Yenilikçiler

Yenilikçiler


     "Gençleşme kaçınılmazdır" diye söze başlıyor, Abdullah Gül:
       - Türkiye'de yenileşme ve gençleşme eğilimi, birçok ülkeden çok daha güçlüdür. Türk toplumu genç bir toplumdur. Bakın Clinton'a, Bakın Blair'e, bakın Putin'e. Aşağı yukarı aynı kuşağın temsilcileridirler ve ülkelerini en verimli yaşlarında yönetme yetkisi almışlardır. Biz de aynı kuşağın insanlarıyız. Parti yönetimine, ülke yönetimine talip olmamız kadar doğal bir şey olamaz. Bu talep, halkın isteği ve eğilimleriyle örtüşen bir taleptir.
       Ve arkasından ekliyor:
       - Bu yaklaşım büyüklere, siyaset kıdemlilerine saygısızlık, vefasızlık anlamında değildir. Böyle bir yaklaşıma zaten sosyal ve siyasal terbiyemiz izin vermez. Elbette onların deneyimlerini, bilgi birikimlerini yaşama geçirmek onlardan yararlanmak da bizim görevimizdir.
       Gül ve arkadaşlarına "yenilikçi" denildiğine göre, Fazilet Partisi'nde nasıl bir yenilik yapmayı düşünüyorlar?
       Gül, bu sorumuzu şöyle yanıtlıyor:
       - İlk hedefimiz, Fazilet Partisi'yle halkı bütünleştirmek. İkinci olarak partimiz aleyhine yapılan propagandaların gerçeğe dayanmadığını, FP'nin iktidarından da, muhalefetinden de korkulacak bir parti olmadığını kanıtlamaktır.
       - Bunu nasıl sağlamayı düşünüyorsunuz?
       - Bu amaçlarımızı gerçekleştirmenin birinci koşulu, reel politikanın gereklerine uygun davranmak olacaktır. Türkiye gerçeklerine uygun politika yapmak. Açık olmak, şeffaf olmak. Her kararı halkla paylaşarak, halkı bilgilendirerek almak. Farklı görüşlerimizi de yine halka açık açık anlatarak, onları ikna ederek politika yapmak.
     "Biz" diyor Abdullah Gül, "Türkiye'nin sıradan insanlarını temsil ediyoruz. Amaçlarımızdan biri de sıradan insanı karar mekanizmasına demokratik biçimde sokabilmektir. Bizim yenilik anlayışımız böylece özetlenebilir."
       Ve partisinden şu örneği veriyor:
       - Fazilet Partisi en uç noktaya kadar örgütlenmiş tek partidir. En çok toplantı yapılan, en çok tartışılan partidir. Bir hafta, on günlük süre içinde Ankara'da 3 bin, Konya'da 2 bin 500'e yakın toplantı yapılır. Bu birçok ilimizde böyledir. İl, ilçe, belde, sandık başkanları düzenli olarak kendi arkadaşlarıyla, mahalle sorumluları kendi arkadaşlarıyla toplantı yaparlar. Tabana bu kadar yaygın bir politika yapma alışkanlığının elbette bir üretimi var. İşte bu üretim, merkeze yansımalı, oradan ülkeye, ülke yönetimine de etkili olabilmelidir. Merkezi, merkeziyetçi anlayış, parti yönetimlerinden de ülke yönetimlerinden de uzaklaşmalıdır.
       Gül ve arkadaşlarının parti ve yönetim anlayışları böyle...
       Kongrede, muhafazakar ve merkez ağırlıklı anlayışla, yenilikçilerin temsil ettiği bu anlayış yarışacak...


Yazara E-Posta: fbila@milliyet.com.tr