Hollanda, 4'üncü Rutte hükümeti ve büyük değişim

Hollanda Başbakanı Mark Rutte, 271 gün süren koalisyon müzakerelerinin ardından nihayet bir hükümet kurabildi. 4.Rutte hükümetinde siyasi partilerin elde ettiği bakanlıklar açıklandı ancak bakanlık koltuğuna oturacak olan isimler henüz netlik kazanmadı.

3. Rutte hükümeti aile ve çocuklara yönelik sosyal yardımlarda yapılan yolsuzluk iddiaları üzerine 15 Ocak 2021 tarihinde düştü. 17 Mart'ta yapılan erken genel seçimlerde de Özgürlükler ve Demokrasi Partisi (VVD) adına yeniden yarışlara katılan Rutte sandıklardan ipi göğüsleyen lider olarak çıktı. Hatta partisinin sandalye sayısı 34’e yükseltti. 150 sandalyeli Hollanda meclisinde çoğunluk hükümeti kurmak için müzakere eden Rutte, siyasi ortaklarını bir koalisyon protokolü üzerine ikna edebildi. Protokole bakıldığında, Rutte geleneksel ultra-liberal politikalarından biraz olsun vazgeçti. 11 yıldır başbakanlık koltuğunda bulunan Rutte, mali disipline ve liberal politikalardan ödün vermeyen bir siyasi çizgi sürdü. Ancak Rutte, koalisyon ortaklarını ikna edebilmesi ve ülkedeki toplumsal değişikliğe ayak uydurmak için dogmatik bir görünüm sergilemeden değişim ve dönüşüm gerçekleştirdi. Değişim sadece Hollanda’daki siyasi havayla sınırlı değil, komşu ülkelerde de siyasi değişimler yaşandı. Bunların en büyüğü de kuşkusuz Almanya’da meydana geldi. Olaf Scholz başkanlığındaki 3’lü koalisyon iktidar oldu. Mark Rutte hiçbir zaman büyük bir vizyoner olmadı, ancak ilke ve değerler demokrasisiyle, bu değerleri yaşatmaya yönelik iyi bir yöneticilik sergiledi. Hollanda Başbakanı 4’üncü hükümetini kurabilmek için, önemli açılımlarda bulundu. Örneğin yılda 100 bin yeni konutun inşaatına izin verilecek. Asgari ücrete %7,5’luk bir zam öngörülmesine hayır demedi. Yetmedi araçlara yol vergisi getirilmesine icazet verdi. Sistem 2030 yılında yürürlüğe girecek. Ayrıca koalisyon protokolüne öğrenci ödeneklerinin ve yoğun bakım ünitelerindeki yatak sayısının artırılmasını kararlaştırdı. Wadden Sea’den doğal gaz çıkartmama kararına imza attı. Vergi rekabetine de son vereceklerini koalisyon protokolünde ilan etti. Almanya’daki hükümet değişikliği Rutte koalisyon ortakları nezdinde etkili oldu.

Hollanda, 4üncü Rutte hükümeti ve büyük değişim

Bu çerçevede Rutte şimdiden Hollanda’nın AB nezdindeki politikaları hakkında da ipuçları vermeye başladı. AB’nin iç pazarının daha fazla derinleştirilmesi gerektiğini savunurken, AB hükümetlerine alt yapı, çevre ve sağlık alanlarından daha fazla yatırım yapmaları yönünde çağrıda bulundu. Düne kadar AB içerisinde mali disipline çok büyük önem veren Rutte bu alanda sanki Fransa, Almanya ve Belçika’da yaşanan değişimlerden esinlenerek pozisyon değiştirdi. Hollanda sadece AB içerisinde değil, Transatlantik ilişkiler açısından da eskisine nazaran daha önemli bir ülke haline geldi. İngiltere’nin AB’den ayrılmasıyla birlikte, Hollanda AB nezdinde Transatlantik ilişkilerin önemli bir aktörü haline geldi. Amsterdam borsası Londra borsasını solladı. Rutte’nin NATO Genel Sekreterliği adaylığı devam ediyor mu bilinmez. Ancak ülkedeki sosyal liberal değişimin etkisi sadece Hollanda’yla sınırlı kalmayacak. AB, NATO ve Transatlantik ilişkilerde de olumlu etkisi olacak.

Sosyete Cancun ve Yeşil Burun’da

Sosyete deyip geçmemek gerekiyor. Aslında bir ülkenin önde gelen asil şahsiyetlerini gayri resmi olarak birçok değerler çerçevesinde birleştiren topluluğa cemiyet veya sosyete denilir. Herkes o cemiyete yani sosyete üye olamaz. Sosyete de herkesi içine almaz. Kurumsal bir yapısı yoktur, geleneklere ve savunulan değerlere dayalıdır.

Hollanda, 4üncü Rutte hükümeti ve büyük değişim

Bu sene yılbaşında Belçika sosyetesi Meksika Cancun ve Yeşil Burun Adalarına akın ediyor. Malum pandemiden dolayı AB genelinde çok sayıda kısıtlama var.

Paris, Amsterdam veya Londra hatta Berlin gibi şehirlerdeki kısıtlamalardan dolayı Belçika cemiyeti, kültürel etkinlik ile hava durumunun iyi olduğu, Avrupa’daki kasvetli havadan kurtularak güneşe kavuşmak amacıyla ekseriyetle Meksika ve Yeşil Burun’a akın ediyorlar. Cancun bölgesinde görülecek çok ilginç yerler yok değil, Chichen Itza, Mujeres adaları, Tulum, Sian Ka’an doğal rezervi gibi.

Yunanistan: Yaz tahtaya bir daha

Yunan siyasetçileri son derece ilginç bir tutum sergiliyorlar. Ülkenin kamu borcu 450 milyar dolar. Gayri safi milli hasılası 190 milyar dolar. Bir başka deyişle kamu borcu GSMH’nin iki katından fazlası. Ona rağmen, çılgın gibi askeri oyuncak almaya devam ediyor.

Fransa’dan almış olduğu yarısı yeni yarısı ikinci el uçak ve firkateynlerin ardından ABD’den de silahlanmaya devam ediyor.

Ülkedeki ekonomik ve sosyal krize rağmen alımlara devam ediyor. Yunanistan satın aldığı bu ‘oyuncakların’ parasını bir gün ödeyecek mi bilemeyiz. Barış Manço’nun ünlü parçası ‘Sarı Çizmeli Mehmet Ağa’ misali, ‘yaz tahtaya bir daha, tut defteri kitabı, bir gün öder hesabı…’

Ancak hesabı maalesef Yunan halkı ödeyecek. Hem de sanal bir şekilde yaratılan kriz için sarf edilen hakiki silahların parasını.

Münih Güvenlik Konferansı’na yeni başkan

Eskilerin ‘Wehrkunde’ olarak bildikleri Münih Güvenlik Konferansı (MSC) yeni bir başkana sahip olacak. 2009 yılından bu yana görev alan emekli büyükelçi Wolfgang İschinger koltuğunu bir başka meslektaşı olan Christoph Heusgen’e devredecek. Heusgen, 2017 yılından bu yana Almanya’nın BM nezdindeki daimi temsilcisiydi.

İschinger, MSC’ye yeni tarz ve içerik açısından çağdaşlaştırmış katılımcı sayısını genişletmişti. Heusgen ise, MSC’nin dünyada sesinin daha fazla duyulmasını sağlamak amacıyla iyi bir seçim. Büyükelçi Heusgen uzun süre Angela Merkel’in dış politika başdanışmanlığını gerçekleştirdi. Bir dönem eski NATO Genel Sekreteri ve AB dış politika yüksek temsilcisi Javier Solana ile çalışarak AB’nin 2003 yılındaki ilk güvenlik stratejisini kaleme aldı.

Almanya’nın BM nezdindeki daimi temsilcisiyken de, kendinden bahsettirdi. Sıra dışı işlere imzalar attı. Temmuz 2020 yılında, BM’nin Suriye’ye insani yardımların süresinin uzaltılmasına yönelik düzenlemeyi müzakere etti.

Malum Rusya ve Çin, 500 bin çocuğa insani yardımın yeni kapılardan ulaştırılmasına izin vermemişti. Heusgen Türkiye kapısının açık kalmasını sağlamıştı. Rus ve Çin büyükelçilerine de ‘500 bin çocuğa insani yardımın gönderilmesini engelleyen başkentlerinizdeki yöneticileriniz acaba kendilerine aynada nasıl bakabilecekler’ şeklinde bir cümle sarf etmiş cesur bir diplomat. Türkiye’yi de yakından tanımıyor değil. Hatta eski mesai arkadaşı olan Jürgen Schultz, Almanya’nın Ankara Büyükelçisi. İkili New York’ta beraber çalışmışlardı.
Pandemiden dolayı 2022 yılında Münih’de toplantı gerçekleştirebilecek mi henüz bilinmiyor. Ancak Heusgen’in atanmasıyla birlikte MSC’nin faaliyetlerinin de hareketleneceği ve derinlik kazanacağı kesin.