Baykal-Gül görüşmesi

Baykal, Gül'le yaptığı görüşmeye ilişkin sorularımı şöyle yanıtladı:- Dışişleri Bakanı yola çıkmadan sizi bilgilendirdiğini açıkladı. Tatmin oldunuz mu?- Tatmin olmam söz konusu değil. Ana muhalefet lideri böyle mi bilgilendirilir? Sayın Gül, yola çıkmadan hemen önce beni aradı ve sadece 'Mutabakata vardık, hareket ediyoruz, etmeden önce sizi bilgilendireyim dedim, dışarıdan duymuş olmayın' dedi. Böyle önemli bir konuda, ana muhalefet lideri böyle bilgilendirilmez. Ortada gördüğüm bir metin bile yok. Aşamalar hakkında hiçbir bilgi sahibi değiliz. Bunun nesinden tatmin olayım? Bu hareket tarzı ayıptır.- Siz Sayın Gül'e ne söylediniz?- Benim söylediğim, varılan mutabakatın sorunu çözmediğidir. Sayın Gül'e açıklanan ve televizyonlardan öğrendiğimiz mutabakat metninin, tüm Türkiye'nin beklentisini karşılamadığını belirttim. Metin, Güney Kıbrıs'ın girişimini engellemiyor. Deklarasyonun Türkiye açısından taahhüdü kaldırmadığını söyledim. Ve bu metnin çok tartışılacağını ifade ettim.Baykal, bu görüşmeyi yaptıktan sonra Gül'ün AKP Genel Merkezi'ni terk ettiğini televizyondan gördüğünü de ekledi. Ayaküstü bilgilendirilmiş olmasından duyduğu rahatsızlığı vurguladı. Dışişleri Bakanı Abdullah Gül, akşam saatlerinde Avrupa Birliği (AB) ile Çerçeve Belgesi üzerinde mutabakata vardıktan sonra Esenboğa'ya doğru yola çıkmadan önce CHP lideri Deniz Baykal'ı telefonla arayıp bilgi verdi. Gül'ün telefonundan sonra görüştüğümüz Baykal, tatmin olmuş değildi. Ana muhalefet lideri, hem varılan mutabakata hem de kendisinin bilgilendirilme tarzına itiraz ediyordu. Varıldığı açıklanan mutabakatta Güney Kıbrıs'ın NATO'ya üyelik kapısını aralayan girişimin önlenemediği kanaatindeydi. CHP lideri, mutabakata varıldığının açıklanmasından önceki saatlerde yaptığımız görüşmede dile getirdiği şu görüşleri Gül'le konuştuktan sonra da koruyordu: "AB, Avusturya'yı ikna edemiyormuş. Bunun nesine inanacaksınız? Henüz belleklerde taze bir olayı anımsayın. AB, seçimi kazanan Haider'e hükümeti kurdurtmadı. Resmen, Avusturya'nın seçim sonucunu kabul etmemiş oldu. Haider'in hükümet kurmasına izin vermedi. Viyana üzerinde, seçim sonucunu uygulatmayacak kadar etkili olan AB, şimdi mi etkili olamadı? Bu inandırıcı değil. Çünkü, Avusturya bu direnişte yalnız değil. Arkasında, görünmek istemeyen ülkeler ve partiler var. Bir oyun oynandı." AB oynuyor Baykal, 3 Ekim'de ortaya çıkan zorlukların Türkiye açısından önemli bir gerçeği ortaya çıkardığını belirterek, şu değerlendirmeyi yaptı: "3 Ekim'de Türkiye'ye karşı çıkarılan zorlukları gördük. Umarım Başbakan da görmüştür. Henüz müzakereler başlamadan bu kadar büyük krizler çıkarabilen, Türkiye'nin önüne şimdiden ağır koşullar süren AB'nin, en az 2014'e kadar sürmesi öngörülen müzakere sürecinde neler yapabileceğini iyi düşünmek gerekir. Bu gerçek, Türkiye'nin önümüzdeki bu uzun süreç için bir ulusal strateji belirlemesi gerektiğini gösteriyor. Türkiye, iktidarıyla, muhalefetiyle, bütün kesim ve kurumlarıyla bundan sonraki süreçte neleri kabul edebileceğini, neleri kabul edemeyeceğini saptayan bir ulusal strateji belirlemelidir. Çünkü, bu uzun süreç bir hükümetin, bir parlamentonun ömrünü çok aşan bir süreçtir. Müzakere süreci belirlenecek ulusal stratejiye göre yürütülmelidir." Ulusal strateji gerekli 3 Ekim'de yaşanan sıkıntılı saatlerin hükümetin bir eksiğini daha gösterdiğini kaydeden Baykal, TBMM'nin devreye sokulmasını da şu sözlerle istedi:"Hükümet geçtiğimiz süreçte TBMM'yi özenle devre dışında tuttu. Oysa Türkiye'nin ve Kıbrıs Türkü'nün geleceğini belirleyecek böyle önemli bir konuda TBMM devrede olmalıydı. Bu hükümetin işini zorlaştırmaz, kolaylaştırırdı. Ama hükümet bundan hep kaçtı. Ne oluyor, ne bitiyor, bu milletin ve bu milletin Meclis'inin haberi yok."Baykal, AB'nin ve Avusturya'nın 3 Ekim'de yarattıkları sorunların, Türkiye'nin müzakere sürecinde başta Kıbrıs, Ege sorunları olmak üzere birçok konuda ciddi engelle karşılaşacağını da şimdiden gösterdiğini vurguladı. Bu nedenle de Türkiye'nin ulusal bir strateji çerçevesinde iktidarıyla, muhalefetiyle ortak tavır alabileceği bir zemine acilen gereksinmesi olduğunu belirtti. fbila@milliyet.com.tr TBMM devrede olmalı