Yeni Türkmen politikası oluştu

Türkiyenin Irak Özel Temsilcisi Korutürk, Ankaranın Türkmenlere yönelik yeni politikasının esaslarını anlattı. Yeni politikayla Türkmenlere şu mesajlar verilecek:

Bulgaristandaki Türkleri örnek alın Kendi ayaklarınız üzerinde durun Irak siyasetine ağırlığınızı koyun Seçimlerde ortaya çıkan tablo ve başlayan süreçte Türkiyenin, "devlet politikası" diyebileceğimiz yeni bir çizgi oluşturduğunu söyleyebiliriz. Irakta seçimlerden sonra başlayan yeni süreçte Türkiye, Türkmenlere nasıl bakıyor? Ankaranın yeni politikası ne olacak ? Ankaranın, Türkmenlere dönük yeni politikasını şöyle ifade edebiliriz: "Kendi ayaklarınız üzerinde durun."Bu ne anlama geliyor?Türkiyenin Irak Özel Temsilcisi Büyükelçi Osman Korutürk, bu soruyu şöyle yanıtladı: "Ayaklarınız üzerinde durun derken, kastettiğimiz şudur: Kâsımdan Saddama kadar eski rejimler içinde Türkmenler hep baskı altında kalmışlar. Siyasi örgütlenmelerini, demokratik mekanizmalarını geliştirememişler. Kimliklerini inkâr etmeye zorlanmışlar. Ancak, hiçbir zaman milli kimliklerini, kültürlerini yitirmemişler. Yeni dönemde, demokratik süreçte, Türkmenlerin kendi örgütlenmelerini yapmaları, demokratik mekanizmalarla Irak içinde ağırlıklarını koymaları, siyasi olgunluk ve etkinlik düzeylerini yükseltmeleri gerekir." Etkinlikleri artmalı Korutürk, sözlerini şöyle sürdürdü: "Türkmenler her zaman Irak toplumunun tutkalı olmuşlar. Eğitim düzeyleri yüksek. Eski rejimlerde dağınık kalmışlar. Demokratik süreçte Irak Türkmen Cephesinden daha geniş, daha kapsamlı, Irak Türkmenler Cephesi denilebilecek bir demokratik örgütlenme yapabilirler. Türkmenler, bugün Irakın 3. büyük etnik grubu. Bu ağırlıklarını siyasete, idareye taşıyabilirler. Bulgaristan Türkleri gibi. Bulgaristanda Türkler ülke siyaseti ve yönetiminde ağırlıklı, etkin bir yere sahipler. Diğer yerlerde de örnekleri var. Irak Türkmenleri de bu düzeye gelebilir." Bulgaristandaki gibi Büyükelçi Korutürk, bu yaklaşımın yanlış anlaşılmaması gerektiğini vurgulayarak, şöyle devam etti: "Bu, Türkiyenin desteğinin ortadan kalktığı veya kalkacağı gibi anlaşılmasın. Türkiyenin desteği elbette her zaman sürecektir. Çerçevesini çizdiğimiz yaklaşım Irak Türkmenlerinin de isteğidir. Demokratik olgunluk, siyasi gelişme konusunda onların isteği aynı yönde. Nitekim, Türkmenlerin değişik grupları bir araya gelerek geniş "Demokrasi ve Birlik Platformu" oluşturdular. Daha geniş tabanlı bir örgütlenme kararı aldılar. Biz, bu adımları atmalarının, kendi içlerinde siyasi örgütlenmeleri yapmalarının, demokratik şekilde kurultaylarla liderlerini seçmelerinin doğru olacağını düşünüyoruz. Böylece kendi büyüklükleriyle orantılı şekilde Irakın siyasetinde, yönetiminde etkin olmalarının mümkün olacağına inanıyoruz. Bu 3. büyük etnik grup olarak onların hakkı. Bu süreçte elbette Türkiyenin deneyim, bilgi, teknoloji desteği sürecektir." Yanlış anlaşılmasın Büyükelçi Korutürk, Türkmenlerin Irakın 3. büyük kurucu unsuru olduğuna da dikkat çekerek, eski dönemlerde, nüfus sayımlarında bile sadece "Kürt ve Arap" hanelerinin bulunduğunu, Türkmenler için hane açılmadığını anımsattı. Böylece, Türkmenlerin kimliklerini kayda geçirmeyip, Kürt veya Arap olarak tanımlanmalarına zorlandıklarını da belirtti. Bu koşullar da dahi milli kimliklerini, kültürlerini yitirmeyen Türkmenlerin, yeni dönemde ağırlıklarını koymaları gerektiğine işaret etti.Ankaranın yeni Türkmen politikasının çerçevesi böyle...Bu politikanın sadece Dışişleri Bakanlığının değil ilgili tüm devlet kurumlarının mutabakatına dayalı olduğu da Büyükelçi Korutürkün özenle üzerinde durduğu bir husus... Tüm kurumlar mutabık Bulgaristan Türklerinin sırrı nedir? Bulgaristandaki komünist yönetim, 1960tan itibaren bu ülkedeki Türkleri, "Müslümanlaşmış Bulgarlar" diye adlandırmış, 1980lerde Todor Jivkof yönetiminde, Türklerin adlarının değiştirilmesi politikası uygulanmıştı. Türkler direnince toplama kampları dahi oluşturuldu. 10 Kasım 1989da Jivkof yönetimi yıkıldı. Bu dönemde, Türklerin kurduğu partiler içinde öne çıkan Hak ve Özgürlükler Hareketinin (HÖH) Başkanı Ahmet Doğan, efsanevi bir isim oldu. HÖHün temel felsefesi, kendini Bulgaristanın partisi olarak görmesi, ulusal kimlik mücadelesini bu zeminde yapmasına dayanıyor. Bir başka deyişle bu hareket kendisini Türk değil, Bulgar ulusal kimliği içinde tanımladı. Kapılarını Bulgarlara da açtı. Türkiyenin güdümünde hareket ettiği görüntüsünü hiçbir zaman yaratmadı. Bulgar toplumuna güven verdi. Zaten partinin yönetim organlarındaki resmi konuşma dili de Bulgarca. Partinin yönetiminde 2 Pomak ile 4 Bulgar var. Yaklaşık 75 bin kayıtlı parti üyesinin 14 bini Bulgar kökenli. Bulgaristan Türkleri, asimilasyon döneminde bile, silahlı mücadele içine girmedi. Aynı şekilde Yunanistandaki Batı Trakya Türk azınlığı da, silahlı mücadele yöntemine başvurmadı ve Türklük mücadelesini, Yunanistan içindeki yasal zeminleri kullanarak verdi. fbila@milliyet.com.tr Silaha sarılmadılar