Milli Güvenlik Kurulunun asker ve sivil kanatları arasında bir "bilek güreşi" yok. Hem hükümet üyeleri hem de komutanlar, Kıbrıs sorununda bir "ulusal politika" oluşturma konusunda, uzlaşmacı bir yaklaşımla katkı sağlamış görünüyorlar.Kıbrıs sorununda Türk tarafının izleyeceği politikada Annan Planına karşı takınacağı tavır, böyle bir ortamda netleştirilmiş oldu.Bazı kesimlerin zorlama sayılabilecek yorumlarla Annan Planına olduğu gibi evet denileceği yönündeki mesajları, gerçeği yansıtmıyor.Başbakan Erdoğanın BM Genel Sekreteri Kofi Annan ile görüşmesinden sonra açıkladığı gibi Annan Planına yaklaşımda, "mutabakat" esas olacak.MGKda da, saptandığı gibi Annanın "Anlaşamasanız referandumu kabul edeceksiniz" koşulu, uygulaması mümkün olmayan bir kural niteliğinde. MGK, "Biz anlaşamadık ama referanduma gidiyoruz" biçiminde bir anlayışın hem kabul edilemeyeceği hem de kamuoyuna izah edilemeyeceği sonucuna vardı. Bu sonuca dayanarak Başbakan Erdoğan da, Rum tarafının da reddettiği bu kuralın değiştirilmesini BM Genel Sekreteri Annana talep olarak iletmiş oldu. Bununla birlikte Türk tarafının Rum tarafıyla mutabakata vardıktan sonra referanduma gideceğini de bildirdi.Bu aşamadan sonra saptanacak bir arabulucu (Türk tarafının eğilimi ABD Dışişleri Bakanı Powell veya NATO eski Genel Sekreteri Robertson) marifetiyle veya dolaylı görüşmeler yoluyla tarafların masaya oturmasını sağlayacak zeminin oluşturulması çalışmaları yapılacak.İşte bu süreçte, Rum tarafının tavrı da ortaya çıkacak. Masaya oturma niyeti taşıyıp taşımadıkları anlaşılacak.Başbakan Erdoğan, Annana ilettiği Türk tarafının görüşlerini ve müzakere yaklaşımını ABD Başkanı Busha da yansıtacak.Türk tarafının beklentisi, masaya oturması ve uzlaşmacı bir yaklaşım göstermesi için Rum tarafına da baskı yapılması.Türk tarafı, kendi içinde farklı görüşleri ve tartışmaları, bir ulusal politikaya bağlayarak, sonuçlandırmayı başardı. Bunun sonucunda da masaya oturmak niyetiyle ilk adımını attı.Şimdi sıra Rum tarafında... fbila@milliyet.com.tr Milli Güvenlik Kurulu toplantısının yapıcı bir havada geçtiği, hem yayımlanan bildiriden hem de Başbakan Erdoğanın Davosta yaptığı açıklamalardan anlaşılıyor.