Transatlantik ilişkilerde yeni bahar

Beyaz Saray’ın yeni kiracısı Amerika kıtası ile Avrupa kıtası arasındaki havayı olumlu yönde değiştirdi. Donald Trump’ın yerine seçilen Joe Biden, yemin töreni esnasında ABD’nin iç politikasında bekleyen sorunlara cevap verdikten sonra ABD’nin müttefiklerine yönelik olarak adeta zeytin dalı uzattı: “...İttifaklarımızı onaracağız ve dünyayla yeniden ilişki kuracağız. Dünün zorluklarıyla değil, bugünün ve yarının zorluklarını karşılamak için. Sadece gücümüzle örnek olmayacağız, örnek olma gücüyle yol göstereceğiz. Barış, ilerleme ve güvenlik için güçlü ve güvenilir bir ortak olacağız” dedi.

Trump döneminde ABD sanki sadece hasımlarını değil, aynı zamanda NATO ve müttefiklerini de tehdit eden bir üslup benimsemişti. Biden’in göreve gelmesiyle birlikte söylem birden değişti. Olumlu şekilde değişti. Nitekim, ABD’nin yeni Savunma Bakanı Lloyd Austin’in göreve gelir gelmez aradığı ilk kişi NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg oldu. Avrupa ile Amerika arasındaki ilişkileri bundan böyle müttefiklerin kameralar karşısında birbirlerini eleştirmesiyle şekillenmeyecek. Aksine, sorunlar, Transatlantik hafsanın kurumları olarak bilinen NATO, AGİT ve OECD’nin içerisinde, diyalog yoluyla ve burada yer alan mekanizmalarla çözümlenecek. Halk arasında dile getirilen ancak pek hoşlanmadığım “ayar verme” dönemine sanki son verildi. Bu çerçevede NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg’in Joe Biden’in seçilmesinin ardından sergilediği tutum da çok dikkat çekici. Nitekim Stoltenberg, 10 Aralık 2020 tarihinde düzenlenen  Avrupa Birliği (AB) Devlet ve Hükümet başkanları zirvesinde Türkiye’ye sahip çıkarak, AB’nin Ankara’ya yaptırım kararı almaması gerektiği konusunda uyarmıştı. Yetmedi, ABD’nin başkenti Washington’da Temsilciler Meclisi’ne yönelik olarak yaşanan dehşet verici saldırı hakkında uyardı, yeni ABD Başkanı’na da sahip çıktı.

Stoltenberg’in Mart veya Nisan ayında Brüksel’de düzenleyeceği, kapsamlı kararların alınmayacağı, Biden’ı muhataplarıyla tanıştırma amaçlı NATO zirvesi de bu açıdan son derece önemli. Transatlantik ilişkilerin belkemiğini oluşturacak olan kurum NATO olacak. Bu ortamda Türkiye’ye her zaman adil bir tutum sergilemek gerektiğini savunan Stoltenberg’in NATO Genel Sekreteri olarak görev yapması Ankara açısından son derece önemli.  

Transatlantik ilişkilerde yeni bahar

Çevre duyarlılığı açısından ilginç veriler

Kovid-19 krizinin ortaya çıktığı tarihten bu yana çevre konusundaki duyarlılık biraz hız kaybetse de, yeniden ivme kazanmaya başlıyor. AB’nin yeşil mutabakatı, tedarik zincirlerinde  CO2 emisyonu, buna bağlı vergilendirme konuları da dünya ticaretini meşgul eden önemli konular arasında. Ancak son günlerde çevre konusunda açıklanan bir veri insanı dehşete düşüren nitelikte. İnsan eliyle yapılan ve antropojenik olarak adlandırılan yapıların kütlesi ile doğal canlı varlıkları oluşturan biyokütlenin miktarı eşitlendi hatta birincisi mek parmak biyokütleyi geçti. Bir başka deyişle insan eliyle inşaa edilen bina, yol, köprü gibi kütlelerin miktarı dünyada var olan doğal zenginlikleri geçti. Hatta bazı verilere göre tarımın başladığı tarihten, yani 12.000 yıldan bu yana insanoğlu dünyada var olan biyokütlenin yarısını tüketti.

Spor kulüplerinin yeni gelir kaynağı veri madenciliği

Dünyanın önde gelen spor kulüpleri gelirlerini arttırmak amacıyla bir çok yönteme başvuruyorlar. Sadece taraftarın ödediği bilet parası, forma satışları, hatta spor tesisindeki reklam gelirleri, sponsorluk anlaşmaları gibi konular neredeyse geride kaldı. Sadece stad veya spor salonunun gişe gelirleriyle dönen spor kulüpleri kalmadı. Özellikle profesyonel branşlarda hiç yok. Forma reklamı, stad sponsorluğu ve isim hakları bile artık dünyanın önde gelen spor kulüplerine gelir kaynağı olarak yetmiyor. Özellikle pandemi döneminde spor kulüpleri yeni gelir kaynaklar oluşturdular. Bunların en önemlisi ise Epic gibi oyun şirketleri. Oyun şirketleri ile sağlanan anlaşmalar çerçevesinde spor kulüpleri taraftarlarını sadece sahaya davet etmiyor, online oyun sitelerine de çekmeye çalışıyorlar. Bu sayede dünyadaki bütün taraftarlarına ulaşabiliyorlar. Dünyanın dört bir yanında bulunan taraftarları da takımlarını izleme ve takımlarına destek verme imkanı bulmuş oluyorlar. Spor kulüpleri ile oyun geliştirme şirketleri de bu sayede her kulübün taraftarının verisine ulaşmış oluyor. Bir başka deyişle spor kulüpleri taraftarının verileri sayesinde para kazanıyor. Veri madenciliği özellikle futbol ve basketbol alanında gitgide yayılan bir gelir kaynağı. Avrupa’da Barcelona ile Real Madrid gibi takımlar bunun bilincinde. Ekonomik olarak zor durumda olan Türk spor kulüplerinin bu yeni gelir kaynağı konusunda mesai harcamalarını şiddetle tavsiye ederim, henüz bu konuyu düşünen olmadıysa şayet...