Dijital çağın hızı: Sosyal medya pazarı en yeni sahiplerini arıyor…

Yaklaşık son 5 yıldır YouTube, Twitter ve İnstagram gibi sosyal medyada takipçileri çok olan “fenomen”ler bu tanınırlıklarını reklam karşılığında gelire çevirdiler. Ciddi gelirlerdi, derken… Pandemiyle birlikte dijital medyayı sanat, bilim, kültür, spor vb. alanlarda isim yapmış diğer ünlüler de kullanmaya başladı. Fenomenlerin gelir pastası da hooop birden bölündü…

Üstüne Türkiye’deki kurumsal firmalar da pandemiyle birlikte dijital pazarlama dönüşümüne girmek zorunda kaldılar. Artık markalar reklamları için ücret karşılığı fenomenlerle çalışmak yerine onlar da kendi sosyal medya departmanlarını kurdular. Mesela, Linkedin’de iş ilanlarına bakıyorum. 10/7’si sosyal medya uzmanı, dijital içerik üreticisi ve dijital pazarlama yöneticisi arıyor. İşsizlik zamanında yeni bir alan ve iyi bir fırsat…

Birkaç sene önce markalar fenomenlerin peşindeydi… Şimdiyse markalar kendi başlarına dijital medyada güçlendi ve fenomenler markaların peşine düştü. İşte, öyle hızlı ki içinde bulunduğumuz bu değişim süreci, kazançlı denilen alanlar da o denli hızlı eskiyor, başkaları tarafından yine hızlıca öğrenilip kalabalıklaşıyor ve yeni arayışlara girilmesi kaçınılmaz oluyor.

Bugün Twitter’da 1 milyona yakın  takipçisiyle fenomen Enez Özen ile konuştuk. Sosyal Medya Danışmanlığını uzun zamandır yapıyor. Enez’in paylaşımlarının aylık görüntülenmesi yaklaşık 100 – 200 milyon arasında… Akıllı bir girişimci de kendisi. Aslında Enez markalara influence dediğimiz reklam etkileşimini yapmakla kalmıyor… Bu dijital networkünü kendi kurduğu yeni dijital markalarının tanınmasında da kullanıyor.

Dijital çağın hızı: Sosyal medya pazarı en yeni sahiplerini arıyor…

Enez Özen seni çok merak ediyoruz…

Tüm Milliyet ve Filiz Dağ okuyucularına selamlar! 15 Aralık 1981 İstanbul’da doğdum. İlk ve orta okulda çok başarılı bir öğrenciydim. Lisede ise bu durum biraz tersine döndü.

Desene ergenlik başa bela… Hayallerin neydi?

Sorma… İlk mesleki hayalim NASA'da astronot olmaktı. İkinci hayalim ise Milan’ın forveti olmaktı. Ailem de her normal aile gibi beni her alanda ellerinden geldiğince desteklemeye çalıştılar.  2000’li yılların başında da moda ve editoryal fotoğrafçılık yaptım.

Çok ilginç… Nasıl peki dijital alana yöneldin?

Aslında bilime, bilişime, yazılıma ve teknolojiye hep merakım vardı. Kariyerime bu yönde devam etmeyi seçtim. Java, Python, HTML, JavaScript, PHP dillerine ve Adobe Photoshop programlarına orta derecede hakimim. Kurucusu olduğum Sosyal Medya Ajansı ve misafir yazar olarak da İndigo Dergisi’nde Teknoloji alanında yazıyorum… Öğretmeyi ve öğrenmeyi seviyorum, sanırım bu sonsuza kadar devam edecek.  

Derken dijital çağın mesleği sosyal medya fenomenliği… Hayal eder miydin bunu?

Ben kendimi Enez Özen olarak bir sosyal medya fenomeni olarak görmüyorum. Sıkı bir Twitter kullanıcısı demek sanırım daha doğru olur. Fenomenlik başka bir şey… Mesela çocukluk hayallerim Görevimiz Tehlike filmi tadındaydı. Benim çocukluğumun fenomenleri Susam Sokağı Minik Kuş, Michael Knight, Mac Gyver gibi efsanelerdi.

Sosyal medya ile girişimciliğe adım attın ama...

Evet… Girişimcilik sürecim sosyal medyadan sonra oldu. Twitter bu bağlamda bana çok şeyler kattı. Özellikle alanında uzman çok kaliteli insanlarla tanıştım. Sosyal medyada aslında 15 senedir vardım ancak düzenli olarak kullanmıyordum. Facebook iyice saçmalamaya başlamıştı. İnstagram da pek benlik değildi. Sonra Twitter ile tanıştım ve bana göre olduğunu anladım. Elbette şimdilerde eskisi gibi değil ama yine de bu alemin kralı Twitter’dır. Bir 10 sene de öyle kalacağa benziyor.

Sence sosyal medyayı yeterince yaratıcı kullanıyor mu insanlar?

Şöyle anlatayım… Hangi alanda olursa olsun, Aristo’ya saygı duyduğum kadar yaratıcı özgün insanlara da saygı duyarım. Kafayı yormadan yaratıcılıktan bahsedemeyiz. Yaratıcılığa sosyal medya penceresinden bakacak olursak maalesef özgün paylaşım yapanların sayısı on parmağı geçmeyecek kadar az. Bir de kopyala yapıştır ya da değiştirciler var. Onlardan haz etmiyorum. Yaratıcılığımızı geliştirmek merak ve araştırma sayesinde olur. Bu sosyal medyada da böyle. Farklı olmak…

Sıkı bir kullanıcı olarak sence Twitter ve Instagram arasındaki fark nedir?

Tek cümle ile ve insana benzeterek özetleyeyim: Instagram’a Paris Hilton ve Twitter’a ise Elon Musk derim. 

Twitter daha çok mikro blog gibidir. Bir fikri ya da eleştirisi meraklı ve araştırmacı ruha sahip olan insanların uğrak yeridir. Elbette “trol” dediğimiz gündemi yanıltıcı saptırıcı manipüle edici unsurlarda bulunmaktadır. Başlıca kullanım amaçları arasında siyaset, spor, dünya ve yurt içi gündemleri takip etme diyebiliriz. Bunun yanı sıra mizah, edebiyat ve bilgi sayfaları da en çok takip edilen sayfalar arasındadır.

Instagram ise daha çok göze hitap eden bir platformdur. Twitter'ın aksine daha çok kadın kullanıcısı var. Daha çok magazin, moda, gezi ve ünlülerin fanları tarafından rağbet gösterilen bir platform. Instagram’da da trol yerine maalesef gözlerimizi kanatan escort, sahte nü profiller gibi kötü sayfalar mevcut.

Haklısın… Bu iki platform çok gelişti ve büyüdüler de…

Evet… Twitter 21 Mart 2006 tarihinde Jack Dorsey, Evan Williams, Noah Glass ve Biz Stone tarafından kuruldu. Instagram ise Mart 2010'da Kevin Systrom ve Mike Krieger tarafından kuruldu. Mart 2011'de ise 5 Milyon kullanıcı aştı. Nisan 2012'de 30 Milyon kullanıcıya ulaşan Instagram sonrasında Facebook tarafından 1 milyar dolara satın alındı. Instagram ve Facebook’un mevcut piyasa değeri 550 Milyar Dolar. Twitter’in piyasa değeri ise son zamanlardaki hacklenme olayları sonrası borsalarda %20 değer kaybına rağmen 30 Milyar dolar civarında.

Muazzam… Dijital dünyanın en etkili kısmı bu sosyal medya platformları oldu.

Evet… Senin de dediğin gibi Twitter, Instagram, YouTube ve Tik Tok kendi alanlarında birer dev oldular. Geleneksel medya yerini yavaş yavaş sosyal medyaya bırakıyor.

Dijitale ve teknolojiye yatırım hakkında da görüşlerini almak istiyorum…

Hızla gelişen bilgi ve teknoloji çağına bireysel ve toplumsal olarak ayak uydurmak zorundayız. Teknolojiyi yakalamayan ülkeler maalesef kaybetmeye mahkum. Gerek devlet gerekse özel sektör olarak son zamanlarda bir atak var, ama bu yeterli değil. OECD raporlarını incelediğimizde bunu görebiliriz. Gelecek, Bilişimle Gelecek! Dijital dönüşüm, yeni koşullara ve beklentilere uyum sağlamayı ve hızlı olmayı gerektirdiğinden, en başarılı organizasyonlar dahi dönüşümünü tam olarak tamamlamakta zorluk çekiyor. Dijital dönüşüm süreci sabır gerektiren bir süreçtir.

Dijital çağın hızı: Sosyal medya pazarı en yeni sahiplerini arıyor…

Dijital medyaya, sence, gösterdiğimiz ilgi kadar yatırım yapıyor muyuz?

Türkiye maalesef henüz dijital medyaya gereken yatırımı yapmıyor. Özel şirketlerin denemeleri oluyor ancak yeterli seviyede değiller. Ayrılan bütçelerle de rekabet zaten imkansız! Ara sıra Twitter’da yaptığım bir geyik vardır: ''Zeki bir üniversite öğrencisinin ev kirasını öde sana roket yazılımı yapsın…'' Ülkemizde beyin veya bilgi konusunda pek sorun yok. Hatta orta ve genç kuşakta zehir gibi zekalar var ancak bizde paketlemede ve ödüllendirmede sorunlar var. İnşallah canım Türkiye’mde bunları aşar global sahada dijitalde ve bilişimde hak ettiği yere gelir. Bu arada bizim de yazılım alanında mobil dönüşümle ilgili devam eden Ar-Ge çalışmalarımız var.

Sence dünyayı değiştirecek teknolojiler neler olacak?  

Benim en fazla Neuro Hacking teknolojisi ilgimi çekiyor. Bildiğiniz gibi bilimi kötüye kullanan bilim adamlarının sayısı yadsınamayacak kadar çok. İnsan beynine müdahale edebilecek özel nano çipler vb. yöntemlerle hafızamızdan belirli detaylar çıkarılabilecek veya eklenebilecek. Bu kulağa harika geliyor. İngilizceyi ya da İtalyancayı sadece bir saniyede öğrendiğinizi hayal edin. Veya psikolojisi bozulmuş bir insanın hafızasından kötü anılarının çıkartılıp ona moral verecek güzel anılar yüklendiğini hayal edin. Bu teknolojinin bir diğer getirisi ise, düşünsel veri transferi. Yani dünyanın herhangi bir kıtasından başka bir kıtadaki insanlarla sadece düşünerek iletişim kurabilmek. Kulağa çok hoş geliyor! Diğer taraftan kötü amaçla kullanım da mutlaka olacak. Bu teknolojinin kullanımı için iyi niyetli ve objektif bir komisyon şart.

Türkiye’de bilişim sektörünün geleceği hakkında öngörülerin neler? 

Bugün kullandığımız cep telefonundan fotoğraf makinesine birçok teknolojik ürünü satın almak için milyonlarca doları yurt dışına ödüyoruz. Bu işin son kullanıcıya bakan tarafı… Bilişim sektörüne baktığımızda işlemciden ekran kartına, ağ ürünlerinden işletim sistemi yazılımlarına kadar birçok ürünü yurt dışından alıyoruz ve servet ödüyoruz. Buna karşılık yurt dışına sattıklarımız ise tarım ürünleri ve tekstil ürünleri gibi katma değeri diğerlerine nazaran daha az olan ürünler. Intel, Cisco veya Microsoft gibi şirketlerin bugün ülkemizde kurulmasının kolay olacağını düşünmüyorum. Ama Facebook, Twitter gibi şirketler kolaylıkla hayata geçirilebilir. Bunun tek yolu ise kodlama eğitimine önem vermektir 

Son zamanlarda fenomenlik algısında da büyük bir düşüş oldu. Fenomenlerin de kazançları eskiye göre çok azaldı. Pandemiden kaynaklanıyor diyebilir miyiz?

Evet, son birkaç senedir içerik üreticileri ya da fenomen denilen insanlar eski aldıkları etkileşimleri alamıyorlar ve bu da bazıları için takipçi ya da para kayıplarına neden oluyor. Elbette bu düşüşün sebebi sadece pandemi değil. Sosyal medya devleri işi sıkı tutuyor. Yüzbinlerce hesap kapanıyor ve bu hesapları örümcek yazılımlarla kapatıyorlar. Çoğu hesapsa haksız yere kapatılıyor bu da sektörden para kazanları etkiliyor. Buna bıkkınlık ve tükenmişlik sendromlarını da ekleyebiliriz. Son yıllarda herkes mutsuzken sosyal medya mutluyum taklidi yapan milyonlarla da dolu! O yüzden artık o fenomen ne yapmış, bu kişi nereyi gezmiş kimsenin pek umurunda değil.

Eskiden “Ya popçu ya da topçu ol olacağım…” denirdi; şimdiyse “fenomen olacağım…” deniyor… Meslek haline geldi mi?

Sosyal medya fenomenliğini meslek olarak görmektense ek iş alanı olarak görmek daha mantıklı. Düşünün bir mecrada fenomen ya da tanınan bir hesap olmuşsunuz sabah uyanıyorsunuz hesabınız saçma sapan bir nedenden ötürü kapatılmış. 3-4 belki de 5 sene emek verip bir yerlere getirdiğiniz hesabınız gitmiş... Bu acı bir durum olur… Bunu yaşayan arkadaşlar beni daha iyi anlayacaktır.

Peki yine de fenomen olmak isteyenler için ne tavsiye edersin?

Benim meraklılarına tavsiyem asla bir hesabı taklit etmeyin. Takipçi ya da beğeni satın almayın... En uzman olduğunuz alanda bir hesap açın özgün ve kısa bir şekilde paylaşımlarınızı oluşturun. Arada da sponsorlu paylaşım çıkın veya o mecranın az tanınmış fenomenlerine reklam verin. Devamında 1 sene içinde emeklerinizin karşılığını alacaksınız.

Twitter fenomenleri kendi aralarında ve instagram fenomenleri de kendi aralarında birbirlerini tanırlar ve desteklerler. Arada hepinizin bir araya gelip gündemi belirlediği oluyor mu?

Evet, Twitter’da çok samimi olduğum fenomen arkadaşlarım var ve herkes birbirini tanır zaten. Zaman zaman birbirimize destek verdiğimiz oluyor. Gündem değiştirme gücümüz var elbette ama genelde gündemle pek işimiz yok. İnstagram’daysa nezih kendi halinde bir profilim var. Twitter’daki gibi paylaşım yapmıyorum ve sıklıkla da kullanmıyorum. O alemin fenomenlerini de açıkçası pek takip etmiyorum.

Sosyal sorumluluk alanlarında da seni görüyoruz.

Kesinlikle… Hayvan sevgimi sıkı takipçilerim bilir o konuda duyarlı olmaya çalışıyorum... Ve devletimizin geliştirdiği projelere de elimden geldiğince etkinlik katılımı ve sanal destek olarak katkı sunmaya çalışıyorum. İleriye dönük dernek bazlı 2 farklı alanda sosyal sorumluluk projem olacak. Bittiğinde seninle paylaşacağım.

Merakla bekliyorum. Peki, yeni girişimlerinin de yolda olduğunu biliyorum.

Evet… 2018'de yazılımına başladığımız bir mobil uygulama projemiz var ve halen de devam ediyor. Yeni yılın başlarında beta sürümü olarak piyasaya gireceğiz. Onun heyecanı var üstümde. Projemiz global olacak. Geçen sene şirketini kurduk ve 3 ortağız şu an için. Hedefimiz 1 sene içinde 1 milyon mobil indirme yakalamak. Ürünümüz web olaraktan da hizmet sunacak. Hem IOS hem de Android olarak piyasaya sürülecek. 

Heyecan doruktayken… Hayalindeki ütopik dünyada ne yapıyorsun?

Hayal gücüne sahip biri, asla yalnız kalmaz demiş Jackson Brown. Bizim de var hayallerimiz sevgili Filiz, ama kişisel hayallerimden daha çok devlet ve millet için hayallerimiz var. Bu konuda da çeşitli çalışmalarım var. Ne Mutlu Türk'üm diyerek Ay Yıldız için düşünmeye devam.

Hımmm… Ütopik bilim kurgu hayalim ise Marsta halı saha maçı yapıp, gol atmak…

Güldürdün beni. Marsta futbola bağladın… Peki bunca zaman fenomenlikte seni en çok ne mutlu etti?

3-4 senedir aktif olarak Twitter’dayım en çok mutlu eden şey bugüne kadar binlerce yorum aldım. “Tebessüm ettik… Çok güldüm, Allah’da seni güldürsün… Yatmadan bir doz alıyorum senden...” vb. yorumlar elbette beni mutlu etti. Bir de yayınladığım bir video Dünyanın Güzelleştiği Anlardan biri başlığı altında 24 saatte 5 milyon ve de bu izlenme ay sonunda 30 milyonu geçmişti. Sanırım beni en çok şaşkınlıkla mutlu eden olaylardan biriydi. 

 Twitter: @FlzDag

 Instagram: benfilizdag