Yaşam an meselesi midir?

Yön O an gelir...Geçmesini istemezsiniz ama geçer. Hatta, o an, zaman daha hızlı akıyormuş gibi gelir insana, oysa zamanın vitesi yoktur, hızlanıp yavaşlamaz. Size öyle gelir. Yavaşlatamaz, duraksatamaz, durduramazsanız...Mutsuzluk anları da tersinden öyledir.Gelmesini hiç istemediğiniz an da gelir. Hem de sizi hiç dinlemeden, hiç dikkate almadan. Hızla, hemen geçsin istersiniz, ama sanki o an uzadıkça uzar. Yavaşlamış, durmuş gibi hissedersiniz. Oysa, kötü anlar da yavaşlamaz, hızlanmaz, duraksamaz, durmaz. Hayata bakışınıza bağlı bu sorunun yanıtı. Mutluluk duyacağınızı bildiğiniz anların gelmesine kafayı takarsanız, hayat bir an meselesine dönüşür. Şu gün bir olsa, o an bir gelse diye kafayı yoruyorsanız, öyledir. Bilinen anlarda böyledir de bilinmeyenlerde farklı mıdır?Değildir.Öyle baktığınızda da hayat an meselesidir tabii ki...Hayat belli olmaz...Ne olacağını nasıl bilebilirsiniz ki?Biraz sonra veya yarın hayatta olacağınızı kim garanti edebilir? Başınıza kötü bir şey gelmesi an meselesidir. İyi bir şey gelmesi de...Öyle bir anla karşılaşabilirsiniz ki, hayatınız değişir.Düşünceleriniz, değer yargılarınız, öncelikleriniz altüst olur. An meselesidir. Bilinmeyen anlar İnsanın yaşayacağı hayatı ayıklaması mümkün değlidir ki, iyi anları yaşayıp kötülerini yaşamasın.Hayatı "iyi anlar seçkisi" gibi yaşamak olanağı yok. Bir iyi anları yaşayıp kötü anları atlayayım, diyemezsiniz.İyilerin sayısını artırıp kötülerin sayısını azaltmaya çaba gösterebilirsiniz ama "tek seçici" olamayacağınız için kesin sonuç alamazsınız.Sizin iyi olsun diye her şeyi ayarladığınız bir anı bir başkası veya bir başka faktör bir anda cehenneme çevirebilir. Hayat aynı nedenle hep aynı sonucu elde edebildiğiniz düz bir çizgi değildir çünkü...Bu nedenle hep seçtiğiniz iyi anlardan bir hayat yaşayamazsınız.İyinin kötüye, kötünün iyiye dönüşmesi an meselesidir. Elinizden geleni yapmanın ötesine geçemezsiniz, bu da sonucu garanti etmez.Hep seçemezsiniz... Seçme olmaz Yaygın bir tavsiyedir bu... "Anı yaşa..."Zaten insan için başka seçeneği yoktur da bu tavsiye, bir yaşam felsefesi anlamındadır.Her şeyi dert etme, geçmişi, geleceği düşünme, anı yaşamaya bak, felsefesidir.Hayat an meselesidir der...Gününü gün et, anlamı taşır...Taşır da mümkün müdür?Uç noktalarda gezinenlere yakın bir felsefedir anı yaşamak. Ama onlar için dahi sınırlamalar vardır. Yaşamı idame ettirecek kadar ekonomik ve sosyal bir varlık olmak zorunluluğu sınırlar, örneğin...Bir de buna toplu halde yaşamanın insana yüklediği sorumluluklar, duygu dünyası, gelenek, görenek, kültür, ekonomi eklediğinizde havada kalır bu tavsiye..."Anı yaşa" meselesine dönüşemez hayat...Elinden geldiğince kötü anlar yaşatma başkasına, tavsiyesi daha anlamlı sanki..Ama şu geride bıraktığımız yıla dönüp bakınca...Bir yılda yaşadığımız savaşlar, kıyımlar, boğazlaşmalar, gasplar, hırsızlıklar, yolsuzluklar, önceki onlarca, yüzlerce, binlerce yıldan farklı değil...Önümüzdeki yıllarda da farklı olmayacak...An an yaşanacak onlar da...Kaç kişi "Boş ver, anı yaşayayım" deme lüksüne sahip olacak ki!.. fbila@milliyet.com.tr 'Anı yaşa' olur mu?