Önce amaç birliği sağlanmalı

ABD, emekli Orgeneral Ralston'u, Türkiye de emekli Orgeneral Edip Başer'i görevlendirdi.Bu, ABD'nin bir projesiydi. PKK ile mücadelenin ABD-Türkiye-Irak tarafından oluşturulacak ortak bir mekanizmayla yürütülmesi tezi Washington'a ait.ABD ve Türkiye atamaları yaptılar.Şimdi üçüncü koordinatör bekleniyor. Üçüncüyü Irak atayacak.Üç koordinatör birlikte çalışacaklar, ortak bir mekanizma yürütecekler. ABD ve Türkiye, PKK terörüyle mücadele için alınacak önlemleri koordine edecek özel atamalar yaptılar. ABD'nin öngördüğü, üç ülke tarafından ortak işletilecek terörle mücadele "aracı"nın çalışması için önce üç ülke arasında bir "amaç birliği"nin bulunması gerekiyor.Eğer, amaç birliği sağlanmadan yola çıkılırsa araç birliği sağlamak da zor olur.Üç ülkenin ortak amacının terörle mücadele olduğu, dolayısıyla amaç birliği bulunduğu söylenecektir. "Terörle mücadele" genel amacı, amaç birliği anlamına gelir mi?Konu PKK terörü olduğuna göre öncelikle üç ülkenin PKK'ya bakışını ele almak gerekir. Türkiye'nin nasıl baktığı belli. Anayasa'daki hükümler de açık.Irak ve şu anda yönetimde en etkili konumda olan KDP ve KYP liderleri Talabani ve Barzani PKK'ya nasıl bakıyor?ABD'nin PKK'ya bakışı nedir?Koordinatörlerin önce bu soruların yanıtında uzlaşmaları gerekir.Terör amaç değil, araçtır. PKK için de öyle.Terör yöntemine karşı olmak konusunda bir uzlaşma zorluğu çıkmaz. Ancak terörün ulaşmak istediği siyasi hedeflerde üç ülkenin de aynı bakışa sahip olduğunu söylemek, en azından bugün için kolay değildir. Amaç birliği Washington, PKK'ya 'silah bırak' çağrısı yaptı. DTP de aynı çağrıda bulundu. Bu çağrılara Türkiye'de bazı aydınlar da ortak açıklamayla katıldılar.ABD'nin görevlendirdiği Ralston, Ankara ziyaretinde, PKK terörüyle mücadele konusunda askeri seçeneğin en son seçenek olduğunu açıkladı. Terör örgütünün finans kaynaklarını kesmek örneğini verdiği askeri olmayan seçeneklerin de bulunduğunu ifade etti.PKK, askeri olmayan seçenekleri, siyasi taleplerinin karşılanması, masaya oturulması, pazarlığın başlatılması gibi algılayacaktır. "Koordinatör" veya "Özel Temsilci" atanmasını da buna yoracaktır.Ankara da böyle bir izlenim doğmasından rahatsız olduğu için "PKK Koordinatörü" sıfatına şiddetle karşı çıkmıştır.Yakın geçmişte, Talabani'nin Ankara ile PKK arasında arabuluculuğa soyunduğu anımsanırsa, Irak'ın atayacağı koordinatörün, en azından KDP veya KYB üzerinden PKK teması olması zayıf bir olasılık değildir.Keza Talabani'nin, PKK için genel af talebinde bulunduğu da belleklerde tazedir.Bu koşullarda:1- PKK'nın silah bırakması,2- Dağdan inmesi,ABD, Türkiye, Irak veya DTP istedi diye kendiliğinden gerçekleşmez.PKK, silah bırakmadan değil, konjonktürel olarak zaman zaman "ateşkes"ten söz etmektedir. PKK gibi örgütlerin koşulsuz-karşılıksız silah bıraktıkları görülmüş değildir.Siyasi talepleri de bellidir:1- Abdullah Öcalan'ı da kapsayacak şekilde genel af çıkarılması,2- Siyasi hakların iade edilmesi,3- Türkiye'nin iki uluslu (Türk ve Kürt) bir devlet olduğunun Anayasa'ya yazılması,4- Kürtçenin eğitim dili olarak kullanılması.ABD'li ve atanması beklenen Iraklı koordinatörün bu taleplere nasıl baktığını henüz bilmiyoruz. Bu bakışı koordinatörler değil, Washington ve Bağdat'taki iktidarlar belirleyecek.Amaç birliği var mı, yok mu, o zaman anlaşılacak. fbila@milliyet.com.tr Silah bırakma