PKK ile mücadelede ulusal program ihtiyacı

Terör örgütü PKK’nın, eylemsizlik sürecini bitireceğini açıkladığı 31 Ekim’e günler kala, İmralı odaklı trafik daha önce olduğu gibi hız kazandı.
Yaz başında uzun süredir örneği görülmedik boyutta terör saldırıları düzenleyen PKK, 13 Ağustos’ta sürpriz biçimde eylemsizlik kararı aldı. Devletin İmralı’daki terörist Abdullah Öcalan’la yaptığı görüşmeleri izleyen eylemsizlik kararının 20 Eylül’e kadar süreceğini açıklayan PKK, şartlarının bir bölümünün karşılanması halinde, eylemsizliği kalıcı ateşkese dönüştürebileceğini de bildirdi.
Bu ortamda yapılan 12 Eylül referandumunun ardından Demokratik Toplum Kongresi eşbaşkanları Aysel Tuğluk ile Ahmet Türk, eylemsizliğin uzaması için aracılığa soyundular. Tuğluk’un avukat sıfatıyla görüştüğü Öcalan’ın “kendisiyle görüşmelerin sürdürülmesi” ve kimi şartlar karşılığında eylemsizliğin uzaması eğilimini taşıdığı görüldü.

Karayılan’ın açıklaması
PKK da bu görüşmelerin ardından sadece 1 aylık bir uzatmaya gitti. PKK’nın liderlerinden Murat Karayılan, eylemsizlik sürecinin 31 Ekim’e kadar uzatılacağını açıkladığı Kandil’deki basın toplantısında, “Süresiz ateşkese uzun süre devam edelim istedik ancak hükümetin açıklamaları ve tavırları, bizde tasfiye şüphesi uyandırdı. Bir aylık süreci gözleyeceğiz. İnandırıcı adımlar atılırsa bunu süresiz ateşkese dönüştürebiliriz” dedi.

PKK’nın iddiası
PKK, geçen bir aylık süreçte, taleplerinin karşılanacağını gösteren hiçbir adım atılmadığı görüşünde.
PKK yöneticilerinden Duran Kalkan, önceki gün, bu durumu gündeme getirerek, hükümetin referandum öncesi eylemsizlik kararı alınması için 6 taahhütte bulunduğunu ancak hiçbirini yerine getirmediğini öne sürdü. Kalkan, bu taahhütleri, “çatışmasızlık”, “yeni anayasa”, “güvenlik protokolü”, “hakikati araştırma komisyonu kurulması”, “Öcalan’ın daha aktif çaba harcayabilme koşullarına kavuşturulması”, “KCK operasyonlarının durdurulması” olarak sıraladı.
Bu açıklamalar, başkentte, PKK’nın yaklaşan 31 Ekim öncesi eylemsizlik sürecini uzatabilmesi konusunda mesaj beklediği şeklinde yorumlanıyor.

Öcalan devreden çıktı mı?
Ancak yaşanan gelişmeler de PKK’yı kararsızlığa itiyor. Öcalan, devletin görüşmeleri kestiğini, kendisinin de aradan çekileceğini açıkladı. Bunun üzerine Tuğluk, aradan çekilmemesi, eylemsizliğin uzatılması konusunda mesaj vermesi için Öcalan’la görüşme kararı aldı. Hava muhalefeti nedeniyle bugün yapılamayan görüşmede Tuğluk’un Öcalan’dan alacağı mesajlar, PKK açısından büyük önem taşıyor.
PKK, eylemsizlik sürecini seçim sonrasına kadar uzatma imkânı bulursa, yeni anayasada beklentilerinin karşılanıp karşılanmayacağını inceleyerek, yeni bir strateji oluşturabileceğini hesaplıyor.

Hükümetin tutumu
31 Ekim yaklaşırken, hükümet cephesinden gelen mesajlarda ise bir farklılık yok. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, BDP’yi ağır bir dille eleştirmeyi sürdürüyor. Kuşku yok ki devletin İmralı’yla kurduğu iletişimden hükümet de haberdar.
Referandum süreci boyunca Güneydoğu’daki desteğini korumaya çalışan Başbakan Erdoğan, bir yandan da eylemsizlik sürecinin kesilmesine yol açacak söylemlerden uzak durdu. Diyarbakır’da dengeli bir konuşma yaparak ve seçim sonrasına dönük umutlar yaratarak, kritik süreci yönetmeye çalıştı.
Başbakan, aynı yaklaşımını sürdürüyor. Ancak bu durumun seçimlere kadar sürdürülüp sürdürülemeyeceği henüz belirsiz.
Bu arada Ankara’nın bu konuyla ilgili dış temasları yoğunlaştı. Hükümetin, dış boyutu da olan bir program yürütüp yürütmediği hâlâ merak konusu.
Ulusal nitelikteki bu sorunun sadece tek parti iktidarı tarafından sonuçlandırılması yerine, diğer partilerin de sürece katılması siyasal ve toplumsal uzlaşıya dayalı ulusal bir programın uygulanması yararlı olacaktır. Başta CHP olmak üzere muhalefet partilerinin bu yöndeki talepleri, hükümet tarafından dikkate alınmalı, böyle bir sorun sadece seçime endeksli olarak yönetilmemelidir.