62. “istikşafi” Selanik’te olsun

Yunanistan’la “61.istikşafi toplantı” İstanbul’da yapıldı.

62. ise Atina’da olacak.

Üç buçuk saat süren toplantının içeriğine daha sonra ki satırlarda girmek üzere bir soru... “Neden, Türkiye’nin başkenti Ankara’da değil de İstanbul’da toplanıldı?”

Duyumlar o ki “Yunan tarafı böyle istiyor.”

“Öncesinde Rum Ortodoks Kilisesini ziyaret” istikşafi toplantılarda Rum tarafının her defasında tekrarladığı ritüel.

Madem Yunan tarafı Ankara’da değil istikşafi toplantı için İstanbul’u istiyor, o halde Türkiye de 62. istikşafi toplantının başkent Atina’da değil başka bir Yunanistan şehrinde yapılmasını dayatmalı...

Ve öneri:

“62. istikşafi toplantı Atatürk’ün doğduğu Selanik’te olsun.” Devletler arası ilişkilerde “mütekabiliyet (karşılıklılık)” esastır.

Yunan tarafının istikşafi toplantılar için İstanbul’u işaret etmelerine karşılık Türkiye tarafının da Selanik’i önermesi uluslararası hukukun verdiği haktır.

62. “istikşafi” Selanik’te olsun

ZAMANLAMA

Diplomaside “söylemler” gibi “hal dili” de önemlidir. İstikşafi toplantının İstanbul’da yapılma isteği bir “hal dili” örneği.

Aynı gün Yunanistan’ın Fransa’dan “18 adet Rafale tipi savaş jeti satın alımı” için imzaların atılması da bir “hal dilidir.” İstikşafi toplantıların tabiatı “iyi niyet gösterisidir.”

Başka gün kalmamış gibi tam da Yunan ve Türk tarafının İstanbul’da bir araya geldikleri saatlerde savaş jetleri satın alımı için imza atmanın “iyi niyet gösterisiyle” ilgisi olabilir mi?

Fransa Savunma Bakanı Florence Parly bu satın alma sözleşmesi için Atina’ya gelmiştir.

Yunanistan Savunma Bakanı Nikos Panayotopulos’la birlikte imzaları atmışlardır.

İlk parti 6 savaş uçağı, önümüzdeki temmuz ayında Yunanistan’a inmiş olacak.

Yıl sonuna doğru da bütün silah sistemleriyle birlikte “harekâta hazır”

hale geleceği açıklanmıştır.

Yunanistan’ın bize verilmeyen Amerikan F-35 uçaklarına da talip olduğunu hatırlayalım.

Yunanistan ayrıca Deniz Kuvvetleri filosunu da yenilemekte.

Bu bağlamda Fransa’nın ürettiği “çok amaçlı” firkateynlerden satın almak iki ülke arasında müzakere ediliyor.

Ayrıca “ara çözüm nitelikli gemiler (muhtemelen La Fayette tipi firkateyn)” de gündemde.

Bunları Fransa Savunma Bakanı Parly İstanbul’da Türk-Yunan istikşafi toplantısı sürerken açıkladı.

Bir soru:

“Yunanistan havada ve denizde hangi ülkeye karşı silahlanıyor?”

KADİM ZİNCİR

“Devletler ve savaşlar tarihi” kadar eski bir “kadim zincir” vardır.

“Diplomasi-savaş-diplomasi-savaş-diplomasi...” böyle sürer.

Diplomaside sözün bittiği yerde silah konuşur... Her savaşın sonunda barış için diplomasi masası kurulur...

Yüzyıllar içinde zincirin baklaları

böyle birbirini izler.

Türkiye ile Yunanistan arasında son diplomasi masası Lozan Antlaşması’yla sonuçlanmıştı. O anlaşmanın uzantısı olarak zaman zaman diplomasi masaları yüzyıl boyunca kuruldu.

Şimdi...

Yunanistan yüzyıl sonra gene silahın ucunu göstermekte. İstiklal Savaşı’nın, büyük zaferin sonunda Türk topraklarından kovuluşunun “rövanş hayaleti” hâlâ dolaşmakta.

Ege’deki adaların Lozan Antlaşması’na aykırı olarak silahlandırılması...

Hava ve Deniz Kuvvetleri’ne jenerasyon atlatacak yenilemeler...

İsrail Hava Kuvvetleri’nden pilotlarına eğitim almak (baskın eğitimi mi?..)

Fransa’ya yaslanmak...

ABD’nin yeni başkanı Biden ve ekibinin de koluna girmek (Blinken Yunanistan’la ilişkilere çok önem verdiğini daha yeni açıkladı. Yunanistan’a çiçekler atan bir konuşma yaptı...)

Atina’da dolaşan yüzyıllık hayalet Türkiye’nin bir olasılıkla kuzeydoğu Suriye’deki 65 bin eğitimli silahlı güce sahip oluşuma odaklanmasını “fırsat olarak kolluyor” belki de...

Değerli bir emekli komutanımızla bu konuda fikir jimnastiği yapıyorduk.

Hayalete onun söylemini yansıtayım:

“Biraz sıkar...”

MASA BALLISI

BAU DEGS (Bahçeşehir Üniversitesi Denizcilik ve Global Stratejiler) Ege ve Doğu Akdeniz, karasuları, kıta sahanlığı, münhasır ekonomik bölgeler,  tümüyle “mavi vatan” için değerli araştırmalar yapıyor.

İstanbul’daki istikşafi toplantıdan

bir sonuç -zaten- beklenemezdi.

Ancak...

AB’nin “Türkiye’ye yaptırımlar” olası tavrını önlemekte etkili bir diplomasi

adımı atılmış oldu.

Fakat...

Gene de diplomasi masalarında “Yunanistan’ın ballı” olduğunu vurgulayalım.

Sayfada “Yunanistan’ın hiç savaş kazanmadan, topraklarına nasıl toprak kattığını, büyüdüğünü” gösteren haritayı sundum. Her seferinde bunu büyük devletleri arkasına alarak yapabildi.

62. “istikşafi” Selanik’te olsun

SAVAŞ NEDENİ

Şimdi gene aynı senaryo...

AB’nin, “Türkiye’ye yaptırımlar” isteyen üye ülkelerden hangisinin Doğu Akdeniz’de sınırı var?

Hiçbirinin...

Ama buna rağmen Yunanistan

Doğu Akdeniz’i bir AB sorunu haline

dönüştürmeyi becerdi.

Bir de “Ege’de karasularını 12 deniz

miline çıkarmak” söylemi dolaşımda.

1 Haziran 1995 tarihinde Yunan parlamentosu “Ege’de karasularını 12 deniz miline çıkarmak hakkını saklı tuttuğuna dair” bir karar almıştı.

Bunu ilan etmişti.

Yunanistan Lozan Antlaşması’na aykırı olarak Ege’deki adalarını silahlandırıyor. Kendine ait olmayan adacıklar ve kayalıklarda da bu silahlanmayı genişletmekte.

Eski Genelkurmay Başkanı Em. Org. İlker Başbuğ bu konuda şöyle bir saptamada bulunmuş...

“Adalar sebebiyle Yunanistan’ın karasuları Ege Denizi’nin yüzde 40’ını oluşturmaktadır.

Karasularını 12 mile çıkarması durumunda bu oran yüzde 70’e yükselir. Türkiye’ye de Ege Denizi’nde yüzde 10’dan daha az bir oran kalır.

Türk gemilerinin Akdeniz’e inebilmesi için Yunanistan’dan izin alması sonucunu üretir.

Bu asla kabul edilemez.

Yunanistan parlamentosunun 1 Haziran kararından hemen sonra TBMM 8 Haziran 1995 tarihinde derhal bir karşı karar aldı.

Bu durumun ‘savaş sebebi’ sayılacağını, Türkiye Cumhuriyeti hükümetine askeri bakımdan gerekli tüm yetkilerin

verileceğini beyan etti...”

....................

Yunanistan gene şımarıklık yapıyor.

Yoksa gene boyundan büyük hayaller mi kuruyor?