Geleceğin Sektörleri Kreatif Endüstrilerden Doğuyor!

Sanayi devriminin yaklaşık yüz yıl süren ağırlığının yerini Endüstri 4.0 devrinde yepyeni, hızlı ve kreatif iş sahaları alıyor. Bilimi sanat ve kültürden ayırmadan, bütünleşik çalışmaların değer kazandığı, markalaştığı ve bu alanların geleceğin ekonomisini belirlediği bir çağdayız… Kreatif, diğer bir anlamıyla “Yaratıcı Çağ”ın içindeyiz.

Ülkemizde yaratıcı endüstriler daha yeni yeni konuşulmaya başlanmış olsa da bu alanın temelleri ilk olarak Avustralya hükümetinin 1994’te yayınladığı “Yaratıcı Ulus” isimli çalışmasıyla oldu.  Dönemin Kültür, Medya ve Spor Bakanlığı, “Yaratıcı Endüstriler- Harita Belgesi 1998” yayınlayarak toplumun gelişmesinde 13 etkinlik alanı sıraladı: yazılım, televizyon ve radyo, sinema, reklamcılık, mimarlık, zanaat, tasarım, moda tasarımı, etkileşimli hobi yazılımları, müzik, sahne sanatları, yayıncılık. Eleştirmenler de bu bildiriye ekleme yaparak bireysel yaratıcılık ve yeteneğin biyoloji vb bilimlerden mühendisliğe pek çok alanın özünde de yer aldığını vurguladılar. Bu vurgu aslında Bilim, Kültür ve Sanatın bütünleşik olduğunu göstermesi oldu.

İşte toplumların ve ulusların gelişmesine önem vermek böyle adımlarla bu çağda mümkün… Üçüncü yılına girdiğim “Gelecek Öncesi Çağlar” köşemde bu yepyeni geleceğe yön veren sektörlerin öncüleriyle söyleşiler yapıyorum. Her birinin ortak özelliği ise disiplinler arası oluşları, merakları ve “yaratıcı” bir ruha sahip olmaları…

Bu yeni dünya düzeninin gelişmelerini yakalayan değil, bu gelişmelere öncülük yapanlardan olmak ve konu hakkında daha fazlasını öğrenmek için TOBB TÜRKEM (Türkiye Kreatif Endüstriler Meclisi) Başkanı Ata Kavame bu hafta konuğum. Yerinde duramayan, heyecanlı, araştırma ve üretme gurusu demek onun için doğru olur. Kreatif Endüstrileri A-Z’ye kendisinden dinleyelim.

Geleceğin Sektörleri Kreatif Endüstrilerden Doğuyor

"Ata Kavame önce seni tanıyarak başlayalım…

Ata Kavame devamlı yeni bir şeyler öğrenmeye çalışan, merakını hep canlı tutan, hayalleri olan bir adam. Akademik olarak isteksiz ancak sosyal anlamda hep aktif bir öğrenciydim. Meraklı bir insandım, hep öyleydim, hala öyleyim. Anlamaya, öğrenmeye meraklı.

Bu merakının sana ve mesleğine kattığı çok şey var!

Kesinlikle. İnsan merak edip öğrenince kendi hayatı ve dünya ile ilgili hayaller kurmaya başlıyor. Sonra bu hayalleri başarmak için içinizde kuvvetli bir arzu doğuyor. Başarının enerjisi diyorum buna ben. O enerji motivasyon kaynağınız. Eşim Duygu, Ailem ve dostlarım hayallerime hep inandı. Ben bile kendime inancımı kaybettiğimde onlar benden hiç ümidi kesmediler. Kararlarıma -yanlış olduklarına emin olduklarında bile- hep saygı duydular. Bu size “yanlış yaparak doğruyu öğrenme” şansı tanıyor. Hayatta en önemli kazanımım bu diyebilirim.

Peki, Ata çocukluk hayallerinde de kreatif tasarımcılık var mıydı?

Hayır… Ata büyükelçi ya da vali olmak istiyordu. Şüphesiz bunu istiyordu. Tüm eğitim hayatını buna göre yönlendirdi. Ama bu hesabı yaparken çocukluk anılarının insan hayatında ne denli güçlü bir iz bıraktığını hesaba katmamıştı. Atalarımızın o bilgelik dolu deyişini insanların hikayelerini dinledikçe daha iyi kavrıyorum. “Armut dibine düşer”. Tüm hayatınız, kariyer tercihleriniz hatta hayallerinizin hamuru bile aileden, çocukluk dönemlerinizden kaynaklı. 11 yaşında babam Riyad Kavame’yi kaybetmiş olmama rağmen hayatımın her noktasında onun izleri ile büyüdüm. Kendisi bir opera sanatçısıydı, beni sanatla tanıştırdı. Yine ablam Günayım sahnenin önünü tercih ederek Opera Sanatçısı oldu. Ben de sahne arkasını seçerek, deneyim tasarımcısı olarak Kreatif dünyaya ilk adımımı attım.

Nasıl karar verdin kreatif alanda işler ve içerik üretmeye?

İş hayatım biraz erken yaşta bir tutku ya da merak ile başladı, 1994 yılında İstanbul Kültür Sanat Vakfının düzenlediği Caz, Müzik, Film ve Tiyatro Festivallerinde, Bienalde yer gösterici olarak başladım. Bir lise öğrencisinin tüm bu festivallere bilet alarak gitmesi mümkün olmadığı için orada olmamın başka bir yolunu bulmuştum. Çalışarak… Her yaratıcı fikir aslında ihtiyaçtan doğar. Festivallere duyduğum ilgi ve merak bana hem meslek kazandırdı hem de doyasıya gittiğim festival zevklerini miras bıraktı.

Ve iş dünyasına devamında vizyoner bir seri girişimci olarak atıldın…

Evet… Aslında bu yapı, Pygmalion etkisi olarak bilinen kendini gerçekleştiren kehanet gibi… 2008 yılında ilk şirketimiz TatuCSs’u kurduk. Orada deneyim tasarımında uzmanlaştık. Bir markanın yüzü reklamsa, sesi halkla ilişkiler, insanlara dokunduğu elleri ise etkinliklerdir. İşte o zamanlar biz ilk dokunarak başladık iş hayatımıza. Sadece insanlarla dokunup konuşmuyoruz, anılar bırakıyoruz, heyecanımızı paylaşıyoruz, birlikte hayaller kuruyoruz. Sadece önümüze gelen bariyerleri aşan işler değil vizyon kattığımız, bizi çağın ilerisine taşıyan fikirler üretiyoruz. Sonra bilindik deneyim kanalları “ifade” için bizlere yetmedi. Yeni ifadeler gerekti.

Ve fark yaratmaya devam edeceğiniz dijital dünyaya adımınız böyle başladı sanırım.

Kesinlikle. İfade etmekte yaşadığımız zorluklar bizi Gökhan Doğan ile yıllardır deneyimlediğimiz ve aktif olan güncel teknolojilerle dijital sanatları birleştiren noktada üretimlerde bulunan bir şirket olan GDD ART’ı kurmaya itti.  Bir ifade olarak bu sanat biçimi izleyici için bir illüzyon deneyimi.

Çok güzel! “Bu yeni sanat biçimi izleyici için bir illüzyon deneyimi.” Açar mısın?

Elbette. Dijital sanat üretimleri disiplinler arası besleniyor. Fotoğraftan videoya, ses tasarımından mimariye yazılıma varıncaya kadar birçok alanla ortak içerik üretiyor. Konuşabilmeniz için bir dile ihtiyacınız var, bu dil bilgisayar dili yani yazılım. Çünkü ancak diliniz varsa konuşabilirsiniz. Konuşmak tamam ama eğer serenat istiyorsanız işte onun adı günümüzde “Dijital Sanat”tır. Kısaca yazılım dilinin estetik kaygılarla ahenk bulduğu bir yer Dijital Sanat. Sanatçının yorumu ile bu eser İzleyici için hipnotik bir illüzyon deneyimine dönüşüyor.

Müthiş bir tanımlama daha! Dijital Sanatın kalitesi ve sürekliliği için gerekenler dersek?

Dediğimiz gibi yeni ifadeler için ön şart yazılım diline hâkim olmak. Herkesin telefonunda, bilgisayarında kalıcı bir yer bulmanız kolay değil. O da yetmiyor, sürekli etkileşim içinde olan yapay zekaların yardımı gerekiyor. Bunların hepsi bir dil ve siz çözüm üreten ya da alışkanlık değiştiren ifadeleri yaratabilirseniz o alanda söz sahibi oluyorsunuz.

Bu da bir bariyer ve bu bariyerle karşılaşınca biz de Otomatto Teknoloji Yaratıcı Çözümler’i kurduk. Göktuğ Vatandaş 24 yaşında bir bilgisayar mühendisi ve 3 yaşındaki bu şirketin kurucularından. Kendinden bile genç ekibi ve sınırlarını zorlayan hayal gücü ile Türkiye’de birçok büyük markaya yazılım konusunda hem danışmanlıklar veriyor hem de IT konusunda çözümler üretiyor. Otomatto’nun son projesi ise OttoBlink adında Microsoft partnerliğinde bulut tabanlı bir girişim.

Aslında girişiminde bulunduğun işler hep birbirini tamamlayan, ihtiyaçlarınıza cevap veren…

Evet tüm parçalar bir bütünü oluşturuyor aslında. Dijital sanat başlı başına multidisipliner bir yapı. Dijital sanatın bileşenlerinde puzzle in son parçası ses/müzik tasarımları ihtiyaç haline gelince Banliyö Ses ve Müzik Stüdyomuz o zaman aramıza katıldı.

Parçalar bir bütüne doğru ilerliyor. Bu girişimlerdeki bütün eser ne olacak?

Satori Turtle! Son olarak tüm bu eserlerin dünya ile buluşacağı yer olan platformumuz Satori Turtle’ı hayata geçirdik. Tüm bu bilgi ve gelişim yeni meyvesini Satori Turtle ile veriyor. 2 senedir süren bu oluşum kriptopara ile de alışveriş yapılabilen dijital bir galeri. Bir sanat eseri düşünün. Taklit edilemesin, dünyanın her noktasında saniyeler içinde satılabilsin, değerli bir “yatırım aracı” olarak hayatımızda olsun. Aynı zamanda koleksiyonerler için de muhteşem dijital sanat eserlerini içinde barındırsın. Satori Turtle küresel ölçekte bir Dijital Sanat Galerisi…

Heyecan verici… Bir de TOBB Türkiye Kreatif Endüstriler Meclisinin de başkanlığını yürütüyorsun. Bize bu meclisi anlatır mısın?

Kreatif Endüstriler; sahne sanatlarından, mimariye, reklamcılığa, ilim edebiyattan, moda tasarımına, grafik ve endüstriyel tasarıma, dijital oyun üreticiliğinden etkinlik organizasyona deneyim tasarımına, tiyatroya, müziğe, fotoğrafa kadar yayılan ürün ve hizmetlerin yaratım, üretim ve dağıtımıyla ilgilenen kişi ve işletmelerin tamamını kapsıyor.

TOBB Türkiye Kreatif Endüstriler Meclisi sektördeki rekabeti; dolayısıyla kaliteyi arttırmak için 5174 Sayılı Kanun’un 57’nci maddesine dayanılarak kurulmuş bir meclis. Temsil ettiği sektörü kamu nezdinde temsil etmeye yetkili en üst düzey yapı ve temsil itibariyle en kapsayıcı platformdur. Kanuna dayandırılarak kurulmuş bu meclis Türkiye’nin tüm Kreatif Sektörlerini bir çatı altında toplamış durumda. En önemli fonksiyonu sektörel sorunlara çözüm üretmek ve kanun yapıcı üzerinde bu çözümlere dair etkili kalıcı kararlar alınması için lobi faaliyetlerinde bulunmak.

Geleceğin Sektörleri Kreatif Endüstrilerden Doğuyor

Peki dijital çağ ve kreatif- yaratıcı endüstrilerin öneminden bahseder misin?

Türkiye’nin önündeki en önemli sorunlardan biri piyasaya yani ürünlerinizi satacağınız pazara ulaşımdaki bariyerler. Elinizde ürününüz ya da hizmet gücünüz var, bu ürün ya da hizmet kaliteli, hem de ucuz maliyetli yani rekabetçi ama satılamıyor. Bırakın satmayı çoğu zaman pazarlanamıyor bile. İşte bu eksiklik, dünyada fuarların da çıkışının hikayesidir. Bir anda tüm sistemi değiştiren game changer dediğimiz gelişme yaşanıyor, dijital çağ dediğimiz döneme emeklerken burundan giriyor bir anda dünya. O bahsettiğimiz bariyerler dümdüz oluyor bir anda. Artık pazarlamayı klavyenin tuşlarına basarak yapıyoruz. Bu dünya ticareti için devrimdir. Pazarlara sınırsız anlık erişim, oluşan büyük maliyet ve zaman avantajı, kıyaslanabilirlikle birlikte doğal olarak artan kalite artışı… “Güçlü” nün hâkim olduğu piyasa yerini hızla “İyi”nin hâkim olduğu bir ticari hayata bırakıyor. İşte burada bir nokta sizi rakiplerinizden öne çıkartıyor, o da yaratıcı fikir. İş hayatınızın her noktasında pazarlamadan, üretime her yerinde yaratıcı fikir kazanıyor. Dünyada trendleri yaratıcı fikirler belirliyor, insanlar artık yaratıcı fikre para harcıyor.  

Dünya trendleri demişken… Günümüzde dünya kreatif endüstrilerde nerede?

Şöyle ki… Güçlü devletler artık sadece ekonomik ve askeri olarak diğer ülkelerden ayrışmıyor. Soft Power dediğimiz bir güçle – Kreatif/Kültür Endüstrileri ile -  diğer tüm devletlerden ayrışıyorlar. Birleşmiş Milletler İstatistik Bölümü (UNSD), tarafından yapılan araştırmaya göre bugün katma değerli meslekler sıralamasında Kreatif Sektörler açık ara tüm sektörleri geride bırakıyor.

Küreselde Kreatif Endüstriler nasıl bir hacme ve pazara sahip?

Deloitte tarafından en son yayınlanan “Kreatif Ekonomilerin Geleceği” raporu çarpıcı veriler ortaya koyuyor ve Türkiye’ye de özel bir bölüm ayrılmış. 2010 yılında Kreatif ürünlerde dünyada Çin, Hong Kong ve Hindistan’daki 4. büyük ekonomi olarak tanımlanıyor. 2011 yılında Kreatif Ekonomilerde doğrudan çalışan sayısı 400.000, bu aileleri ile 1.2 M insan demek. Bu sayı 2018 yılında 600 bin ve ön görülen artışa göre 2025 yılında 800 bin kişi ile tüm çalışan sayısının %2,4 nü oluşturacak ve 3.2 milyon insana etki ediyor olacak. Dünyada Kreatif Endüstriler çalışanlarının tüm çalışanlara oranına bakıldığında 2025 Yılında Almanya %7, İtalya %2,5, Japonya %12, Fransa %4,8, İngiltere %11 gibi bir oran ön görülüyor.

Muazzam bir gelişim ve sektör… Ya Türkiye’nin bu alanda geleceğini nasıl görüyorsun?

Kreatif Endüstrilerde elde edilen her başarı Türkiye’nin marka değerine ve itibarına eşsiz bir etki yaratacaktır. En değerli hazinemiz gençler, teknoloji ile doğar doğmaz tanışan, dünyanın her yeri ile anlık etkileşime geçebilen ve dünyanın her yerindeki yaşıtları kadar zeki, algıları açık ve çok rahatlıkla rekabet edebilir durumda. Sadece yönlendirme ve bilinçlendirilmeye ihtiyaçları var. Türkiye’de, genç nüfus oranı yüksek. TÜİK verilerinde toplam nüfusun 15-24 yaş grubunda yaklaşık 13 milyon kişi bulunuyor. Bu da genç nüfusun toplam nüfus içindeki oranının %15-17 seviyelerinde seyrettiğini gösteriyor. Ancak Türkiye giderek yaşlanıyor.

Haklısın… Peki genç nüfusumuzu bu sektöre kazandırmanın yolu ne olmalı?

Daha fazla zaman kaybedilmeden Türkiye’nin bu potansiyeli, yani genç nüfusunu küresel ekonomide ayrıştırıcı bir güç haline getirebilmesi için Gençlik ve Spor Bakanlığı, Kültür ve Turizm Bakanlığı, Millî Eğitim Bakanlığı ve Sanayi ve Teknoloji Bakanlığının eş güdümünde, Özel sektör ve ilgili STK’ların dahil olduğu ortak akılla hazırlanan bir strateji ve yol haritasının belirlenmesi gerekiyor. Zamanı doğru okumak ve pozisyon almak için daha fazla bekleyemeyiz. Bu stratejiyle uygun eğitim ve teşvik programları geliştirilmemiz ve hızlıca hayata geçirebilmeliyiz. TÜRKEM olarak tüm planlarımızı elimizdeki bu gücü sonuca çevirebilecek yolları bulup ilerlemek üzerine kuruyoruz.

TOBB TÜRKEM’de de gelecek nesillerimiz için atılımlarınız olacak. Bahseder misin?

Elbette. İlk olarak KEYCOT adını verdiğimiz “Kreatif Endüstrilere Yatkın Çocukları Tarama” programını hayata geçireceğiz. 6-8 yaşlarında çocukların kreatif endüstriler alanlarında yatkınlıklarını ölçme değerlendirmesi yapan ve tüm kariyerleri boyunca danışmanlık veren bir model bu. Ardında Türkiye’de bir ilk olan Kreatif Endüstriler Akademisini kuracağız. Bu akademi Kreatif Endüstrilerde ileri düzeyde uzmanlık eğitimleri verecek, sektöre ihtiyaçlar dahilinde üniversite müfredatlarında bulunmayan alanlarda uzmanlık kazandıracak. Otomotiv Reklamcılığı, Moda tasarımı sektöründe üniforma tasarımı, oyun tasarımı alanında çevre modelleme uzmanlıkları gibi dersler verecek.

Kreatif Endüstriler Akademisi ülkemiz adına çok değerli bir girişim…

Bir de bu akademi her sene TÜRKEM Ödül töreni ile o senenin başarılı genç kreatiflerine ve ilham veren duayen kreatiflerine her alt disiplinde ikişer ödül verecek. Yani “Yola Çıkanlara ve Yol Açanlara” … Bu yıl ilkini Aralık 2021’de Yeni Atatürk Kültür Merkezinde gerçekleştireceğimizin müjdesini de buradan senin aracılığınla vermek isterim. Son olarak maddi bağımsızlığını elde etmek için her sene Kreatif Endüstriler Fuarını gerçekleştireceğiz. Tüm dünyadan bu alanlarda hizmet ve ürün verenler daha önce bu çapta bir araya gelmediler. Burada elde edilecek gelirle gençlerimize dünyada, alanında başarılı firmalarda staj ve eğitim fırsatları yaratmak istiyoruz.

Maddi bağımsızlık demişken… Özellikle bu sektörün katma değer yaratması, ülke ekonomisine katkısı, marka değer taşıması gibi konulardan bizlere örnek verir misin?

Yakın Zamanda T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığının yayınladığı “Kültür Endüstrilerinin Türkiye Ekonomisine Katkısı” raporunda 2011 yılında katma değeri 27 milyar TL olan Kreatif Ekonomilerin cirosu 2018 Yılında 107 Milyar TL değerine gelmiş durumda. GSYH payı %2,88 seviyesinde. Asıl çarpıcı rakam ise 2009 yılında 151 Milyar TL olan Kreatif Endüstriler cirosu 2018 Yılında %266’lık artışla 556 Milyar TL seviyesine gelmiş durumda. Bu rakamlar gösteriyor ki; Kreatif Endüstrilerin GSMH’ye katkısı insan sağlığı ve sosyal hizmetler, hukuk, muhasebe, bilimsel faaliyetler, madencilik, kiralama, seyahat acenteleri, özel güvenlik, tesis yönetimi vb sektörlerin GSMH yaptığı katkının üzerindedir. Sigorta ve finans faaliyetleri, konaklama ve yiyecek hizmetleri faaliyetleri ile hemen hemen aynıdır. Yani Türkiye Ekonomisine için çok önemli olan finans ve sigortacılık ile tüm Turizm işletmelerini de barındıran konaklama ve yiyecek hizmetleri ile aynı miktarda katkı da bulunmaktadır. Bu rakamlar da net bir biçimde gösteriyor ki, Kreatif ve Kültür Endüstrileri başlı başına ayrı bir bakanlık seviyesinde temsil edilebilecek ekonomik büyüklüğe, istihdama ve büyüme potansiyele sahiptir.

Bu sektörün ekonomiye katkısı tartışmasız çok önemle üzerinde durulması gerektiğini gösteriyor… Peki Kreatif sektörler pandemi sürecinden nasıl etkilendi?

Pandemi esnasında belki çoğu insan farkına varmadı ama ülkemizde Kreatif Endüstrilerin özellikle hizmet tarafında yer alan bazı kolları %70-75 oranında küçüldü. Gerçekten yok olma seviyesine yaklaştı. Hatta o dönemde “Yok Olmak İstemiyoruz” mesajlı farkındalık kampanyası yaptık. Beklediğimiz ilgiyi de gördük. Zaten aşılamalar ile toparlanmalar da başladı.

Başka ne gibi destekler için uğraş veriyorsunuz?

Mesela, konserler ve canlı müzik etkinliklerinin bir kültür etkinliği olarak sayılması için uğraşıyoruz.  “Eğlence Vergisi” adı altında dünyada benzeri olmayan bir de vergi alınıyor. Bu verginin kaldırılması ya da diğer kültür etkinliklerine uygulanan vergi ile eşit seviyeye getirilmesi için girişimlerimiz oldu. Yine ciddi anlamda geçici vergi indirimleri yapıldı bu dönemde ancak bizim sektörümüzün özellikle sahada olan disiplinler (Tiyatro, Konser, Festival, Sergi vb.) diğer sektörler gibi işini uzaktan yapabilme ya da kısıtlı da olsa biraz yapabilme gücüne sahip değildi. Bu sebeple bizler diğer sektörlere nazaran çok daha fazla etkilendik. Ciddi küçülmeler, kapanmalar yaşadık. Açılmalar başlar başlamaz eskisinden çok daha güçlü geri döndüğümüzü mutlulukla söyleyebilirim. Özel Etkinlikler, Konserler, Tiyatrolar, Sinemalar çok uzun bir aradan sonra izleyicileriyle muhteşem bir buluşma yaşıyor. 

Aşı konusuna nasıl değinirsin?

6 Eylül’de başlayan SEYİRCİSİZ SAHNE OLMAZ projesine destek olarak bir farkındalık yaratmaya çalışıyoruz. Aşı olmanın sosyal bir sorumluluğu da var. Aşı olmama tercihi toplumu tehdit etmediği sürece sizin hakkınız ama Kreatif Endüstrilerin insanlarla etkileşimde olduğu kolları olan, canlı müzik, tiyatro, defile, sergi vb. yoğun insan popülasyonu alanlarında aşının bir tercih değil bir zorunluluk olduğuna inanıyoruz.

Kreativite vs Gelecek… Gelecek, senin için ne gibi bir önem taşıyor?

Bizler bizden önceki neslin hayallerini başarmak için çalışıyoruz. Bizden öncekiler de kendilerinden öncekilerin hayallerini başardılar. Böyle baktığında aslında sen bugün yaptıklarınla senden öncekilerin “geleceğini” yaşıyorsun, yani hayallerini yaşıyorsun. Hatta hayal bile edemediklerini. O yüzden bence gelecek senden önceki jenerasyonun hayallerini başarmak ve senden sonraki nesiller için çıtayı daha da yukarıya koyabilmektir. Gelişimdir, ilerlemedir gelecek. NE olacağını kestiremiyor olabiliriz ama NASIL olacağını en azından biliyoruz. Teknoloji ile, Dijitalleşme ile, Kuantum ile olacak.

Platon; ilk üniversite olarak bilinen akademiyi kurduğunda amacı bilgiyi edindirme yani paylaşmaktı. Bunu paylaşabileceği, bilenlerin ve öğrenmek isteyenlerin bir arada olduğu bir merkez hayal etmişti. Peki neden daha düne kadar üniversite mezuniyeti olmazsa olmaz bir kural iken, dünya devi Apple, Google, Amazon gibi neredeyse tüm global şirketler bu zorunluluğu kaldırdılar? Çünkü bu çağ aynı zamanda bilgiye anlık ve sınırsız erişilebilen bir çağ. Artık konu bilgiye ulaşmak değil, bilgiyi doğru/yanlış diye ayırt edebilecek ve nasıl kullanacağına karar verecek donanımı edinebilme çağıdır. Bunu başarabilenler dünyada söz sahibi olacak. Türkiye hala kıta Avrupa’sına ve birçok gelişmiş ülkeye göre çok yüksek genç nüfusa sahip. Bu Cumhuriyet tarihi boyunca yakaladığımız en önemli fırsatlardan biri olabilir. Çocuklarımız ve gençlerimizle bilgiyi birleştirebilirsek hayal bile edemediğimiz bir dönüşüm sağlayabiliriz. Hayal gücü ve Bilgi her iş kolunda ve her bir insanın başarmak için en önemli ihtiyacıdır. Her yaştaki insan hayal etmeli ve bu hayalinin peşinden gitmeli. Kendini yaşlı hissedenlere sesleniyorum: “Siz yaşlı değilsiniz, hayalleriniz eksik olabilir ancak!”

Kreatif endüstrilerden konuşmuşken... Yaratıcılık öğretilebilen bir şey midir? Yaratıcılığın yetenekten farkı nedir?

Üzerinde çeşitli felsefi tartışmalar olsa da yaratıcılığın temel dayanağı hayatta kalabilme içgüdüsü ile ilgili. Mevcut ya da potansiyel soruna çözüm üretebilme becerisi. Zorluk lazımdır, hayatla, yaşamla bir problemin olmalı. İnsan durduk yere bir yerin üzerinden atlamaz. Yolunda bariyer gerekir önüne çıkan. Bu bariyer bazen kendini ifade biçimindeki yetersizliktir, bazen mevcut teknolojilerde, bazen bir hafta sonu programında ya da bir markanın yeterli tanınmamasındadır. Yani Kreatif fikir bir bariyere ihtiyaç duyar. Ve hayatta kalmak için gereklidir, işinizde, evinizde, ilişkinizde. Bu sebeple aslında her insanda yaratıcı zeka bulunur. Sıfırdan öğrenilen, kullandıkça gelişen bir olgu yaratıcı zeka. Aynı diğer kaslarınız gibi kullandıkça gelişir yaratıcı kaslar. Probleme bakış açınızı değiştirir, çözüm üretirken daha hızlı, daha kolay ve etkili yolların ne olduğunu bulabilirsiniz.

Bir de… İstediğiniz kadar yaratıcı zekaya sahip olun eğer bir ressamın yeteneğine sahip değilseniz o eseri ortaya çıkaramazsınız. Siz yeteneği olmayan bir sanatçı gördünüz mü! Zaten yeteneği yoksa sanatçı da değildir. Yaratıcı zeka yetenekle birleşince dünya güzelleşiyor, orada sanat oluyor.

Son olarak hayalindeki bilim kurgu fikrin nedir?

Ben iletişimin ses ile yapılmadığı bir gelecek hayal ediyorum. Telepatik değil ancak ses tellerimizi kullanmadığımız bir dünya. İnsanların beyin sinyalleri ile birbirleri ile alıcı verici vasıtasıyla iletişim kurdukları. Bu yakın gelecek için…

Bir de uzak gelecek için var. Uzay kaşifleri. “Ölmeden 3 gezegen görmek istiyorum” ile başlayan genç hayalleri olsun. Eskiden bu ülkeler için söylenirdi ya, artık gezegenler için söylensin. Zamanda yolculuk yasak olsun o kötü ellerde tehlikeli olur ama en azından gezegenler ya da boyutlar arası yolcuklar başlasın artık lütfen. Ayrıca ulaşım ücretsiz olsun, Her yeri dünyaya benzetmeyelim artık, VESKİ (Venüs su ve kanalizasyon işleri) olmasın mesela. İnsanlar dünyevi işlerle uğraşmasın diğer gezegenleri de dert etsinler artık kendilerine. Herkes bir gezegende yaşayabilir isterse. Panik yok, herkese yetecek kadar gezegen var nasıl olsa.

Yürekten inandığım tek şey, geleceğimizin bu mavi gezegende olmayacağı… Müze olarak kullanılıp gelecek nesillere miras kalsın bu dünya. Gelsinler atalarının yaptıkları hatalardan ders alsınlar, iyiliklerinden çabalarından ilham alsınlar. Anıt gezegen Dünya…

 

Twitter: FlzDag 

Instagram: Benfilizdag