Güneri Cıvaoğlu

Güneri Cıvaoğlu

ngunericivaoglu@gmail.com

Tüm Yazıları

Güneri Cıvaoğlu

Gece geç saatlerde Işılay Saygın, İstanbul Hava Limanı, VIP Salonu'ndaydı.
Etrafındakilere ertesi sabah Bakanlık'tan istifa edeceğini söylüyordu.
Gergindi.

Hükümetin böyle gitmeyeceğini görüyordu.
Sorumluluğu daha fazla paylaşmak istemiyordu.
Işılay Saygın gibi, hükümette başka bakanlar da var.
Şimdiden adlarını yazmama gerek yok.
Ama...
Bu yaprak dökümü sürecek.
Çünkü...
Artık Refahyol'un dikiş tutmayacağını görmüş durumdalar.
Gerilimin daha da tırmanacağını... Tahriklerin artacağını seziyorlar.
İhtiras bürümüş gözlerin göremediği çok kötü maceralara doğru sürükleniyoruz.
İşte bir örnek...

DYP Başkanlık Divanı'nda durum değerlendirmesi yapılıyor.
Bu değerlendirmenin DYP boyutunu yazmıştım.
Yani...
"Çiller'i Haziran'da Başbakan yapmak... Sonbahar ya da 1998 ilkbaharında seçime gitmek... Bunalımı seçimle aşmak... Eğer hükümet bırakılacaksa, bunu gensoru ya da namlu dayatmasıyla değil, yetkili organlar kararıyla yapmak..."
DYP Başkanlık Divanı'
nda yapılan RP değerlendirmesini de yansıtayım.
Bu değerlendirmeye göre:
"RP'de iki eğilim var.
Birincisi, aksaçlılara ait olanı...
Erbakan, Asiltürk, Kazan ve onlar gibiler gidilebilecek son noktaya kadar Refahyol Hükümeti'ni sürdürmek istiyor.
Çünkü...
Aksaçlılar için artık beklenebilecek bir gelecek yok.
İkincisi, partinin genç denebilecek takımı...
Onlar, risk almak taraflısı.
Hesaplarını şu mantığa dayıyorlar.
- Ordu ihtilal, darbe falan yapmaz. Olsa olsa muhtıra verir. İki yıl süreyle bir eğreti ara dönem geçirilir. O dönemde RP, tek başına muhalefette kalır. İmam Hatip ortaokullarının kapatılmasından, sokaklarda sarıklı, cüppeli avına kadar her uygulamaya karşı tavır koyar, RP'ye oy getirecek - protesto - politikası izler. İki yıl sonra yapılacak ilk seçimde Refah Partisi tek başına iktidara gelir. - "

Bu değerlendirme ışığında, DYP Başkanlık Divanı'nda bir teşhis oluşuyor:
"Orduyla ilişkiler konusunda Refah'ın değişik tavırları planlı olmayabilir.
Yani...
- Aksaçlılar, Silahlı Kuvvetler'i okşarken, kendi söyleyemediklerini gençlere söyletmek - gibi bir plan ya da koordinasyon izliyor olmayabilirler.
Tam tersine...
Aksaçlılar, rejimin bir kazaya uğramaması için, kendi çaplarında özen gösterirken, gençler bu disipline bilerek ve isteyerek uymuyorlar. Hatta kadife eldivenli bir müdaheleye, bir muhtıraya adeta çanak tutuyorlar."
Tabii... Bunlar DYP Karargahı'ndaki değerlendirmeler.
"Mutlaka böyledir" diyemem.
Fakat... Şurası da bir gerçek ki...
RP'nin orduyu kaşıma olayları birbirini izliyor.

Artık, herkesin anlamış olması gerekir: Türk Silahlı Kuvvetleri ve komutanların, rejime müdahele gibi bir kararları ya da eğilimleri yok.
Rahatsızlıklarını Anayasa'nın ve yasaların meşru platformlarında dile getirmeye özen gösteriyorlar.
MGK ve 26 Mayıs'ta toplanacak Olağanüstü Yüksek Askeri Şura, böyle meşru platformlardır.
Ancak...
Komutanların da kendi tabanları olduğu hiç unutulmasın.
Onlar da genç subayların ve astlarının nabızlarını tutmak durumundalar.
Refah Partisi'nin bir kısım kasıtlı tahrikleri, komutanlar tarafından olgunlukla karşılansa da, ordunun genç ve orta yaş subayları arasında büyük tepkiler yaratıyor. Onların da yukarıya doğru yarattıkları bir basınç var.
Ayrıca...
Herşey duygusal tepkiden ibaret değil.
Genelkurmay'ın elinde kaygı verici raporlar ve araştırmalar bulunmakta.
Hangi kesimlerde silahlanma olduğu... Hangi vaazlarda bir kıyam girişimi için çağrılar yapıldığı... Bunlar arasındaki dirsek teması... Ulu orta konuşmalarda dile getirilen - filanca ya da falanca silahlı adamlarımız şu sayıda - gibi sözler, ham bilgi olmaktan çıkarılıp, işlenmiş enformasyona dönüştürülüyor.
Çok kaygı verici oluşumlar ortaya çıkıyor.

Türkiye'de demokrasiyi korumalıyız.
Ama... Demokrasiyi kullanarak, demokrasiyi boğazlama hesaplarını bozarak da bu rejimi korumanın sorumluluğunu taşımalıyız.
Kitlelerin kutuplaştığı ve düşman kamplara dönüştüğü bu yüksek hararetli ortamı, serinleme sürecine geçirtmeliyiz.
Şimdi, ordu ve karşıtı olanlar... RP'liler ve laikler diye görülen ayırım, eğer bir sosyal patlama olursa, süratle başka kutuplaşmalara dönüşebilir.
Sünni - Alevi... Türk - Kürt... vs... gibi.
"Meseleleri, mesele olmadan çözmek" siyaset ustalığıdır.
Korkarım ki; siyasetin acemileriyle, siyasetin kaşarlanmışları koltuk uğruna meseleleri çözülemeyecek kadar büyütmekteler.

...........
Not : Bu akşam 22.45'te Kanal D'de Çankaya Köşkü'nden canlı olarak yayınlanacak "Durum" programında Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel ile "Bunalımdan çıkışı" konuşacağız.
Yazara Emailg.civaoglu@milliyet.com.tr