Tanrı'nın dili...

Tanrı'nın dili...


       İnsan, dönen dünya, geçen zaman mağlubudur.
       Tarih, bir yönüyle insanın, dönen dünyaya, geçen zamana, doğan güneşe, parlayan yıldıza, akan suya, oynayan yere, esen rüzgara, yağan yağmura, püsküren dağa, özetle doğaya hakim olma mücadelesidir.
       Bunlardan çoğuna zaman zaman hakimiyet kurmuştur da hep zamana yenilmiştir.
       O kendini zamana hissettirmeye çalıştıkça, zaman ona tınmadan geçip gitmiştir.
       İnsan da zamanlıdır bütün canlı varlıklar gibi.
       Bu zamanın üstünlüğüdür aynı zamanda...
       Diğerleri aldırmaz da insan bir türlü kabullenmemiştir bu üstünlüğü, ona karşı savaşıp durmuştur...
       Bilim dediğimiz de sonuçta bu değil midir, zaten...
       Her bilimsel gelişmenin, zamanla ilgili bir meydan okuyuşu vardır.
       * * *
       İNSANLIK üçüncü binyıla girdiğinde, doğaya karşı mücadelesinde çok önemli iki ışık saçmayı başardı.
       Bunlardan biri ışığın, ışık hızını geçmesidir.
       Henüz laboratuvar gerçeğinde bu keşif.
       Bir diğeri insanın DNA haritasının çıkarılması.
       Şifresinin çözülmesi...
       * * *
       EĞER bu iki büyük keşif yaşama yansırsa...
       Zaman altüst olur.
       Durabilir...
       Belki geriye bile gidebilir...
     "Canlılar doğar - büyür - ölürler" değişmez zinciri kırılabilir.
       Madde yeni bir tanım gerektirebilir.
       * * *
       ABD Başkanı Clinton, DNA'nın okunmasını, "Tanrı'nın hayatı yaratırken kullandığı dili öğreniyoruz" diye yorumladı.
       İngiliz uzman Dr. Sulston da "Artık elimizde insanın nasıl imal edildiğini gösteren el kitabı var" dedi.
       Çözülen dil ve bu el kitabı her şeyi değiştirebilir.
       İyiye kullanılırsa doğa, kötüye kullanılırsa insan kaybedebilir...
     


Yazara E-Posta: fbila@milliyet.com.tr