine çağdışı kalan düşünce suçunun geri gelmesi anlamı taşır.Ertelemenin sağladığı süre içinde bu maddeler düzeltilmezse, basının eli kolu bağlanmış olur. fbila@milliyet.com.tr Sansür olmamalı