Umut operasyonu

Umut operasyonu


       Faili meçhul cinayetler konusunda "umut operasyonu"yla alınan mesafe, kamuoyunda önemli beklentiler oluşturdu.
       Uğur Mumcu, Muammer Aksoy, Bahriye Üçok cinayetlerinin aydınlatılacağı yolunda oluşan umut doruğa çıktı.
       Kısa sürede yakalanan zanlıların ifadeleri, yaptırılan tatbikatlar, katil zanlılarının yakalandığı kanısını yaygınlaştırdı.
       Bu cinayetlerle ilgili olarak iki grup zanlı ele geçti:
       1- Yusuf Karakuş ve arkadaşları,
       2- Ferhan Özmen ve arkadaşları.
       Her iki grup zanlı da Uğur Mumcu cinayetini işlediklerini tarih, yer ve ayrıntı anlatarak üstlendiler. Bu itiraflar basında yer aldı. Keza iki grup da İran'la ilişkili olduklarını, bu ülkede eğitim gördüklerini, bomba yapmayı ve koymayı öğrendiklerini de ifade ettiler.
       Bu kadar kolay ve çok cinayet üstlenmeleri bir ara kamuoyunda kuşku yarattıysa da, sonuçta "Umut Operasyonu"ndan umut kesilmedi.
       Ancak Ankara Emniyet Müdürü Kemal İskender'in Bakü'de yaptığı açıklamalar "şok" etkisi yarattı.
       İskender, Yusuf Karakuş ve Abdülhamit Çelik'in Uğur Mumcu cinayetiyle ilgilerinin olmadığını açıkladı. "Maalesef" dedi, "anlattıkları doğru çıkmadı, ilgilerinin bulunmadığı anlaşıldı."
     
Böylece günlerce kamuoyunu meşgul eden, gazetelerde sayfa sayfa ifadeleri yer alan katil zanlılarının "zanlı" olmadıkları ortaya çıktı.
       Peki ne oldu?
       Karakuş ve Çelik, daha önce cinayetleri niye üstlendiler? Anlattıkları tümüyle gerçek dışı mıydı? Eğer gerçek değildiyse kamuoyuna "yakaladık" mesajları niye verildi?
       Elde kalan ikinci grup zanlının anlattıkları doğru mu? Ferhan Özmen de yalan söylüyor olabilir mi? Özmen niye bütün cinayetleri üstleniyor? Yarın bir yetkilinin çıkıp "Ferhan Özmen'in de cinayetlerle ilgisi olmadığı anlaşıldı" derse ne olur?
       Kamuoyuna yerleşen "umut" şu anda "kuşku"ya dönüşmüş durumda.
       Bu kuşkuyu dağıtmak, daha önce umut yaratan görevlilere düşüyor.


Yazara E-Posta: fbila@milliyet.com.tr